Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Cuma 05-Aralık-2008 10:24:54
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Sağlık arrow Kanser arrow Kanseri yenmek
Kanseri yenmek
Salı, 27 Haziran 2006

Yazının Diğer Sayfaları
Kanseri yenmek
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Daha önce bu hastalığa yakalanmış fakat üstesinden gelmiş olan insanların kullandığı yöntemler...

“Bilim ve teknoloji” internet sayfasında kanseri yenmiş insanların ortak stratejileri ve beslenme planları hakkında bilgiler veriyor.

Çağımızın hastalığı kanser hakkında her geçen yeni araştırmalar yapılıyor. Amaç hastalığın gelişimi ve oluşumu hakkında bilgi sahibi olup, tedavi için umut ışığı olmak. Bir diğer yandan da sadece gıda sisteminin değiştirilmesine dayanan, günlük hayatta rahatça uygulanabilecek, basit yöntemler ile kanseri yenen insanlar da var.

Burada esas, tıpta uygulanan klasik kemoterapi - fizyoterapi - cerrahi üçlüsüne ilaveten besinlerin içeriği, biokimyası itibariyle kanseri iyileştirmede etkinlik gösterdiğine inanılan ancak tıp literatürüne girmeyen bazı bitkilere ağırlık vermek.

“Bilim ve teknoloji” internet sayfasında, kansere yol açan etkenleri yok etmek ve iyileştirici maddelere ağırlık vermek başlıkları altında toplanan bu yöntemler hakkında bilgiler veriyor. Böylesine komple savaşım gerektiren bu hastalıkta “Kanserin ilacı bulundu” veya “Şu bu bitki, su veya adam kanseri iyileştiriyor” gibi haberlerin ne kadar havada kaldığını, sansasyona ve umut sömürüsüne yönelik olduğunu da asla unutmamak gerek.

KANSER NEDİR?

Kısaca vücut hücrelerinin isyanı olarak nitelendirilebilecen kansere sebep olan olay (normalde) bölünerek çoğalan ve bir görevi olan hücrelerin yerine yine bölünerek çoğalan fakat bir görevi olmayan hücrelerin oluşması olarak açıklanabilir. Bu hücreler zamanla (genelde) etrafındaki normal hücreleri sıkıştırarak büyümeye başlarlar. Bir yerde büyüyen tümör ameliyatla çıkarılabilir veya başka şekilde (fizyoterapi ile) tedavi edilebilir. Fakat bu hücreler kan dolaşımı veya lenf kanallarını yırtarak dolaşıma girerse vücudun başka yerlerinde de ortaya çıkabilir (“Sıçrama” denilen olgu). Kanser hücresinde gelişme çabuk olur ve hücrelerin artmasıyla ortaya gelen tümör, içinde geliştiği organı tahrip eder. Genelde görülen kanserin tıbbi açıklaması budur.

ÇÖZÜM NE OLABİLİR?

Devamlı pipo içenlerde görülen dil, sigara içenlerde akciğer, gırtlak gibi tahrişe dayalı (sanayi boyaları, egzozlar, fabrika baca dumanı, vb.) kanser vakaları haricindeki kanser vakalarında, kendini iyileştiren insanların ortak olarak uyguladıkları yöntem, gıda sistemlerini değiştirmek olmuş. (Bu yöntem üstteki vakalarda da kısmen işe yaramış.) Kanserin geçmişte az, günümüzde çok gelişmiş ülkeIerde fazla, teknoloji girmeyen yerlerde az, kentlerde çok, kırsal kesimlerde az olmasının sebebini de incelersek karşımıza yine beslenme alışkanlıklarının çıktıklarını görürüz. Vücudun çalışma prensibi hücrelerin “yenilenmesi-ölümü-tekrar yenilenmesi” mekanizması şeklinde olup, oluşumu ise doğadan alınan (gıdalarla) vitamin-mineral-proteinlerle sürer. Normal hücrelerin ihtiyacına cevap vermeyen gıdalar (rafine) vitamin-mineralden yoksun olduğu için vücutta bu anormal (kanserojen) hücreleri oluşturur. Bu anormal hücre gelişimini engellemek ise rafine gıdaları kesip vücuda doğal ihtiyacını vermekle olur. Genelde kanserin belli bir yaştan (45) sonra görülmesinin sebebi mineral eksikliğinin bu devrede patlak vermesin kaynaklanır.

GIDALARIMIZ VE BİZ

İnsanların hayatlarını idame ettirebilmeleri için birtakım temel gıda maddelerine ihtiyaç duyarlar. Bunlar proteinler, vitaminler, mineraller, yağlar, karbonhidratlar ve su olarak sıralanabilir. Vücut yenilenme, tamir, bedeni ve ussal faaliyetlerini bunları doğrudan alarak yerine getirir. İşte bu noktada özellikle günümüzde gıdaların doğru alınması gerekliliği ortaya çıkıyor. Çünkü vücudumuzun doğal yapısı bunu emreder. Aynı şekilde sağlıklı ve uzun ömürlü kişi ve toplumların ya da kendisinde kansere rastlanmayanların, bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptıkları budur.



Son Yenileme ( Cuma, 13 Temmuz 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >