| Sık Kullanılanlar Listesine Ekle Cuma 05-Aralık-2008 10:33:13 (Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Baş ve Boyun Kanserleri |
| Pazartesi, 04 Haziran 2007 | ||||
Sayfa 1 toplam 2 Baş-boyun kanserleri sadece ABD’de tüm kanserlerin yüzde 4’ünü ve kanser ölümlerinin yüzde 2’sini oluşturuyor. Potansiyel olarak önlenebilir nitelikte olan bu kanser türlerinin yüzde 90’ından fazlasının neden oluştuğu bilinmiyor.Kanserden ölümler incelendiğinde baş-boyun kanserleri 100 bin kişilik popülasyonda 2.5 ölüme yol açıyor. Kadınlarda ise 100 bin kişilik popülasyonda 0.7 oranında ölümden sorumlu tutuluyor. Baş-boyun kanserlerinin yarısını larenks (gırtlak) kanserleri ve larenks kanserlerinin yarısını da glottik (ses tellerinin bulunduğu orta kısım) kanserler oluşturuyor. Larenks kanserleri erkeklerde en fazla ölüme yol açan kanserler sıralamasında akciğer, mide, prostat, lösemi ve bağırsak kanserlerinin ardından altıncı sırada yer alıyor. Uzmanlar diğer kanser türlerine nazaran baş boyun kanserlerinin tedavisinden daha başarılı sonuçlar alındığını belirtiyor. Belirtileri Nelerdir? Glottik kanserlerde en önemli başlangıç semptomunu ses kısıklığı oluşturuyor. Bu nedenle tedaviye rağmen iki haftadan uzun süren ses kısıklığında endoskopik muayene gerekiyor. Oral kavite (ağız boşluğu) kanserleri ise büyük çoğunlukta prekanseröz lezyonlarını izleyerek gelişiyor. Ağız içinde lökoplaki veya yara yakınmasıyla başvuran hastaların detaylı değerlendirilmesiyle erken tanı konulabiliyor. Ne yazık ki nazofarenks (geniz), orofarenks (boğaz), hipofarenks (boğazın alt bölgesi) ve burun yanı boşluklarındaki sinüs lezyonları için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Bu bölgenin tümörleri genellikle ileri evre lezyonlar olarak karşımıza çıkıyor. Boyunda kitle baş-boyun kanserlerinin sık görülen bulgusunu oluşturuyor. Özellikle, ağrısız, yavaş büyüyen, çevre dokulara göre daha sert bir kıvamı olan kitleler, baş-boyun bölgesinde olası bir kanseri düşündürüyor. Baş-boyun bölgesinde başlayan kanserler, vücudun başka bir bölgesine sıçramadan önce, boyun bölgesindeki lenf düğümlerine yayılıyor ve boyunda bir yumru gözleniyor. Kulakların önünde veya altındaki şişlikler tükürük bezlerine, çene altındaki şişliklerde, dil altı ve çene altındaki tükürük bezlerine ait bir tümörün habercisi olabiliyor. Bu tip yumrular; ağız, yutak, geniz, gırtlak, tiroid bezi, tükürük bezi kanserlerinin veya kan kanserinin ilk belirtisi olabiliyor. Yutak ve ilerlemiş gırtlak kanserinde, yutkunurken takıntı hissi duyulabiliyor. Yemek borusu kanserinde ise özellikle katı gıdalara karşı yutma güçlüğü ortaya çıkıyor. Geniz kanserinde doktora başvurma nedeni ise sadece kulakta dolgunluk hissi ve tek taraflı işitme kaybı olabiliyor. Baş-boyun bölgesinde cilt kanseri de gelişebiliyor. Dudaklar, alın, yanak ve burun cildi gibi sürekli güneş ışınlarıyla temasta olan bölgeler risk altında oluyor. Risk Faktörleri Nelerdir? Baş-boyun yassı epitel hücreli kanserli hastaların yüzde 85-95’inin tütün ve/veya alkol kullandığı biliniyor. Baş-boyun kanserli hastaların yüzde 75’i alkol kullanıyor. Alkol tüketiminin özellikle farenks (boğaz) kanserlerinin gelişiminde daha etkili olduğu ve aşırı alkol kullanımının larenks kanseri gelişme riskini 2.5 kat artırdığı ortaya konmuş. Alkol almadan sigara kullananlarda larenks kanseri gelişme riski 9.4 kat artıyor. Her ikisi tüketildiğinde bu risk ayrı ayrı kullanımlarında oluşan risk artışlarının toplamından daha fazla risk artışına yol açıyor. Ayrıca beslenme alışkanlığı da baş-boyun kanserlerinin gelişmesinde rol oynuyor. Yağda kızartılarak hazırlanan et, balık ve patatesle beslenme baş ve boyun kanseri gelişme riskini artırıyor. Bunu aksine meyveler, pişirilmeden yenen sebzeler, tahıl ve süt ürünleri ile zeytinyağlı beslenme baş ve boyun kanserinde önleyici role sahipler. Riboflavin, bakır ve çinko gibi besinlerde bulunan eser elementler de baş-boyun kanserlerinin gelişimini önlüyor. Erken Tanı İçin Neler Yapmalıyım? Erken tanı sonrası daha az yan etki ve yüksek tümör kontrolü sağlanırken, hastanın yaşam süresi de uzuyor. Ancak günümüze dek baş ve boyun kanserlerinde etkin bir tarama yöntemi geliştirilemedi. Hastanın yakınmaları erken tanı için önemli ipuçları verebiliyor. Bu nedenle kişilerin bilgilendirilmesi ve yakınmaları olduğunda konusunda uzman doktorlara başvurması son derece önem taşıyor. Dolayısıyla ses kısıklığı 2-3 haftadan daha uzun sürerse, baş-boyun bölgelerinde ağrısız büyüyen kitle mevcutsa, ciltte özellikle güneşe dik gelen dudak, burun veya kulak gibi bölgelerde kapanmayan yaralar mevcutsa, katı yiyecekleri yerken takıntı veya zorlama varsa veya üç haftadan fazla süren boyunda veya kulağa vuran ağrı varsa mutlaka doktora başvurulmalı. Bunların yanı sıra baş-boyun bölgesi bir şekilde iyonize ışına maruz kalmışsa periyodik kontrollerde uzman doktor tarafından baş-boyun bölgesi muayene edilmeli |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|