|
Çarşamba, 27 Aralık 2006 |
İlkçağ Yunan felsefesinde varılacak son nokta olarak “tamamlanma”; ulaşılacak “hedef” anlamında kullanılan terim “erek” ya da “son amaç”.
İlkçağ Yunan düşünürleri, insanoğlunun “iyi bir yaşam” sürmeyi amaç edindiği, insanın telos’unun mutluluğa erişmek” olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu nedenle de insanın tüm yapıp etmelerini bu “önkabul” ışığında ele alıp ahlâk felsefelerini buna göre biçimlendirmişlerdir.
Erişilmek istenilen yer ya da şey olarak tek, düşüncesi yalnızca ahlak felsefesiyle sınırlı kalmamış; gerek canlı gerek cansız tüm diğer varlıkların alanına da sızmıştır. Antik Yunan düşüncesinde bu telos olmaksızın hiçbir varlığın etkinliğini yorumlamak ya da değerlendirmek olanaklı değildir. Sözgelimi Aristoteles için duyulur bir şeyin ya da doğal bir nesnenin telos’u kendi içkin biçimiyle özdeştir. Başka bir deyişle bu telos onun hamurunda vardır, o amacını kendi içinde taşır. Aristoteles tüm doğal nesnelerin ereklerini kendi içlerinde taşıdıklarını ve bu ereklere göre biçimlendirdiklerini (biçime kavuştuklarını) savunmuş; bu erek bilgisel anlayışı devinimin (kinesis) kaynağını açıklarken de sürdürmüştür (Fizik II, 198a, 198b) evrenin (kosmos) bir telos’u olduğunu, bu telos’a göre oluştuğunu savunan Anaksagoras’la felsefe sahnesinde yer alan telos, düşüncesi, Antik Yunan kültürünün iki sacayağını; ilkçağ Yunan felsefesi —özellikle de ahlak felsefesi— ile ilkçağ Yunan bilimini derinden etkilemiştir.
|