Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Cuma 05-Aralık-2008 10:30:38
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Sağlık arrow Genel Sağlık arrow Yanlış diyetler hipoglisemik atak yapıyor
Yanlış diyetler hipoglisemik atak yapıyor
Salı, 23 Ekim 2007

Fazla kilolarından kurtulmak için girdiği mücadeleyi birçok kez kaybeden ve "bonus" olarak sorunlarına bir de "hipoglisemiyi" ekleyen orta yaşlı kadın hastamın anlattıkları o bilinen zayıflama hikayelerinden biraz farklıydı.

Hastam, genç kızlığa tüylenme, sancılı, ağrılı adet görme, düzensiz kanamalar ve periyot aralıkları ile adım atmış, kısa bir süre sonra da fazla kilolarıyla mücadele etmeye başlamıştı. Önüne konulan o sıradan diyet listelerinin tümü onun için birer açlık reçetesinden farksızdı. Bu diyetlere başlar başlamaz baş dönmesi, terleme, titreme, iç ezilmesi ve açlık atakları ortaya çıkıyordu. Eğer listeye aynen uymaya kalkar ve bir şeyler atıştırmazsa dayanılmaz baş ağrıları, çarpıntılar, uyku hali ya da sinirlilik, alınganlık gibi belirtiler ortaya çıkıyordu. Ne zaman diyet yapmaya başlasa daha ilk günden çevresindekiler bunu hemen fark ediyor, onu agresif, kırıcı, öfkeli ve dikkatsiz olmakla suçluyorlardı. Ve bütün bunların doğal sonucu olarak da umutla başlanan her diyet hüsranla ve küskünlükle sonuçlanıyordu. Bu orta yaşlı, kaslı, kemikli ve kilolu hanımefendinin sorunu "insülin direnci sendromu" ve buna bağlı hipoglisemik ataklardı.

AÇLIK, AÇLIKLA TERBİYE EDİLMEZ

Eğer kilo fazlalığı veya şişmanlık sorununuz hipoglisemi ile birlikte ise bunu sakın diyet yaparak çözmeye kalkmayın. Nedenini bir yazımızda "Açlığı açlık ile terbiye edemezsiniz" diye özetlemiştik. Bu şanssız insanlarda kan şekeri düşüklüğü şiddetli açlık nöbetlerine ve atıştırmalara neden olur. Özellikle tek besine dayalı yanlış diyet listeleri, öğün atlamalar, karbonhidrattan zengin besin planları uygulamak gibi yanlışlar bu sorunu daha da dayanılmaz hale getirir.

BU BELİRTİLERE DİKKAT

Kilo sorunu yaşayan biriyseniz şu soruları kendinize sormalı ve tarafsızca, en doğru yanıtları vermeye çalışmalısınız. Eğer bu belirtilerden iki veya üçü sizde de varsa hipoglisemili biri olabileceğinizi aklınızda tutmalısınız:

Öğün atladığınız zaman şekerli, unlu, yağlı besinlere saldırıyor musunuz?

Zaman zaman ciddi halsizlik, bitkinlik atakları yaşıyor musunuz?

Bu ataklarla birlikte veya bunlar olmadan çarpıntı, ellerde titreme, terleme, huzursuzluk, sinirlilik problemleriniz de oluyor mu?

Özellikle yemeklerden sonra gelen uyku basmalarından ve bazen de gün boyu tekrarlayan uyuklamalardan yakınıyor musunuz?

Halsizlik, yorgunluk, bitkinlik gibi belirtilerden bir şeyler yiyip içince kolayca kurtulabiliyor musunuz?

Bu sorulardan birkaç tanesine evet yanıtı veriyorsanız kendinize aşağıdaki soruları sormayı da unutmayın:

Sabahları baş ağrısıyla uyanıyor musunuz?

Şekerli, unlu besinlere dayanılmaz bir tutku duyuyor musunuz?

Zaman zaman çarpıntı ve terleme atakları yaşıyor musunuz?

Geceleri ter içinde ve huzursuz bir şekilde uyanıyor musunuz?

Bu soruların çoğuna yanıtınız "evet" ise lütfen hipoglisemi konusunda daha çok bilgilenmeye ve doktorunuzla görüşmeye çalışın.

Hipoglisemilinin kilo vermesi zordur

Hipoglisemili bir hastayı zayıflatmak öncelikle hipoglisemi varlığından emin olmayı, daha sonra da bu hipoglisemiye yol açan sağlık sorununu tam olarak belirlemeyi gerektirir. Hipoglisemi bir hastalık değil, kan şekeri düşmesiyle ilişkili bir belirtiler topluluğudur. Bu belirtilere yol açan neden bazen genetik bir eğilim, bazen sıradan bir sindirim sistemi bozukluğu, bazen de pankreasta yer alan bir tümör olabilir. Eğer hipoglisemiye yol açan problemi değil de yalnızca hipogliseminin sonucu olarak ortaya çıkan kilo problemini tedavi etmeye kalkarsanız yeni ve daha tehlikeli problemlere neden olabilirsiniz. Kilo probleminiz var ve yukarıdaki tanımlamalardan bazılarının sizi de ilgilendirdiğini düşünüyorsanız bir diyet uzmanından önce endokrinoloji veya iç hastalıklarının uzmanın kapısını çalmanızı öneriyoruz.

Göz altı morluklarının tedavisi mümkün mü

Göz altı morlukları yüze yorgun, cansız ve soluk bir ifade verdiğinden cilt yakınmalarının ilk sıralarında yer alıyor. Göz altı morluklarının pek çok nedeni var. Genetik faktörler cilt tipinizde, renginizde, dokunuzda olduğu gibi burada da etkili. Bununla beraber bu morlukların oluşmasındaki en önemli faktör göz çevrenizdeki kan damarlarının cilde yakın olması veya bu damarlardaki dolaşımın iyi olmamasıdır. Damarlardaki sorun kanda bulunan hemoglobinin okside olarak yıkılmasıdır. Göz çevrenizde vücudunuzdaki en ince deri katmanı bulunuyor. Bu bölgedeki damarlar cildin altından görünür hale geldiğinde dışardan koyu bir renk olarak algılanabiliyor. Bu bölgede cilde rengini veren melanin hücrelerinin fazla sayıda olması da göz altında koyu renk oluşmasına neden olabiliyor.

Osman MÜFTÜOĞLU - Hürriyet
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz

busy

 
< Önceki   Sonraki >