| Yola gelmek |
| Pazar, 25 Mart 2007 | |
|
Ters tutumunu düzeltmek, uslanmak, istenilen biçimdeki davranışı kabul etmek."Kaygılanma, eninde sonunda yola gelecektir." Yola getirmek: Birinin bir konudaki ters tutumunu düzeltmek. Yol almak: 1. Çıkılan yolda ilerlemek."Bir saatte epey yol alırız." 2. Mesleğinde ilerlemek. "Kaynakçılığa başlayalı çok olmadı ama oldukça yol aldı." Yol aramak: Bir meseleye çare bulmaya çalışmak, imkân aramak."Bu çıkmazdan kurtulmak için bir yol arıyoruz fakat bulamıyoruz." Yol bulmak: Bir çözüm, bir çare bulmak."İnşallah bir yolunu bulur, öderiz borcumuzu." Yoldan çıkmak: 1. Bir taşıt bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak. 2. Kötü yola sapmak, doğru yoldan ayrılmak, azgınlığa düşmek."Komşunun çocuğu iyice yoldan çıkmış, ne yaptığını bilmiyor." |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|