|
İşaretleyen (Signifiant) ve işaretlenen (signifié)
|
|
Pazartesi, 25 Aralık 2006 |
Saussure’e göre dilbilimsel bir işaret yani kelime iki unsurdan oluşur: Bu unsurlar, işaretleyen (gösteren / signifiant) ve işaretlenen (gösterilen / signifié)dir. İşaretleyen dilbilimsel işaretin yani kelimenin zihnimizde canlandırdığı ses imajıdır, işaretlenen, dilbilimsel işaretin yani kelimenin ifade ettiği kavramdır.
Günlük dille ve kabaca söyleyecek olursak kelimenin sesi, işaretleyen, anlamı işaretlenen adını alır. Saussure’e göre, ruhî nitelikli olan dilbilimsel işaret bir isimle bir nesneyi birleştirmez, zihnî bir kavramla soyutlamaya uğramış bir ses imajını birleştirir. Ayrıca işaretin işaretleyen ve işaretlenen kısımları, bir yaprağın iki yüzü gibi tek bir gerçeklik oluşturur ve birbirlerinden ayrılamazlar.
Bu iki yüzü birbirine bağlayan ilişkiye ise işaretleme (signification) adı verilir. Bir kelimenin sesi, kelimeyi söyleyenin yaşına, cinsine, ses tonuna vb. göre az çok değişir. Fakat bu söyleyişlerde değişmeyen ve aynı kalan ortak bir çekirdek vardır: İşte bu soyutlamaya uğramış, her zaman aynı kalan sese işaretleyen adı verilir. Aynı şekilde bir kelime zamana ve mekâna bağlı olarak az çok farklı anlamlarda kullanılır. Buna rağmen biz o kelimenin sağlam ve değişmeyen bir anlamı olduğunu biliriz. Bu anlam kelimenin somut kullanımlarından çıkardığımız bir soyutlamadır. Dilbilimsel işaretin (kelimenin) bu soyut anlamına işaretlenen (signifié) adını verir.
|