Türkçe Bilgi

(Sözlük 648.124 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Cuma 25-Temmuz-2008 00:18:25
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow Y arrow Yöneticilik Dersleri
Yöneticilik Dersleri
Salı, 27 Şubat 2007

Yazının Diğer Sayfaları
Yöneticilik Dersleri
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
YÖNETİCİLİK DERSLERİ
Yazar : Mustafa ÖZEL
Yayınevi : İz Yayıncılık

1.BÖLÜM - LİDERLİK VİZYONU:

Bir Liderin Düşleri

“Tarih, düş görenlerin mülküdür. Bugün dünya tarihine biçim vermekte olan bütün insanların gençken büyük düşleri olmuştur. Kişiliği yapan, düşlerdir. Seyir halindeki geminin dümenidir düş. Küçük ve gözden ırak görünebilir, fakat geminin rotasını o belirler. Düşsüz hayat, dümensiz gemi gibidir.”

Bu sözlerin sahibi kurduğu Daewoo şirketi ile, aralarında dünyaca meşhur Xerox, Pepsico, Kodak gibi bir çok Amerikan şirketinin de bulunduğu çok sayıda şirketi geride bırakmış olan Kim Woo-Choong. Sözlerine devamla şunları anlatıyor: “Evden üniversiteye giderken her gün iki kilometre yol giderdim. Cebimde metelik olmazdı, ama düşlerim vardı. Hiçbir şey imkansız gibi gözükmüyordu. Beni durdurabilecek hiçbir şey yoktu.”

Bunları söyleyen Kim’in şirketi Daewoo, şu an dünyanın en büyük tersanesi (Okyo Shipyard’da), dünyanın en büyük giyim fabrikası (Pusan’da) gibi birçok başarıya imza atmış bulunuyor. Yirmiden fazla ana şirketi ağır sanayiden elektronik eşyaya, bankacılıktan otel zincirlerine, gemicilikten piyano imalatına kadar sayısız alanı kuşatıyor.

En büyük düşü de, ülkesinin toplumsal gelişmesine şirketleşme yoluyla katkıda bulunmak ve saygın bir girişimci olarak hatırlanmak. Çünkü Konfüçyen geleneğin bir etkisi olarak Kore’de tüccarlar; bilgin, çiftçi, zanaatkâr ve tâcir şeklinde sıralanan insan grupları arasında en son basamakta yer almaktadır. “Benim son düşüm, işadamlarını saygı gördüğü bir toplumun gerçekleşmesine yardımcı olmaktır” diyor.

Daewoo’yu çeyrek yüzyılda ülkesinin ve dünyanın en büyük sanayii, ticaret ve finans gruplarından biri haline getiren bu çok yönlü girişimcinin en önemli vasfı, şirketini çocuklarına miras bırakacağı bir servet olarak görmemesidir.

Liderlik ve Mülkiyet

“ Daewoo, aile efradıma devredebileceğim veya devretmeyi düşündüğüm bir şey değil. Mülk sahipliği ve liderlik arasındaki farkı anlamış bir işadamı olarak tarihe geçmek istiyorum.”

Kim’in ilk yaptığı işlerden biri, ABD’de bulunan yetenekli Koreli yöneticileri ülkeye geri getirmek olmuştu. Çünkü ülke 35 yıl Japon boyunduruğunda kalmış, sonra da hem ülkeyi ikiye bölen hem de mevcut sanayii yerlebir eden Kore Savaşı’na maruz kalmışlardı. Bu durumda memleket sanayisinin hemen inşasına ve dolayısıyla da yetişmiş elemana ihtiyaç vardı. Kim’in geri getirdiklerinden biri olan Daewoo Telecom’un başkanı Dr.Park Sung-Kyou, Amerika’daki kendisi için çok tatminkar olan işini bırakmıştı. Dr. Park, “Kim, yurtseverlik ve Konfüçyanizme atıfta bulunuyor ve yöneticilere alabildiğince özerklik tanıyordu. Gelmemezlik edemezdim.” diyerek durumunu özetliyor. Burada üzerinde dikkatle durulması gereken bir husus var ki; o da, vatan, millet ve din düşüncesinin hayatın her noktasına olan müessiriyetidir.

Kim’in en önemli özelliği iyimserliği. İş hayatında karamsarlığa kapılmak, başarısızlığın başlangıcıdır. Sahiplerinin, bankaların veya hükümetlerin terkettiği sayısız batmış firmayı satın alıp düze çıkarmış. Bununla alakalı olarak da şunları söylüyor: “Terk, eylemde kötümser olmaktır. Şirketlerini terk edenler imkansızlıktan dem vururken, ben gözümü imkanlara dikiyordum. Eğer ortada yüzde bir başarı şansı varsa, hakiki işadamı o yüzde biri ateşi alevlendirecek kıvılcım olarak görür. İş hayatı bir artı birin iki ettiği bir alan değildir; orada bir ona, on elliye dönüşür. İşadamı sayıları böyle sayar.”

Öncüler için dünya büyük bir yerdir ve yapılacak sınırsız miktarda iş vardır. İnsanların daha önce hiç bulunmadıkları basamaklara varmak ve hiç yapmadıklarını yapmaktır öncülük. Tehlikelidir fakat kaçınılmazdır. Tarihi inşa edenler bu gibi şeyleri yapmaya arzulu olanlardır. Tarih, milletlerin güç ve refahının öncülük üzerine bina edildiğini, kendinden memnunluk ve çekingenliğin felaketle sonuçlandığını göstermektedir.

“Daewoo’yu kurduğumuz yıllarda, ihracat değersiz bir iş gibi görülüyordu. Büyük şirketlerin hepsi ithalatçıydı; bir an için olsun ihracatı akıllarına getirmiyorlardı. Birçok kişinin muhalefetine rağmen, ihracat öncülüğünü başlattık ve başardık. Aptallığın gereği, bir şeyi hiç denemeden imkansız olduğunu söylemektir.” diyor Kim. Şirketi olan Daewoo da bu öncülük ruhuyla sadece bilinen Avrupa ve Amerika pazarlarına değil ülkesinin diplomatik ilişkilerinin bile olmadığı bir çok ülke pazarına el attı. Ve neticede bu ticari münasebetler diplomatik ilişkileri de beraberinde getirdi.

Azınlığın Gücü

Tarihçi Toynbee, medeniyete katkısı olanların çok küçük bir “düşünen azınlık” olduğu kanaatindedir. Bunlar aynı zamanda çoğunluğun da tarihî gelişim sürecine katılmasına yardım ediyordu. Bu “düşünen azınlığın” görevi ve sorumluluğuydu da. Onların katkısı olmadan toplum ve tarih ilerleyemezdi. İşte bu azınlığın gücü kaybolduğunda çöküş başlar, toplum bölünür yöneticiler de eski zaferlerin hatırasıyla eğlenirler.

Bu fikirleri bir düşünür veya felsefeci değil de bir işadamı söylerse ne dersiniz? Herkesin kendi alanıyla meşgul olması gerektiğini mi düşünürsünüz? Ama Daewoo’nun patronu böyle düşünmüyor:

“Rakamlar bizi yanıltmamalı; çünkü bize sadece miktardan haber verirler ve bu onların sınırıdır. Mesela, içinde yüz inek ve bir insan olan bir çiftliğiniz varsa, rakamlar size sayının 101 olduğunu söylerler; fakat azınlığın kudreti hakkında birşey söylemezler.”

Kim, azınlığın gücünü ispat için, Mısır’dan çıkan Yahudilerin nasıl Arz-ı mev’ud’u ele geçirdikleri misalini veriyor. Yahudiler Kenan’a önce 12 kişilik keşif kolu gönderirler. Geri döndüklerinde 10 tanesi Kenanîlerle başa çıkılamayacağını söyler. Hem Yahudilerden daha uzun boyludurlar hem de şehirleri muazzam surlarla çevrilidir. Diğer ikisi itiraz eder. Korkacak birşey olmadığını, çünkü bu ülkenin kendilerine Allah tarafından vadedildiğini söylerler. Demokratik çoğunluğa göre karar vermiş olsalardı, Yahudilerin geri dönmesi gerekirdi. Fakat aksini yapıp o iki kişiye tabi oldular. Çoğunluk kararı her zaman tek başına tarihi şekillendirmez. Azınlığın meydan okuma ruhu daha etkilidir.

Kim’in kurduğu sanayii, ticaret ve finans imparatorluğu bugün Kore ekonomisine yön verip, ülkenin ekonomisini birinci sınıf dünya gücü haline getirmeye çalışmaktadır. Bir zamanlar devletten büyük destek alan, fakat bunu sadece mali kazanca dönüştürmekle kalmayıp gerçek bir sanayii grubu kuran Kim, azınlığın kudreti yerine “Baba” devletin kudretine dayanmayı tercih eden Türk sermayedarlarına örnek olabilecek mi acaba?!




 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin