| Din Rehberi Ve Bilgileri |
| Perşembe, 21 Eylül 2006 | |
|
Sayfa 1 toplam 8 Kur'an Kelimesinin manası : Bilindiği gibi yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim dört büyük semavi kitaptan biri ve sonuncusu olp, HZ. Muhammed (s.a.v)'e indirilmiştir. Ona gelen vahiyleri anlatır. Dilciler Kur'an teriminin hangi kökten geldiği hususunda değişik görüşler ortaya koymuşlardır. Bu görüşlerden daha çok tercih edilene göre bu kelime, okumak anlamına gelmektedir. Kur'an'ın Hz. Peygambere vahyedişi : Kur'an bir diğer özelliği de Allah tarafından Cebrail adlı melek aracılığı ile Hz. Muhammed (s.a.v)'e gönderilmiş olmasıdır. Ancak bu geliş toptan olmamış Hz. Peygamber'in 23 yıllık hayatı boyunca çeşitli problemleri çözmek , çeşitli sorulara ve toplum içinde ortaya çıkan güçlüklere cevap olmak üzere kısa kısa ayetler şeklindi vahyedilmiştir. İlk vahi, miladın 610. yılında Mekke'nin 3 mil kuzey-doğusunda bulunan HİRA mağrasında gelmiş. Gelen vahiler, Hz. Peygamber ve diğer müslümanlar tarafından süratle ezberlenmekle birlikte, ayrıca yüce Peygamberin emri üzerine vahi katipleri tarafından yazılıyordu. Bir ayeti aynı zamanda birkaç görevli katip ayrı ayrı da yazmış oluyorlardı. Dört halive, Zeyd b. Sabit, Ubeyy b.Ka'b, Halid b. El- Velid, Sabit b. kays, Muaviye b. Ebi süfyan... Hz. Muhammed'in vahi katibi olarak görevlendirdiği sahabilerindendir. Kur'an ayetlerinin sıralanması : Kur'an tarihi izlendiğinde görülür ki, Kur'an'un ne sureleri ve ne de ayetleri Hz. peygamber'e gönderiliş sırasına göre düzenlenmemiştir. Nitekim ilk nazil olan ayetler, bugün elimizde bulunan nüshaların 96. suresinde yer almaktadır. Bu durum karşısında şu soruyu ortaya çıkıyor? Acaba sure ve ayetlerin sıralanması kimt arafından yapılmıştır? Şüphesiz Hz. Osman'dan bu yana nesillerden nesillere intikal edip gelen yazma ve matbu mushaflar bu konuda herhangi bir ayrılıktan söz etmek mümkün değildir. O halde bu tertip en azından Hz. Osman'ın mushaflarıyla başlamış görülmektedir. Bu duruma göre sorumuzun cevabının Hz. Osman'la ve onun resmi çalışmalarıyla ortaya koyup çevre illere gönderdiği mushaflarla kesin ilsi vardır. Konuya bu açıdan bakınca sorumuzu : Hz. Osman bu mushafları yazdırırken sure ve ayetlerin tertibinde hangi esasa göre hareket etmiştir? Hz. Osman mushaflarını yazdırırken 2. surenin 240. ayetine gelince Abdullah b. Zubeyr, bu ayetin 234. ayetle yazıldığını hatırlattı ve : -Yazmasınız olmaz mı ? anlamında bir hatırlatma yaptı. Hz. Osman'ın cevabı şu oldu. -Ey kardeşimin oğlu! Ondan hiçbir şeyi yerinden oynatmaya benim gücüm yetmez. Bizzat Hz. Peygamber'in, vahi geldiği zaman "bu ayeti filan surenin filan yerine koyunuz..." anlamına gelen emirlerini de yine aynı kaynaklarda rastlamak mümkündür... Kur'an öğrenmenin ve öğretmenin önemi : Bildindiği gibi Allah kelamı Kur'an, sözlerinin en yücesi, dünya ve ahiret saadetimizin menbaıdır. Onun diğer bütün sözlere üstünlüğü, Rasul- i Ekrem ( S.A.V)'in benzetilişiyle , Cenab- Hakkın bütün yarattıklara üstünlüğü gibidir... Sevgili peygamberimizin ashabın ileri gelenlerine rivayet eden hadis-i şeriflerinde şöyle buyurulmuştur : Sizin en hayırlınız, Kur'an öğrenenleriniz ve onu başkalarına öğretenlerinizdir. Diğer bir rivayetle Efendimzi şöyle buyurmuştur: Cenab-ı Allah'ın insanlar içinde bir grup has kulları vardır. Bu söz üzerine " onlar kimlerdir ya Rasulullah ? diye soruldu ve Efendimiz şu cevabı verdi : Kur'an ehli kişiler. Onlar allah'ın kendine yakın ve seçkin kullarıdır. Nitekim bir ayetde şöyle buyurulur : Şüphe yok ki bu Kur'an, en doğru yola götürür. En doğru yolu bulabilmek için, en doğru yola götüren kitabın bilinmesine ihtiyaç vardır. O halde Kitabullah öğrenilcek ve öğretilecektir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle der: Ya Eba Zerr! Sabahleyin erkence davranıp Allah'ın kitabından bir ayet öğrenmen senin için yüz rekat namaz kılmakdan daha hayırlıdır.... İşte günümüzün gerçeğine Hz. Muhammed'in sözü... - Peygamber efendimiz ashabından iki kişi bir gün bir mescide geldiler. İmam namazdan selam verince cemaattan biri bir miktar Kur'an okudu ; sonra da yardım istedi olaydan müteesir olan sahabilerden biri : - Hepimiz Allahınız ve Allah'a döneceğiz. Peygamber efendimizi şöyle derken işitmiştim : Pek yakın bir gelecekte bir grup insan türeyecek bunlar Kur'an'ı alet edip dilenecekler. Bu işi kimin yaptığını görürseniz, sakın ona birşey vereyim demeyiniz... Bir hadisinde yine Peygamber'imiz şöyle buyurmuştur : Kur'an'ı okuyunuz ve onunla amel ediniz. Ondan asla uzaklaşmayınız. Onun hakkında haddi aşmayınız. Onunla dünya karşılığında ücret alıp yemeyiniz. Onunda dünya malınızı çoğaltmak istemeyiniz... Üzerinde tartışma olamıyacak kadar gerçektir ki, Allah'ın kitabı Hz. Kur'an, ibadet düşüncesiyle okunur ve dinlenir. Bu işi para ile yapanlara dahi sorsanız Allah ruzasından söz ederler, hatim sonunda Allah Kabul Etsin demeyi bile unutmazlar. Bu gerçeği öğrendikten sonra, Hz. Peygamber meşhur hadisinde şöyle demiştir: Yapılan işlerin değeri, ancak niyetleriyle ölçülür. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan da ancak odur... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|