| Yolu (ayağı) düşmek |
| Pazar, 25 Mart 2007 | |
|
Yolu üzerinde bulunan o yerden geçmesi gerekmek; o yer, yolu üzerinde bulunmak."Sizin köye de yolum düştü, babanı gördüm, sana selâm söyledi." Yoluna çıkmak: 1. Karşılamaya gitmek. 2. Yolda karşısına çıkmak."Bütün kasaba halkı yeni gelen kaymakamın yoluna çıkmıştı." Yoluna (rayına) girmek: İstenilen biçimi almak, gerekli olan şekilde gelişmek. Yoluna koymak: Bir işi olumlu bir duruma sokmak, istenilen şekle getirmek."İşlerini kısa zamanda yoluna koymayı başardı." Yolunu beklemek: Gelmesini beklemek."Az yolunu beklemedi oğlunun." Yolunu bulmak: 1. Kanunî olmayan yollardan kazanç sağlamak. 2. Çözüme ulaşmak, gereken çareyi bulmak."Onu razı etmenin yolunu buldum, çabuk benimle gel." |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|