I . Hititler
M.Ö. 2000’li yıllara kadar Anadolu’ya gelip yerleşen kavimler arasında Huriler , Luwiler, Asurlular, kendilerini Neşalı ‘lar diye adlandıran ve Hititler’in ilk gelen guruplarından oldukları kabul edilen Hattiler vardı. Bütün bu kavimlerin küçük ve birbirinden bağımsız birer kent devleti halinde varolduğu bu dönemin sonuna doğru Anadolu’ya Hititler geldi.
M.Ö. II. Binin başlarında Anadolu’ya gelip önce Kızılırmak boylarına yerleşen Hititler’in menşei tartışmalıdır. Başlangıçta Avrupa kökenli oldukları ileri sürüldüyse de daha sonra Kafkaslar üzerinden geldikleri görüşü öne çıktı. Bu gün bu konu henüz tam olarak çözülmüş değildir. Ancak dilleri Hint-Avrupalı dil gurubuna girmektedir. Anadolu’ya gelen Hititler kısa sürede Kızılırmak kavsi içine yerleştikleri gibi bölgedeki Hatti şehirlerini ele geçirmişler veya yeni şehirler kurmuşlardır. Daha sonra o güne kadar küçük krallıklar biçiminde yönetilen Anadolu’da bu beylikleri bir otorite altında birleştirme gayreti de yine ilk dönem Hititlerden olan Neşa kralı Pithana ile oğlu Kusara kralı Anitta tarafından gerçekleştirilir (M.Ö. 1700’ler) . II . Hititlerde din Hitit devletinin federal düzende olması onun din konusunda hoş görülü bir davranışta bulunması gerekli kılmıştır. Hititler Anadolu’da daha sonra Helen ve Roma çağlarında gördüğümüz synkretsim yöntemine, yani yabancı dilleri birbirleri ile kaynaştırma tutumuna başvurarak inanç dünyasını federatif bir anlayış içinde bütünlüğe ulaştırmanın yolunu bulmuştur. Hititler tabletlerde sık sık “ Hatti ülkesi’nin Bin Tanrısı” ndan söz ederler. Metinlerdeki uzun tanrı listeleri göz önünde tutulursa bu deyişin pek abartılı olmadığı söylenebilir.Gerçekten Büyük Krallık Dönemi’nde , daha sonraki Anadolu’nun Roma Çağı’nda olduğu gibi aşırı bir çok-tanrılık (polithesim) egemendir. Ancak her beylikte değişik bir epithet (lakap=tanımlama ) taşıyan bu tanrılar , Özünde birkaç tanrı tipinin yerel çeşitlemeleridir. Bunu gibi Hatti, Pala , ve Mezopotamya kökenli tanrılar bile başka -başka adlarla anılmalarına rağmen birbirlerine koşut tiplerden oluşmaktadırlar. Örneğin Gök Tanrısı (Teşup) ile Hepat ve İştar gibi tanrıçalar bir çok yörede değişik yerel tipler gösterdikleri halde , özünde aynı erkek ve kadın tanrıdan gelmektedir.Nitekim metinlerde “ bütün gök tanrıları “ , “bütün Hepatlar “ ya da “bütün İştarlar” gibi deyimler bu gerçeği açiğa vurmaktadır.Bu hoş görülü davranış, Hitit halkınım yerli topluluklar üzerinde egemenliklerini sürdürmelerini sağlıyordu. Yani din politikasında sadece hoş görüye ve krallık çıkarlarına dayalı bir yol izleniyordu. Ancak bu çıkarcı yaklaşım , sonunda Hitit dinin III. Hattuşili (M.Ö.1275-1250) dönemlerinde Hurileşmesine neden oldu. Gerçekten Yazılıkaya Açıkhava tapınağı’ndaki tanrılar Emanuel Laroche ‘un saptadığı gibi Huri adları taşımaktadırlar. a. Fırtına Tanrısı Hititlerde baş tanrı Fırtına tanrısı idi . O, baş tanrıça ile birlikte federal Hitit Devleti’nin en önemli birleştirirci gücünü oluşturuyordu. Ona hem yerli Hatti ve Huri halkları hem de Anadolu’ya göç eden Hind- Avrupalı Hititler tapıyorlardı. Üstelik o, metinlerde Mezopotamyalı göğün tanrısı Adad’ın ideogramı ile yazılıyordu. Baş tanrı Hitit metinlerinde genellikle “Hatti Ülkesi’nin Gök Tanrısı”, “Göğün Tanrısı” , “Hattuşa’nın Tanrısı” , “ Sarayın Tanrısı” gibi adlarla anılmaktadır. Ayrıca “Ordunun Gök tanrısı “, “Yağmur Gök Tanrısı “ gibi adlandırmalara rastlanmaktadır.Bir tanrının, hiyeroglif işareti, ikiye bölünmüş bir elipsten oluşur. Gök tanrısının en önemli sembolü boğadır. Boğa Orta Bronz Çağı’nda gök tanrısının kendisiydi. Hatti dini Eski Tunç Çağı’nın theriomorhp ya da zoomorhp denilen hayvan biçimli tanrı inanışı yerine insan kılıklı inanca sahipti. Hititler Hattilerin etkisi ile antromorhp, insan kılıklı tanrı inancına gectiklerinde , hangi tanrıyı kastettiklerini anlatmak için her insan kılıklı tanrıyı, onun hayvan biçimli karşılığı ile tasvir ediyorlardı.Bununla birlikte Hitit metinlerinde de Hitit sanat eserlerinde de gök tanrısının boğa üzerinde durmadığı dikkati çekmektedir. b . Baş Tanrıça Dişi tanrıya tapma adeti Anadolu’da yeni Taş Çağı boyunca egemendi . Hatta o dönemde kadın tanrı, baş tanrıydı. Aynı inancın daha sonraki dönemlerde de süre geldiğini görüyoruz. Nitekim Hattilerde “Vuruşemu “, Hurrilerde “ Hepat” , Hititlerde “Arinna’nın Güneş Tanrıçası” , Geç Hititlerde “ Kupaba “, Yunan ve Roma dönemlerinde “Kybele” adları ile anılan tanrı kadınlar, Yeni Tunç Çağından beri tanıdığımız Anadolu geleneğini sürdürmüşlerdir. Dinsel metinlerde ve kurban listelerinde Arinna’nın Güneş Tanrıçası ile Huri kökenli olduğunu bildiğimiz hepat birbirlerinden atrı tanrılar olarak görünürlerse de hiç olmazsa IV. Tuthaliya döneminde ikisinin eş anlamda oldukları, aynı sıfatları ve özelikleri taşıdıkları şüphesizdir. Hepat Yazılıkaya’da bir panter üzerinde durur. Ancak Hitit metinlerinde ki tanrı tasvirlerinde panterin herhangi bir tanrının simgesi olarak gözüktüğüne rastlanmamıştır. Buna karşılık daha Yeni Tunç Çağı’nda büyük tanrıçanın iki leopar arasında oturduğunu görüyoruz. Nitekim metinlerde aslanlar çeşitli tanrıların simgesi olarak anılırlar. c . Metinlerde Geçen Diğer Tanrılar Bütün Hitit kültürü gibi , Hitit dinide değişik kökenli öğenin bileşmesinden oluşmuştur.Hitit dininde bu çok sayıdaki tanrı adlarından bazıları : Bunların başında Fırtına Tanrısı gelir.Bunun yanında Arinna kentinin Güneş Tanrıçası olan eşi yer alır.Bununla birlikte bir başka gökyüzü cismi olan Ay da tanrılaştırılmıştır. Bunun yer yüzüne düşmesine ilişkin bir efsane vardır. Taru’nun (Fırtına Tanrısının Hatice adı) bir başka unvanı da “kral” dır. Fırtına tanrısının oğlu Telipinu adını taşır. Bu tanrı tarımla uğraşan , su getiren ve tahılların büyümesini sağlayan bir bereketlilik simgesidir. Onun karısının adı da belgelerde Hatepinu olarak geçmektedir. Baş tanrı ve tanrıçanın diğer çoçukları ise , Nerik ve Zippalanda kentlerinin Fırtına Tanrısı olan oğullar ile kızları Mezulla ve kız torunları Zintuhi idi. Nerik Fırtına’sının çevresine Zaşhapuna ile Dağ Tanrısı Zaliyanu girmekteydi . Bu ikisi ilerde özetleyeceğimiz İlluyanka Efsanesi’nde de geçmektedir. Ayrıca İnara’da Fırtına Tanrı’sının yardımcısı olarak belirir. Yer altı tanrıları olarak Lelwani , İşduştaya ve Papaya görülür. Bu tanrıçalardan son ikisi kadınlık simgeleri olarak ellerinde ayna ve iğ (kirman) taşırlar. Savaş ve salgın hastalık , veba tanrısının adı Şulinkatte’dir. Bu tanrı Mezopotamya’daki Nergal ile eş anlamlı ve eş niteliktedir. Sonunda, Hatti dilinde kral demek olan “katte “ ekini taşıyan bir başka tanrı da Wurunkatte’dir Bu tanrının da savaşcı bir karaktere sahip olduğu ve Mezopotamya’daki Zababa ile eşitlendiği anlaşılmaktadır. Büyü ile ilgili tanrıça Katahzipuri adı taşımaktadır ki, bunun Hititler deki karşılığı Kamruşepa ‘dır. Katahazipuri adının başındaki “katah” elamanı da Hatti dilinde kraliçe anlamına gelir.Aynı anlamda Kattaha “kraliçe” adlı bir tanrıça daha tanıyoruz ki bunun “müritleri “ arasında bakireler ile fahişeler bulunmaktadır. Önemli tanrılardan bir tanesi de, tanrılaştırılmış “taht” olan Halmaşuitta’dır . Buraya kadar saydığımız tanrılar, Hititler’in Anadolu’ya geldikten sonra , oarnın yerli halkı olan Hattiler’den aldıkları tanrılardır. d. Hitit Tanrı Listesi : Teşup: Panteonun başındaki tanrıdır. Fırtına tanrısıdır Hepat: Arinna kentinin güneş tanrıçası Telipini: Bereket tanrısıdır. Hatepinu: Telipinu’nun karısıdır Şarrum: Kralın koruyucusudur Alanzu: Teşup’la Hepat’ın diğer çocuklarıdır Lelwani, İşduştaya ve Papaya: Yeraltı tanrılarıdır Şilunkatte: Savaş, salgın hastalık ve veba tanrısıdır Şauşga (İştar): Bazı metinlerde kanatlı bir kadın olarak anlatılır Ea (ve eşlikçisi Damkina): Su tanrısı. Şamaş (ve karısı Aya): Güneş tanrısı Sin (ve karısı Ningal): Ay tanrısı
|