| Cuma 05-Eylül-2008 22:53:12 | (Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Semaverden poşet çaya! |
| Perşembe, 16 Kasım 2006 | |
|
Zevke ya da sağlık durumuna göre tercihler açık, limonlu, şekerle ya da şekersiz gibi servis edilir. Çay ülkemizde en çok tüketilen sıcak içecek. Çaysız bir kahvaltı, çaysız bir konuk ağırlama hemen hemen yok gibidir. Yemek davetleri sonrasında da çay önemli bir ikramdır. Makbul çay "tavşan kanı" diye tabir edilen berrak, demli çaydır. Erzurum bölgesinde sert kesme şeker kırılıp, ağzın içinde bekletilerek çay içilmesine kıtlama çay denir. Çayın en çok tüketildiği illerden biri olan Erzurum'da semaver çayı çok makbuldür. Bazı kahvehanelerde çay iki renk olarak verilir. Alta çayın suyu konup şeker katılarak karıştırılır, üzerine konan dem, şekerli suyla yoğunluk farkı nedeniyle deme karışmaz ve iki renk olarak sunulur. Soğuk hava nedeniyle kahvehanelerden dışarıya servis edilen çayların bardaklarının kapakları vardır, ya da bardak, çay tabağına ters çevrilerek tepsiye konur. Çay uzun yıllar sadece cam ya da kristal ince belli bardaklarla içildi. Ama özellikle poşet çayın çıkması ve batı kültürünün etkileriyle çay artık, değişik boyutlardaki cam, porselen ya da seramik fincanlarla da içiliyor. Hatta kupalar da çay içiminde kullanılıyor. Çay bardakları da kahve fincanları gibi gümüş ya da altın zarflara konmuş, hatta Anadolu’da genç kızlar çeyizlerindeki çay bardaklarına dantel kılıflar örmüşler. Çay tabağı ve kaşığında önceleri gümüş ağırlıklı olarak kullanılırken, günümüzde çay tabakları porselen, çelik ya da cam, kaşıkları ise çelik ağırlıklı olarak bulunmakta. Ülkemizde çayın Çin’de ya da Japonya’da olduğu gibi törensel sunumları yok. İngilizlerin beş çayı ad olarak kullanılsa da öyle bağımlı olduğumuz özel bir saat yok. Sabah, öğleden sonra, akşam, gece her saat çay bardağı elimizde bizim. Deyimlerimizde, türkülerimizde var. Çay ekiminin yapıldığı, yani zahmetinin çekildiği Karadeniz yöresinde çayla ilgili türküler, maniler genelde çay toplamakla ilgili. İşin zor yanını üstlenen Karadenizli, bunu türkülerine de öyle yansıtmış. İşte bir atışma türkü: "Peştamal tezgahında canım çıkayi, canım Varacağum kocaya, olacağıum ben hanum, Kocaya varmayilen hanum mi olacasun, İnip çay bahçesine, yaprak toplayacasun." Ama çayın sadece sefasını süren Erzurum'da çay, türkülerde şöyle yer alır: "Kıtlamasan, tatlısan çay çay çay Her derdin ilacısın, çay çay çay" Tahir Karagöz'ün segah makamında bestelediği "Çay İlahisi" de çay keyfine bir örnektir: ..."Semaveri alıştırdık Çaya şeker karıştırdık Küskünleri barıştırdık Yan semaver, can semaver Can sana kurban semaver Semaveri kaynatalım Çaya biraz gül katalım Gamı, kederi atalım Yan semaver, can semaver Can sana kurban semaver"... Kaynak: İÇTİĞİMİZ ÇAY, Prof.Dr. Turgut Yazıcıoğlu (TÜBİTAK Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Enstitüsü) 1974 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|