| Cuma 22-Ağustos-2008 01:20:16 | (Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Lâbirent |
| Pazartesi, 01 Ekim 2007 | |
|
Çapraşık manâlarla, yaldızlı bir desenden Oyunumuz vardı yâ, hani ilhâmı senden Bu sabah o günlerden bir gemi gönderdiler Yürekleri bağlayıp aklı salıverdiler. Tefekkür âleminin tekdüze vurumları Cem etti sînesinde tekmil uçurumları. Koridorlar belirdi, koridorlar uzandı, Biri aynaya baktı, mavzerine uzandı. Kum tânesince kesif ve ince fikirlerle, Çınladı ayak sesi sonsuz lâbirentlerde. Dolu kuyu, boş kuyu, bir ucu uçsuz kuyu Sonsuzun arz kapısı gelip sundu korkuyu: Nasıl olur da dağlar, semâyla kucaklaşır Dalgaları, sâhilden ufka hangi el taşır Bir şeyi bilmek nedir? Nasıl inanır insan Nasıl şeydir vârolmak, sonsuzluk, zaman, mekân? Birden ufuk düzeldi, silindi ve kayboldu Bitimsiz kuyulara, taş toprak dolduruldu Ufuk eğri büğrüydü. Ufuk, körleşiyordu, Elleri bağlı biri, “Neden varım?” diyordu... Ankara - 2004 Kaynak: Can Yazısı Selçuk Bekar |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|