| F1 gerçekte ne kazandırıyor? |
| Pazartesi, 13 Kasım 2006 | |||||
Sportif boyut bir yana, turizm, sponsorluk, yayın ve isim hakkı bilet gelirleri toplamda birçok devletin bütçesine meydan okuyabilir düzeyde. Ama asıl kazanç bunların daha ötesinde teknolojik sıçramalar.FIA Başkanı Max Mosley son köşe yazılarından birinde F1'in tarihteki en önemli teknolojik sıçramaları sağladığını, üstelik bu gelişmelerin sadece kendi sınırları içinde kalmadığını yazmıştı. Mosley'e göre F1'in getirdiği kazanımlar, otomotiv endüstrisinden giderek artan çevresel kaygılara kadar birçok alanda hissedilecekti. Bu açıklama sporcu kıyafetlerine bürünmüş büyük bir sektörün patronundan beklenebileceği gibi çok iddialı ama tamamen gerçek.
2005'te 4 milyar dolardan fazla kazanç Sportbusiness Group yazarları Christian Sylt ve Caroline Reid'in geride kalan nisan ayında hazırladığı The Business of Formula One raporuna göre F1, 2005 yılında 4 milyar dolardan daha fazla kazanç elde etmiş. Sektörde daha önceki yıllarda dönen para da 2005'ten çok farklı değil. Bu toplam değerde F1 için en önemli gelir kaynağı, takımlarına akıttıkları 1.3 milyar dolarlık rakamla takım sahiplerinden gelen para olarak geçiyor kayıtlara. İkinciliği 880 milyon dolarla sponsorlardan gelen kazanç alırken, TV yayın hakları ve bilgisayar oyunlarının isim haklarından gelen 395 milyon dolarlık gelir üçüncü sırayı alıyor. Bilet satışlarının F1 gelirleri sıralamasındaki yeri, ancak 285 milyon dolarda kalıyor. Fanatik izleyicilerin moto-turistik yolculuklarında yaptıkları harcamalar, yarışların her yapıldığı ülkedeki lokal F1 meraklılarının sadece pistlere ulaşmak için yaptıkları ödemeler, tabii ki bu başlıkların dışında kalıyor. Keza F1 takımlarının -şirketleri mi demeliydik?- Çin tekstil atölyelerine ucuza yaptırdıkları ama parlak ambalajlar içinde yüklü etiketlerle pazarladıkları orijinal merchandise ürünlerinden elde ettikleri gelirler de öyle. Yatırım ve harcamaların boyutu Bu kadar gelire karşılık şüphesiz telaffuz ettiğimiz paraların hepsi kar değil. Yatırım ve harcamaların boyutları da büyük. Rakam kalabalığıyla kafa karıştırmamak için iki kısa örnekle yetinelim. 580 milyon insanın düzenli olarak izlediği yarışlarda yer alan takımların her biri kendi bütçelerinden en az 400 milyon dolar ayırıyor. Ve bir başka örnek, o kadar takım içinden sadece biri, Renault, yalnızca tasarım yazılımı için ABD kökenli VISTAGY Inc. for FiberSIM şirketine 1.4 milyon dolar ödeme yapıyor. Diğerleri son şampiyon Renault'dan aşağı kalsın da, her biri sadece kompozit gövde tasarım yazılımı için 1 milyon dolar ödeme yapsın. Bu rakamlar şaka olmalı. Öyle ki söz konusu rakamları aldığım iki ciltten oluşan bu rapor bile 895 sterline satılıyor. Dönen paralar bu düzeydeyken F1 pilotlarının astronomik kazançlarını siz de artık daha anlayışla karşılayabiliyor musunuz? Herkes para kazanıyor Kıyısından kenarından F1'e tutunan herşey, herkes para kazanıyor. Peki, başlı başına global bir endüstri olan F1'in kazancı bu kadar olabilir mi? Sakın aldanmayın. Çerez diye küçümseyecek değilim elbette ama asıl kazanç başka. İşin gerçeği şu ki, yılda en az 65 milyon adet otomobil satan dünya otomotiv devleri bu kadarcık para için (!) parmağını kıpırdatmaz. Ama ticaretin temel kuralı da şu ki, yatırım yapmadan para kazanılmıyor. Neyse ki otomobil firmalarının sermayesi çok güçlü de yatırım için pek zorluk çekmiyorlar. Para, prestij, teknoloji? Peki, durum gerçekten böyleyse F1'in asıl kazanımı nedir? Olayın mali boyutunu rakamlarla netleştirebildik, bereket versin ama tam o değil. Prestij? Bu konuda 2000 yılından itibaren arka arkaya 5 kez şampiyon olan Ferrari'nin eline su dökebilecek bir takım yok. Ama diğer taraftan ne Ferrari satışları patladı ne de imajı 10 üzerinden üç iken beşe çıkmadı. Zaten 10'du ve aynen devam ediyor. Pazarcıların bile üzerinde Ferrari atı basılı t-shirtler giydiği düşünülürse marka bilinirliğinin arttığı tartışılmaz ama Ferrari showroomlarının önünde trilyonluk 612 Scaglietti satın almak isteyen çıldırmış kitlelerin kuyruklar oluşturmadığı da malum. Zaten Ferrari otomobilleri yılda belli sayılarda elle üretiliyor. Ya da aynı yıllarda Micheal Schumacher'in ardından egzoz dumanını koklayan Mercedes'in yıldızı asla paslanmadı. Keza uzun yıllardan sonra 2000 yılında sansasyonel bir şekilde F1'e geri dönen BMW'nin hiçbir kayda değer başarı elde edememiş olmasına karşılık otomobil satışları dibe vurmadı. Aynı şekilde prestiji de F1'e geri döndüğü yıla göre pek de farklı değil. Saniyede 200 milyon işlem Doğrusu, otomobil markalarından yakıt şirketlerine kadar tüm ana ve yan üreticileriyle otomotiv endüstrisinin yüklü F1 yatırımlarında en önemli kazanımı gelişmiş teknolojiler oluyor. Binek otomobil sektörünün en az 10 yıl ilerisinde olan F1 teknolojisi, hayal bile edilmesi zor teknolojileri edinilen deneyimler sayesinde düşürülebilen maliyetlerle adım adım binek otomobillere taşıyor. Motor teknolojileri, direksiyondan değiştirebilen vitesler, elektronik kontrollü yakıt besleme üniteleri, aerodinamik gövde tasarımları ve ABS'den çekiş kontrol sistemlerine kadar birçok elektronik elemanın provaları otomobillerde standart donanım olarak sunulmaya başlanmasından uzun yıllarca önce limitlerin çok yüksek olduğu Formula yarışlarında yapıldı. Tek örnek bile, yeterince tatmin edici görünüyor; BMW, 200-250 bin Euro civarında rakamlara sattığı sportif sedan modeli M5 ve lüks coupesi M6'nın motor bloklarını Landshut'ta F1 otomobillerinin motor bloklarını ürettiği tesiste üretiyor. 2005 yılı BMW Williams F1 otomobilinde kullanılan V10 motor konfigürasyonunun yer aldığı makine, F1 teknolojisinden adapte edilen günümüzün en gelişmiş motor yönetim sistemlerinden biri olan MS S65'le çalışıyor. Bu işletim sisteminde 1000 farklı parçayla oluşturan 3 adet 32 bitlik işlemci motor ve şanzımanı yönetmek için saniyede 200 milyon işlem yapıyor. Aklınız alıp siz 150 km/s'yle ilerlerken altınızda ruhunuz duymadan gerçekleşen bu işlem hızını kabullenebiliyor musunuz? Her biri gaz pedalının durumuna göre saniyede 200 kez değerlendirilen elektronik kontrollü 10 ayrı gaz kelebeğine sahip olan BMW motorunda Formula 1 etkilenimleri üst düzeyde. Birçok markada bu tip F1 esintili teknolojileri görmek mümkün. F1'den alınacak yeni dahiyane fikirler Sadece hızlanma olarak düşünmemek gerek, zira şu an otomobil firmalarının üzerinde çalıştıkları en önemli projelerden biri fren sırasında kaybedilen enerjinin bir bölümünü geri kazanmak ve sonra bunu hız kesildiği zaman motor gücünü desteklemek için kullanmakla ilgili. 15 yıl önce 3 F1 ekibi bu proje üzerinde çalışıyordu ama yüksek maliyetler takımları vazgeçirmişti. Zaten proje depolanmış enerjinin güvenilir olması ve maliyet kaygılarına bağlı olarak 1990'ların ortasında yasaklanmıştı. Şimdi ise yeniden otomotiv sektörünün gündeminde yer alıyor. Subaru'nun 2004'te tanıtılan şehir otomobili konseptinde bu teknolojinin ilk ipuçları yer alıyordu. Potansiyel maliyetler otomobil üreticilerinin sadece geleneksel F1 motorları geliştirmek için 100 milyon doları aşan yıllık bütçeleriyle kıyaslandığında çok daha makul görünüyor. Ve bu sistemlerin en büyük otomobil üreticileri tarafından arka oda laboratuarlarında acınası bir yavaşlıkla geliştirilmesi yerine bunların F1 dünyasının birer parçası olması, gelecek yıllarda tanışacağımız teknolojilerin de önünü açıyor. Yüksek performanslı yarış otomobilleri için geliştirilen bu cihazların ucuz versiyonlarının piyasaya sürülmesi de geçmişteki nice örnekler gibi fazla sürmeyecek. Ekolojik açıdan bakarsak da F1 yarışlarında önde giden aracın egzoz yoğunluğu ya da sıçrattığı yağ zerreciklerinden motor durumunu analiz edip, yaşayabileceği arızaları kestirebilecek casusluk teknolojisine sahip firmalar, binek otomobillere geçildiğinde çevre temizliği için egzoz emisyonlarını düzenleyecek güce sahip oluyor. Özet... Sonuçta F1, aslında otomotiv endüstrisindeki gelişmelerden başlayıp reklam pazarlamasına, turizm girdilerinden Çin tekstil atölyelerinde merchandise üretimine kadar tümü, birbirini tetikleyen renkli, hızlı ve sıradışı global ekonomik hareketten başka birşey değil. Çapı biraz geniş, hepsi bu. Zaten rakamlar çok büyük, teknolojiler çok karmaşık, otomobillerse çok hızlı. 40 dereceyi bulan sıcakta bunlara fazla kafa yormadan, ister televizyonda ister pistte yarışın keyfini çıkarmak en güzeli... Süreyya İzgi - CNNTURK |
|||||
| Son Yenileme ( Pazartesi, 13 Kasım 2006 ) | |||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|