Türkçe Bilgi

(Sözlük 648.124 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Perşembe 22-Mayıs-2008 20:04:15
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Yemek İçmek arrow Yiyecekler arrow Şekerli tarih
Şekerli tarih
Perşembe, 16 Kasım 2006

Haçlı seferleri sayesinde şekerle tanışan Avrupa ülkelerinin şeker kamışından şeker üretmesi ise sekizinci yüzyıla rastlar.



Önünüzdeki tabakta duran çikolatalı pastadan kocaman bir dilim kesip, kopardığınız parçayı ağzınıza atıyorsunuz. Ağzınızdaki nefis tadın ne kadar şeker içerdiğini bilmiyorsunuz ya da biliyorsunuz ama bu sizi şimdilik ilgilendirmiyor.

Öncelikle şunu söylemekte fayda var; az önce ağzınıza attığınız pastadaki şeker çeşidi ile bir elmaya tadını veren şeker çeşidi aynı değildir. Bir kere, yediğimiz karbonhidratlı besinlerdeki şeker çeşidi ne olursa olsun, bu şeker vücudumuzun kullanabilmesi için glikoza dönüştürülür. Glikoz vücudun en hızlı enerji kaynağıdır.

Meyve ve sebzelerdeki şeker çeşidi früktozdur ve bilinen en tatlı şekerdir. Anne sütündeki şeker ise glatkozdur ve nihayet yediğiniz o güzel pastanın içindeki toz şeker yani sofra şekeri sakrozdur.

Şimdi, ham maddesi şeker pancarı ve şeker kamışı olan şekerin, nasıl bu kadar yaygın ve vazgeçilmez bir besin kaynağı haline geldiğine bakalım mı?

İlk kez Hintliler tarafından işlenen şeker kamışı, İÖ 3000 yıllarında yine Hindistan'da bir tatlandırıcı olarak kullanılmış. Büyük İskender'in fetihleri sayesinde Hindistan'a ulaşan Yunanlılar ve Romalılar, belki de bu yüzden şekere "Hint Tuzu" ya da "Asya Balı" gibi isimler koymuşlardır. İlk kez şeker ticareti yapan ve şeker üretimi için rafineri kuranlar ise Araplarmış.

Haçlı seferleri sayesinde şekerle tanışan Avrupa ülkelerinin şeker kamışından şeker üretmesi ise çok sonralara., sekizinci yüzyıla rastlar. Önce İspanya'da, sonra Güney Fransa'da gerçekleşir şeker üretimi. Üretimin ciddi boyutlara ulaşması ise 19'uncu yüzyıla kadar gerçekleşmez ve bu yüzyıldan sonra, ilk çağlarda yalnızca ilaç yapımında kullanılan şeker, insanlar için vazgeçilmez bir enerji kaynağı halini alır.

Çinli yazar Su-Kung'a göre ise Çinliler, çok eski tarihlerde şeker yapmayı öğrenmişler. Yazar, "Doğa Tarihi" adlı eserinde bir Çin imparatorunun, adamlarını, sırf bu işi öğrenmeleri için Bengal bölgesine gönderdiğini söylüyor.

İbn-i Batuta seyahatnamesinde, kendi yaptığı helvayı Kırım Türklerine ikram ettiğini ve Sultan hariç kimsenin helvayı tatmadığını anlatır. Ancak, Anadolu'ya geldikten sonra, Türklerin tatlıyla barıştıklarını görüyoruz. Çünkü burada yaşayan Romalılar yemek tariflerinde, şekeri olmasa bile balı çok kullanıyorlarmış.

Artık şekerin vücut için ne kadar gerekli olduğu da biliniyor, vücuttaki şeker fazlasının nelere yol açabileceği de. Şekerin Türk mutfağındaki yerine gelince, Kırım Türklerinden bugüne gelene kadar, şeker sofralarımızdaki yerini iyice sağlamlaştırmıştır.
(e-kolay)


 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin