| Yükte hafif pahada ağır |
| Pazar, 25 Mart 2007 | |
|
Taşınması kolay, değerli eşya (altın, elmas gibi.) Yükün altından kalkmak: 1. Üzerine aldığı ağır bir işi başarmak. 2. Gördüğü bir iyiliğin karşılığı olarak bir şeyler yapmak."Onu bu yükün altından kalkamaz sananlar nasıl da yanıldılar." Yükünü tutmak: Çok zenginleşmek, para ve mal kazanmış olmak."Kısa zamanda yükünü tuttu bizim komşu." Yüreği ağzına gelmek: Birden bire çok korkmak, kalbi yerinden fırlayacakmış gibi hızlı hızlı atmak. "Karanlık ve ıssız sokakta yürürken bir çığlık duydu, yüreği ağzına geldi o an." Yüreği cız etmek: Çok acımak, içi sızlamak."Eşinin o hâlini görünce yüreği cız etti." Yüreği çarpmak: 1. Korku ve kaygı duyup merak etmek, bu sebeple tedirgin olmak. 2. Yüreği hızlı vurmak. Yüreği dayanmamak: Çok acı duymak, acısına katlanamamak."Ailesinin son ferdini de kaybedince yüreği dayanmadı ihtiyar kadının, yatağa düştü." Yüreği ezilmek: 1. Üzülmek, çok acı duymak. 2. Çok acıkmış olmak."İçim eziliyor, bir şeyler yemeliyim." |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|