Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Pazar 23-Kasım-2008 00:08:26
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Sözlük arrow Felsefe Terimleri arrow Yabancılaşma
Yabancılaşma
Çarşamba, 27 Aralık 2006

Bir kimsenin kendi emeğinin ürünlerinden aşırı biçimde kopması; genellikle yaşamın aslında çekici ve değerli olabilecek kimi yönlerinden açıkça nefret etmeyle ya da bunlara kayıtsız kalmayla sonuçlanan toplumsallıktan ayrı düşme. Terimi ilk kez Hegel, Tinin Görüngübilimi (1807) adlı yapıtında, “saltık” aracılığıyla kavranmamış insan yaşamının kolaylıkla doğaya yabancılaşacağını vurgulamak üzere kullanır.


Tinin Görüngübilim yabancılaşma konusunu işlerken Hegel’in asıl ereği, Hıristiyan kültürünün Antik Yunan kültüründen çıkışının “tinin öz-yabancılaşması”, çağcıllığın (modernliğin) ise bu yabancılaşmayı aşma süreci olduğunu göstermektir. Hegel’e göre yabancılaşmayı en iyi “mutsuz bilinç” örnekler. Ancak mutsuz bilinç, toplumsal sürecin yalnızca öz-bilinç düzeyinde ifade edilmesidir.

Bireysel öz-bilincin derinleşerek gelişmesi , her bir kişinin kendi başına değerli olmasını ve bu değere saygı duyan bir toplumsal düzenin doğmasını sağlamıştır. Hegel, din alanında Lutherci reformları, siyaset alanındaysa Fransız Devrimi’ ni yabancılaşmanın olumlu bir yöne evrilmesinin örnekleri sayar.

Feuerbach ise insanın kendine özgü etkinliğinden aşırı biçimde koparılmasından doğacak tehlikeleri vurgularken yabancılaşma kavramından söz açar. Hegel’in yabancılaşma kavramını Feuerbach din eleştirisinde kullanır. Feuerbach’a göre tanrı düşüncesinin, kendi insan özü düşüncemizden öte bir anlamı yoktur. Din, insanın kendine yabancılaşması, insanın kendi kendisinden kopmasıdır. Feuerbach’ın dinsel yabancılaşma eleştirisi, aynı zamanda dinin yol açtığı ahlaksal ve toplumsal sorunları çözümlemeyi de amaçlar,

Marx bir adım daha ileri giderek, kapitalist toplum koşulları altında bir işçinin öteki işçilerle, emeğinin ürünleriyle, hafta kendisiyle anlamlı bir ilişki içinde yaşamasının olanaksız olmasını yabancılaşma terimiyle anlatır. Mara çağcıl (modern) kapitalizmde gördüğü biçimiyle insanın toplumsal özünü, pratik yabancılaşmanın bir biçimi olarak betimlemeye girişir. Böylece, işçinin kendi emeğine yabancılaşması, çalışma etkinliğine yabancılaşması, insancıl özüne yabancılaşması, öteki insanlara yabancılaşması olmak üzere dört ayrı türden yabancılaşma belirler. Tıpkı Hegel gibi Marx’ da yabancılaşmayı gelişim sürecinin bir evresi olarak görür. Ne var ki Marx hem Hegel’ den hem de Feuerbach ile Bruno Bauer’ in öncülüğünü yaptığı Genç Hegelcilerin yabancılaşma anlayışından önemli ölçüde ayrılır. Marx’a göre Hegel, yabancılaşmanın özünü belli türden bir bilincin merkezine koyarak, düşünceleri değiştirdikten sonra toplumsal dünyanın değişeceğini savunur. Oysa yabancılaşma toplumsal dünyanın nedeni değil sonucudur; aslolan ilkin bu yabancılaşmış dünyayı değiştirmektir.

Aslında birbirleriyle uyum içinde, yerli yerinde duran şeylerin birbirinden ayrılmasını, koparılmasını, ufalanmasının niteleyen her türden toplumsal ya da ruhbilimsel kötülüğün adı olarak yabancılaşma XX. yüzyıl toplum kuramlarının ve eleştirilerinin kilit kavramıdır. Karşılıklı etkilenime ve anlayışa izin verilmeyen ortamlarda insanlar birbirlerine yabancılaşır; siyasal odaklardan koparılan ya da bunlar karşısında güçsüz bırakılan yurttaşlar da siyasal yabancılaşmaya uğrarlar.
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz

busy

 
< Önceki   Sonraki >