Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Pazar 23-Kasım-2008 21:47:50
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Yemek İçmek arrow İçecek Rehberi arrow Kahve Yemen'den (mi) gelir?
Kahve Yemen'den (mi) gelir?
Perşembe, 16 Kasım 2006

Kahvenin saray içeceği olarak itibar kazanması, IV. Mehmet döneminde olmuştur. Tabii kahve saraya girince, kahvecibaşı diye bir makama da ihtiyaç duyuldu.



Sultan Abdülhamit'in kızı Ayşe Osmanoğlu 1960'ta yayımladığı "Babam Abdülhamit" adlı anı kitabında babasının kahve içme tarzını şöyle anlatır. "Babam kahveyi pek severdi. Fakat yalnız Yemen kahvesi kullanırdı. Yemeklerden sonra kahve içtiği gibi, ayrıca, arada da altı-yedi defa içerdi. Kahvecibaşı Halil Efendi babamın mizacını öğrenmişti. Kahvesi ne koyu, ne de açık ve sade olarak pişirilirdi. Kahvecibaşı beyaz eldiven giyer ve kahveyi öyle pişirirdi. Kahveyi harem kapısına getirir, zili çalar, nöbetçi, haznedarın eline teslim ederdi. Kahve tepsisi, babamın annesi Tirimüjgan kadının yadigarı küçük altın bir tepsi olup, üzerine gümüş bir cezve ve iki tane porselen beyaz fincan konurdu. Fincanlarda babamın markası vardı. Babam birinci fincanı içtikten sonra, ikinciyi diğer fincanla içerdi. Annemle beraber içtikleri vakit, aynı fincanlardan ayrıca bir çift daha getirirlerdi... biz çocuklarından hiç biri, huzurunda kahve içmedik, ayıp sayılırdı".

Hep "Yemen'den gelir" diye terennüm ettiğimiz kahve, aslında Habeşistan (şimdiki Etiyopya) kökenli bir bitki. 1000 yıllarında kahve Habeşistan’da biliniyor ve kullanılıyordu, ama bir içecek olarak değil... Önce fırında kavruluyor, sonra değirmende çekilerek un haline getiriliyordu ve yağla yoğrularak yapılan hamur, ekmek gibi şekillendirilerek tekrar fırına veriliyordu. Yoksul halk gününü bir somun kahve ekmeğiyle geçirirdi. Kahvenin içecek olarak kullanılmaya başlaması değişik zamanlarda örneklenir. Bazı kaynaklara göre bu tarih 15. yüzyıllın ortalarıdır (Türkiye'de Kahve ve Kahvehaneler – Süheyl Ünver). Bazı kaynaklara göre ise 1258'de Şeyh-ül Hasan Şazili adlı bir Arap şeyhine hac yolunda Zümrük Dağı yakınlarında konaklarken bir müridi tarafından kahve ikram edilmiştir (Kahvenin Öyküsü – Taha Toros)

Kahveyi 16. yüzyılda Habeşistan'dan Yemen'e getiren kişinin Türk komutan Özdemir Paşa olduğunu, Ahmet Raşit'in "Yemen ve San'a Tarihi" kitabından öğreniyoruz. Aynı Özdemir Paşa, kahveyi Osmanlı'ya da tanıtacak, kahve ülkemizde öyle büyük bir ilgi görecektir ki, batı dünyası onu Türk şarabı olarak uzun yıllar anacaktır (Kahvenin Yemen'e geliş tarihi de Abd-el-Kadr'ın yazma eserine göre 1450 yıllarıdır).

Osmanlı'nın Mısır'ı fethinden sonra Memlukler zamanından kalan Çerkeslerden olan özdemir Paşa, Portekiz işgali tehlikesine karşı, Hadım Süleyman Paşa'yla San'a'yı zaptetti. Yemen'in bir bölümünün yönetimi ona bırakıldı. O dönem Özdemir Paşa, Habeş taraflarını fethetti (1545) (Osmanlı Tarihi Cilt II – İsmail Hakkı Uzunçarşılı). Bu fetih Özdemir Paşa'ya hem zafer, hem de kahvenin tanıtımı misyonunu getirdi. Önce Yemen'i kahveyle tanıştırdı ve Yemen kısa sürede kahvenin en iyi yetiştirildiği bölge oldu. 17. yüzyılın sonlarına dek dünya kahve üretiminin hemen hemen tamamı Yemen’de sağlanıyordu. Kahve değer kazandıkça talipleri de arttı. 1658'de Seylan (bugünkü Sri Lanka), sonra 1696'da Cava Adası kahve üretimine geçti. Amerika kıtasının keşfiyle, 1718’de Sürinam kahveyle tanıştı. 18. yüzyılın sonlarında Martinik, Brezilya, Jamaika, Küba, Porto Rico, Costa Rika, Venezuela, Meksika ve Kolombiya'da yaygın kahve üretimi başlamıştı.

Kahve Arapça bir sözcük. Anayurdu Habeşistan'ın kahve yetişen bir bölgesinin adı olan Kaffa'dan adını aldığı söylenceler arasında.

Arapça "gahwah" (içecek, şarap) sözcüğünün de kahvenin isim kaynağı olduğu ileri sürülmüştür. Kahvenin diğer adı da 'moka'dır ve o da kahvenin ilk kez dışsatımının yapıldığı Kızıldeniz'in Muha İskelesi'nden adını almıştır. Kahve, İngilizce'de "Coffee", Fransızca'da "cafe", Almanca'da "Kaffe", Macarca'da "kave"dir.

Kahve, İstanbul'da 1517’de, yani 1. Sultan Selim zamanında duyulmuş, ama bu tarihten 34 yıl sonra içilmeye başlanmıştır. Avrupa'ya ise Osmanlı tüccarları sayesinde önce İtalya'ya, oradan da Fransa'ya geçmiş, zamanla tüm Avrupa'ya yayılmıştır.

Kahve Kanuni Sultan Süleyman zamanında, İmparatorluğun sınırları içindeki Yemen'den gemilerle gelmiş (1520), ancak keyif veren bu madde için çıkan fetva sonucu, Tophane'ye demirleyen gemilerin dipleri delinerek yükleriyle birlikte batırılmıştır. Bu traji-komik durum, Katip Çelebi'nin "Mizan'ül Hak fi İhtiyarülhak" adlı eserinde sebepleriyle hikaye edilmiştir.

Hazırlayan: Zerrin Özalp Öztarhan - e-kolay.net
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz

busy

Son Yenileme ( Perşembe, 16 Kasım 2006 )
 
< Önceki   Sonraki >