| Çikolata |
| Salı, 01 Mayıs 2007 | |
|
Çikolata tarihi 'Çikolatanın tarihi Amerika'nın keşfi ile başlar' Dünya, bu tarihe kadar, bu lezzeti bilmeden yaşamıştır. Kolomb'un İspanya Kralı Ferdinand ile Kraliçe Isabella'nın tahtlarının önüne serdiği eşsiz hazinelerin arasında çikolatanın başlıca maddeleri de vardı. Bunlar arasında bir kaç tane kahverenkli, fasulye tanesine benzeyen ve aslında pek de bir şeye benzemeyen taneler de bulunuyordu. Bunlar aslında kakao ağacı tohumlarıydı ve günümüzdeki çikolata ve kakaonun da kaynağıydı. Kral ve Kraliçe bu tohumların önemini asla kavrayamadılar. Bunu ilk anlayan, kakao tohumlarının ticari potansiyelini ilk gören, büyük İspanyol kaşif Hernando Cortez oldu. Çikolata Amerika'ya Geliyor ABD'de de çikolata üretiminin gelişmesi başka hiç bir yerde olmadığı kadar hızlı oldu. ilk çikolata fabrikası 1765'te New England'da kuruldu. 2. Dünya Savaşı'nda ABD hükümeti çikolatanın besleyici özelliklerinin farkına vararak bu leziz yiyeceği askerlerine temin etmeye başladı. Çikolatanın bir rolü de müttefik askerleri arasında grup ruhunu oluşturmak oldu. Hatta çikolata astronotların diyetine bile konulmaya başlandı. Çikolata Avrupa'ya Yayılıyor Kakao üretimi işini yürüten İspanyol din adamları sonunda sırrı açıkladılar. Bu aşamadan sonra, bu, sağlık açısından da yararlı besinin Avrupa'ya yayılması çok fazla sürmeyecekti. 1657'de İngiltere'de sadece çikolata servisi yapan yerler açıldı. Ardından üretime makinalar girdi. Seri üretimde hız, kakao tohumlarının öğütülmesinde buharlı makinaların kullanılmaya başlamasıyla büyük bir ivme kazandı. 1730'lara gelindiğinde seri üretime geçildi ve çikolata pahalı bir besin olmaktan çıkıp herkesin mali gücünün yetebileceği bir lezzet haline geldi. 1828'de, kakao presi hem fiyatların iyice gerilemesini hem de -kakao yağının içecekten ayrılmasını temin ettiğinden- lezzetin artmasını sağladı. 1847'de bir İngiliz firması çikolatayı yiyecek olarak piyasaya sürdü. 1876'da da İsviçre'de Daniel Peter çikolataya süt katmanın bir yolunu bularak bugünkü sütlü çikolataya babalık etti. Çikolata ve Kafein Normal miktarlarda çikolata yiyen insanlarda yapılan kafein ölçümleri bu insanlardaki kafein oranının kafeinsiz kahve içen kişilerdeki kadar olduğunu ortaya koymuştur. İçinde mayalanabilir karbonhidratlar bulunan besinlerin diş çürümelerine neden olduğu bilinen bir gerçektir. Çikolatada da mayalanabilir karbonhidratlar mevcuttur ama yapılan araştırmalar çikolatanın çürüyen dişlerden sanıldığı kadar sorumlu tutulamayacağını ortaya koymuştur. Üniversitelerde yapılan araştırmalar, kakao ve çikolatanın, diş çürümesine neden olan asitlerin salgılanmasını, bir dereceye kadar engelleyebildiğini kanıtlamıştır. Ayrıca içerdiği doğal yağ bileşeni nedeni ile sütlü çikolatanın ağzı temizleyebildiği de saptanmıştır. Çikolatanın İçindekiler Günlük ihtiyacınızın önemli bir bölümünü çikolatadan temin edebilirsiniz. Sütlü bir kalıp çikolata, size 3 gram protein, günlük riboflavin ihtiyacınızın %15'ini, kalsiyum ihtiyacınızın %9'unu ve demirin %7'sini sağlayabilir. Çikolatanın, kandaki serotonin düzeyini arttırdığı ve iyi bir antidepresan olduğu da son on yılın önemli bilgileri arasında. Kendinizi pek de iyi hissetmediğiniz bir günün sabahında ekmek, açma ya da simit dilimleri üzerine terleştirilmiş çukulata parçalarını birkaç dakika fırınlayıp mideye indirmek için bulunmaz bir mazeret bu bilgi. Kakao Ağacı Yetiştirilmesi Kakao ağacının kökeni tartışmalıdır. Bazılarına göre Amazonlar bazılarına göre ise Venezüella veya Orta Amerika'dır. İyi bakılmış kakao ağacı ilk meyvesini beş yaşında verir. Bu süre bakıma göre 3 seneye kadar da indirilebilir. Meyve, bezelye benzeri bir kabuk içindedir. Çikolata ve Akne Geçtiğimiz yirmi yılda yapılan araştırmalar ortaya koymuştur ki çikolata ne akneye yol açar ne de mevcut akneyi azdırır. Çikolata görünümlü ama içinde çikolata olmayan ve normalden on kat fazla çikolata içeren besin verilen deneklerde yapılan ölçümlerde, akne oluşumunda her iki grup arasında birbirinden hiç de farklı sonuçlar elde edilmemiştir. Çikolata ve Kilo Problemi Sanıldığının aksine kilolu insanlar fazla yemekten -özellikle de tatlı yemekten- değil hareketsizlikten dolayı kilo alırlar. Bir kalıp çikolatadaki kalori (Kcal) miktarı aslında sadece 210'dur. Bu da, çikolatanın düşük kalorili diyetlerle çelişmeyen bir besin olduğunu ortaya koyar. Araştırmalar, kakao yağının kandaki "mevcut" kolestrol düzeyinin yükselmesine neden olmadığı ispatlamıştır. Bunun da nedeni içerdiği yüksek stearik asit (içyağı asidi) içeriğidir. Kolesterol'ün hayvan hücresinde bulunan bir madde olduğundan habersiz birçok insanın bizzat çukulatanın kolesterol ihtiva ettiğini düşünmesi ise bu konudaki en yaygın yanlış bilgilerden biridir. Gizlilik Her üreticinin kendine has bir formülü vardır. Büyük lezzetleri yaratan da bu ufak tefek farklardır. En sıkı saklanan sırlardan biri çikolata üretiminde kullanılan yöntemlerdir. ÇİKOLATA VE SAĞLIK "Çikolata ve sağlık" konusundaki mitlerin birçoğu bilimsel gerçeklerin karşısında birer birer ufalanıyor. Lezzetli olan zararlıdır görüşü çikolata ve kakao için geçerli değil. Çikolata hem leziz hem de zararsız. Yediğimiz Çikolata Nasıl Yapılır Kakao yağının ayrılmasıyla elde edilen kakaonun aksine çikolata, yağın eklenmesi ile üretilir. Bizde pek bilinmeyen şekersiz, bitter ya da sütlü hiç fark etmez. Yöntem aynıdır. "Conching" denen bir yöntemle çikolata bir yoğurma işleminden geçirilir. Ağır silindirlerle yapılan bu yoğurma işlemi birkaç saat veya birkaç gün sürer. Kalıplara döküldükten sonra soğutma odasına ulaşan çikolata sabit bir hızla soğutulur. Soğumuş çikolatalar paketlenir ve dağıtıma çıkar. Diğer gıda üreticileri için gönderilen çikolata ise sıvı olarak teslim edilir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|