| Pazar 07-Eylül-2008 02:33:54 | (Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| İmamoğlu, Adana |
| Çarşamba, 13 Aralık 2006 | |
|
Sayfa 4 toplam 8 FIRKA-İ İSLAHİYYE: İmamoğlu İlçe merkezinin ve bölgesinin yerleşime açılmasında ve bugünkükonumunu kazanmasında Fırka-i İslahiyye olayının büyük payı vardır. İmamoğlu Bölgesi `nin Fırka-i İslahiyye ile birlikte yerleşik hayatın başladığı anlaşılmaktdır. Fırka-i İslahiyye olayının İmamoğlu bölgesi ile bağlantısını en iyi Ahmed Cevdet PAŞA'nın MA'RUZAT isimli kitabından öğrenmakteyiz. Ahmet Cevdet Paşa fırka-i islahiyye harekatının genel gerekçesini Ma` ruzat isimli kitabında (aşağıdaki gibi) açıklamıştır. “Kırım muharebesi esnasında her taraftan asker yardımı çağrılıp- gönderilirken “acaba kozanoğlu da muharebeye gönderilebilir mi?”diye bahs oldu. O zaman İngiliz baş tercümanı Reşid PAŞA'ya ' eğer teminat verirseniz biz kozanoğlu'nu muharebeye sevk ederiz' demiş. Reşid PAŞA ingilizlerin bu tavrından ürkmüş, ' Kozan bir müddet daha bu hal üzre giderse oraya Ecnebi eli girer ve KOZAN da bir hükümet_i mümtaze şeklini alur. Aslında Kozan'da şimdiye kadar evamir_i devlet carii olmamış ise de haricen tanınmış bir hükümet de değildir. Amma müdahale_i ecnebiyeye maruz kalırsa, o başımıza bir bela olur. Şimdi sırası değil, Lakin ileride Kozan'ı tahtı zabt u rabta almalıyız.’ diye değer Kırım muharebesinden beri gayr-i müslim vatandaşlardan asker almak meselesi mevzuu bahis olduğu halde, henüz buna bir karar verilmemişti. Bu defa asker sayısı iyice azalmış ve kur'a daireleri daralmış olduğu cihetle, bu mesele yine bahse konu oldu. Asker sayısının artırılması hususunda Ahmet Cevdet PAŞA gayr-i müslim vatandaşlardan askere almanın sakıncalarını belirttikten sonra kendi teklifini zamanın Osmanlı idaresine sunmuş. ' evet ,şimdi devlet 'vur abalıya'meselesince hep muti ahali üzerine yükleniyor. Böyle giderse anasır-ı asliyemiz olan Türklere günden güne zaaf geliyor. Halbuki bizde tensikatı askeriyeden müstesna çok yerler var. Onlar taht_ı inzibata alınırlarsa kur'a daireleri tevessüü eder ve unsur-u aslimiz olan Türkler haylinden hayli nefes alır. Ayrıca, Reşit PAŞA'nın KOZAN hakkındaki değerlendirmesi de hatırlardan çıkmamıştır. (doğrudur.) GAVUR DAĞI da ezkadim hali isyandadır. Ve bu esnada ehemmiyeti çok artmıştır. Öte yandan KÜRT DAĞI dahi ona müşabih bir haldedir. AKÇA DAĞ bir hali serkeşidedir. DERSİM ise eşkiya yuvasıdır. Etraftaki caniler oraya iltica ile pençe-i mücazattan kurtuluyorlar. Ve bu dağlar sebebiyle bir çok aşiret dahi bu serkeş isyan vadisinde dolaşıyor. Buraları taht-ı zabtu rabta alınsa muti ahalinin yükü çok hafifler ve o zaman da gayr-i müslim ahaliden asker almak meselesi ortadan kalkar.” FIRKA-İ ISLAHİYYE namıyla bir ordu kuruldu. Kumandanlığını Dördüncü ordu-yu hümayun müşiri müşar-ün ileyh Derviş PAŞA'ya , Komiserliğini de Ahmet Cevdet PAŞA'ya verdiler. Ayrıca, Gazi Ahmet MUHTAR PAŞA da bu ordu içinde görevliydi. Fırka-i İslahiyye bu şekilde kurulduktan sonra doğruca KOZAN'a hareket etmesi planlanmış iken; askeri-teknik planlamalar GAVUR DAĞI istikametine hareketi zorunlu kıldı. FIRKA-İ İSLAHİYYE 30 Mayıs 1865 (rumi 1281 yılnın Muharrem Ayının gurresi) günün de vapurlarla Adana eyaleti sahillerine ulaştı. FIRKA-İ İSLAHİYYE'nin görev alanı, İskenderun'dan Maraş ve Elbistan'a; Kilis'ten Niğde ve Kayseriyye'ye; Adana sahillerinden Sivas eyaleti hududlarına kadar geniş bir alanın ıslahına memur adilmişti. KOZAN SANCAĞI, kuzeyden Sivas ve Güneyden Adana eyaletleri ,Doğudan Maraş Sancağı, Güneyden Kayseri ve Niğde sancakları ile sınırlı çok sarp dağları olan bir yerleşimdir. Ekser ahalisi Selçukilerden kalma Türklerdir ki FARSAH (varsak) aşiretinden oluşmuş cemaattir. Bu dağlılar , kozan oğullarının piyade askeri olup, Çukurova'dan Ceyhan nehrinin sağ cihetindeki göçebe aşiretler dahi onların süvari askeri idi. Çünki bu aşiretler Çukurova'da kışlayıp, yazın Anadolu içerisindeki yaylalara giderlerdi. Gidip gelirken Kozan'dan geçmeğe mecbur olmaları nedeniyle Kozan oğlu'nun müsaadesine muhtaç ve onun aşiretlerinden madud idiler. Çukurova 'nın Kozan ile Adana arasındaki bölümü bu aşiretlerin kışlak yerleri olmağla bu bölgenin büyük kısmı Kozan Sancağı'na aitti. Bunlar, AFŞAR ve SIRKINTI namı ile anılır iki büyük Türkmen aşiretleri ile; KIRINTILI , LEK ve HACILAR namı ile anılır üç küçük aşiretlerdir. KOZAN SANCAĞI, Kozan-ı Garbi ve Kozan-ı Şarki olarak iki kısımdır. Fırka-i İslahiyye döneminde, Kozan-ı Garbi ağası Ahmet AĞA, Kozan-ı Şarki ağası Yusuf AĞA idi. Kozan-ı Garbi' ye Çukurova'nın göçebe aşiretleri ve Sis, Feke bağlıdır. Kozan-ı Garbi ağası Beylanköy'de ikamet etmektedır. Kozan-ı Şarki 'ye Haçin ve Gürleşen Kasabaları bağlıdır. Kozan-ı Şarki ağası Gürleşen karyesinde ikamet ederdi. FIRKA-İ İSLAHİYYE müfrezasi kumandanı Mirliva Kurd İsmail Paşa , Kozan-i garbi ve Kozan-ı Şarki'ye askeri mukavamet görmeden girdi. FIRKA-İ İSLAHİYYE Kozan'da gerekli islahatı yaptı. Kozan sancağı kuruldu. Kozan Sancağına SİS, BEYLANKÖY, HAÇİN ve KARS-I ZÜLKADRİYE İlçeleri bağlandı.Sancak Kaymakamlığına Mirliva Hüsni Paşa tayin kılındı. Çukurova aşiretlerinin iskanları bir mühim mesele olmak hesabiyle Kozan Sancağının merkezinin Çukurova cihetinde olması lazım geldiğinden , SİS kasabası Katogikosluk makarrı olduğundan merkez-i liva ittihaz kılınmıştır. SİS ile ADANA arası SIRKINTI aşiretinin kışla mahalli olmakla burada karyeler teşkiliyle iskanları mukarrer olduğundan icray-ı icabına teşebbüs edilmiştir. FIRKA-İ İSLAHİYYE ile aşiretlerin mecburi iskana tabii tutulmaları aşiretleri ,uzun yıllardır alıştıkları göçebelik yaşamından uzaklaştırdığından iskana uyumda zorlanmışlardır. Çukurova'nın her tarafında yeni yeni köyler teşkil edilmiş ve kurt İsmail PAŞA'nın zoruyla aşiretlerin çadırları bozulup, parçaları hanelerine döşeme yapılmış olduğu hayret ve şaşkın bakışlarla görülmüştür. Lakin Çukurova'yı kamilen ihya vü imar içün pek çok nüfus lazımdır. Bir kerre bir çok aşiretin çadırları alınarak haneler inşa ile yeni yeni köyler teşkil olunmakda ise de; Çukurova'nın vüsat-i ziyade olduğundan hali (boş) yerleri çok idi. Ve bu esnada bir çok mühacirin-i Çerakise der-desti iskan olundi ise de , dağ halkı ovalarda yaşamadığından , onları dağlarda ve yaylalarda iskan etmek lazım geliyordu. Maamafih biz kendi aşiretlerimizi iskan ile yeni yeni kasaba ve köyler teşkil ettiğimiz halde, hükümet için zaruri olan bina inşasına bab-ı ali mani olurken, artık buralarını düşünmeye vakit yok idi. SİS'ten ADANA'ya gelirken,on sekiz saatlik mesafe boyunda SIRKINTI aşiretinin müceddeden bir çok köyler yapmakta olduğu görüldü.Ve bu köylerin bir kısmı SİS'e , bir kısmı da ADANA'ya ilhak ve iki müdirliğe taksim olunmak mukarrer olarak müdirleri tayin olunmuş ise de ,iki yerde birer küçük hükümet konağıyapılmak lazım geleceğinden başka , yeni açılmış ve henüz taht-ı inzibata alınmış olan kozan'a Adana!dan gidip gelecek pek çok tüccar bulunduğu halde, on sekiz saatlik bir günde kat edemiyeceklerinden , hiç olmaz ise bir gece beytutet için yarı yolda ve yeni yapılan karyelerden birinde bir han yapılmak lazım gelüp, aşiret halkı böyle şeylerin henüz ehemmiyetini takdir edemiyeceklerinden bu da hükümetin himmetine mevkuf idi. Ve böyle Han yapılacak bir mahalli münasibte bir miktar zabtiyye ikame etmek üzre bir de muhkemce karakolhane yapılmak lazım idi. Bab-ı alice ittihaz olunan usul-i tasarrufiye ise bunların cümlesine mani idi.Çukurova'nın mamuriyetini görüp, mütelezziz oldum. |
|
| Son Yenileme ( Perşembe, 15 Mart 2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|