|
Çarşamba, 27 Aralık 2006 |
Ahlâksal bir özelliğin ya da ahlâksal bir doğrunun hiçbir aracıya konu olmaksızın dolaysız bir biçimde kendiliğinden görülebileceğini savunan görüş; belli türden şeylerin, durumların, ilişkilerin ya da yapıp etmelerin “yaradılıştan iyi” olduklarının bilgisine doğrudan sahip olduğumuzu öne süren etik kuramı. Sezgici etik kuramcıları sezginin bize ahlâki doğrulara, neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğine ilişkin doğrulara ulaşmanın yolunu gösteren özel bir yeri olduğunu savlarlar.
Öte yandan, çağdaş siyaset ve ahlak felsefecisi Rawls için sezgici etik anlayışı, öncelik sonralık ilişkisi temelinde düzene konamayan, birtakım başka ilkelere indirgenemeyen ilk ilkelerin varlığını savunan, arkaik yönleri ağır basan bir görüşe göndermede bulunmaktadır. Sezgici etiğin başlıca iki biçimi söz konusudur. Birincisine göre, tek tek somut eylemlerin ya da insanların doğrulukları ile iyiliklerini sezerek, buradan tümevarım yoluyla genel ahlak ilkelerine, yani yeter sayıdaki tek tek örneklerden çıkarsanarak yapılmış genellemelere varırız. İkincisine göreyse, “Verilen söz tutulmalıdır” türün den önermelerde dile gelen genel ilkele rin kendilerini sezerek, bundan tümdengelim yoluyla tek tek eylemlerin ya da insanların ahlâk niteliklerini ortaya çıkarırız.
|