Türkçe Bilgi

(Sözlük 648.124 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Pazartesi 07-Temmuz-2008 01:14:37
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow Y arrow Yoldaki İşaretler
Yoldaki İşaretler
Pazartesi, 26 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
Yoldaki İşaretler
Sayfa 2
YOLDAKİ İŞARETLER

Yazan : Seyyid KUTUB
Yayınevi : Pınar
Baskı : İstanbul / 1992 / 208 shf.

BÖLÜM: 1

EŞSİZ BİR KUR’AN NESLİ

İslam davetçilerinin bütün zaman ve mekanlarda üzerinde uzun uzun durmaları gereken tarihsel bir mucize vardır. Bu tarihsel mucizenin davet yönelim ve yönteminde etkisi kesindir. Bu davet, İslam ve insanlık tarihinde eşine rastlanmayan sahabe nesli gibi seçkin bir kuşağı insanlar arasından ortaya çıkarmış bir davettir. Davetin yegane kaynağı Kur’an önümüzde, Allah Elçisinin (sav) fiili ve ameli sünneti de, tarih boyunca benzeri bir kez daha gelmemiş ilk dönem (sahabe) neslinin önünde olduğu gibi, bizimde önümüzde tek eksiğimiz Allah elçisinin kişi olarak aramızda olmayışı.(1-16) İlk dönemin eşsiz nesli, Kur’an’ın kendilerinin ve içinde yaşadıkları toplumun yaşamlarının her boyutunu düzenleyen Allah buyruğu olarak algılıyordu. Bu buyruğu da, savaş alanında aldığı anlık komutu yerine getiren asker gibi duyar duymaz yerine getirilmesi gereken bir buyruk olarak görüyorlardı.(2-18.19) İlk neslin yaşadığı dönemde kişi İslam’a girdiği zaman cahiliyye dönemindeki geçmişini İslam’ın eşiği önünde tamamen bırakıyordu.

BÖLÜM: 2

KUR’AN’İ YÖNTEMİN YAPISAL ÖZELLİĞİ

Kur’an’ın Mekke’de inen bölümü Allah elçisine 13 yıl boyunca tek meseleden söz etti, bu yeni dinde en temel, en büyük mesele olarak birincil meselenin çözümü ile işe başlıyordu. ‘AKİDE MESELESİ’ Akide meselesinin başlıca kurallarını ‘uluhiyet-ubudiyet’ ve bunların arasındaki ilişki oluşturuyordu. Kur’an’ın Mekke’de inen bölümü insana kendi varoluş sırrının yanı sıra onu çevreleyen varlık aleminin varoluş sırrını da açıklıyordu.(3-26) La ilahe illallah akidesi, insan benliğinin derinliklerine yerleştiğinde, onunla birlikte la ilahe illallahın temsil edildiği düzen yerleşmiş olur, bu düzenin, akidenin yerleştiği benliklerce memnun olunması gereken tek düzen olduğu belirginleşir, daha söz konusu nizamın detayları ve yasama yöntemleri etraflıca kendisine anlatılmadan önce, başlangıçta, bu sisteme boyun eğmiş olurlar. Başlangıçta teslimiyeti kabul etmek imanın bir gereğidir.(4-38) (5-39) İnanç sisteminin, yeniden kurulması aşamasının uzun süreli olması atılan adımların yavaş yavaş ve emin olması da mecburidir.(6-45) (7-50)

BÖLÜM: 3

İSLAM TOPLUMUNUN DOĞUŞU VE YAPISAL ÖZELLİKLERİ

Allah elçisi Hz. Muhammed (sav) sayesinde gerçekleştirilen İslam’a davet hareketi yüce elçiler yönetiminde yürütülen uzun süreli davet zincirinin son halkasını oluşturur. Bu hareket insanlara tek olan ilahlarını ve hak olan rabblerini tanıtmak, yaratılmışların rabblığını kaldırıp atarak, yerine tek olan rabblerine kulluk etmelerini sağlamak, (8-53) La ilahe illallah diyen herkes söz konusu cahiliye toplumu ile ilgili bütün ilişkilerini kesmeli, onun egemenliğinden çıkmalıdır.

BÖLÜM: 4

İSLAM’DA CİHAD

Resulullah peygamberlik görevi ile gönderilişinden itibaren 10 yıl boyunca savaşsız ve haraçsız sadece uyarma yöntemi ile davet etti insanları. Hicretten sonra kendisi ile savaşanlarla savaşması, bir köşeye çekilip savaşmayanlara dokunmaması, en son olarak ‘DİN’ Allah’a has kılınıncaya dek müşriklerle savaşması buyruldu.

Burada verilen savaş izni olağan üstü hallere özgü kılınmış bir izin değil, sürekli yürürlükte olan bir emir ve izindir.

BÖLÜM: 5

‘LA İLAHE İLLALLAH’ BİR YAŞAMA BİÇİMİDİR

Yalnız Allah’a kulluk yapma ilkesini La ilahe illallah şehadet kelimesinde ifade edilen, İslam akide rüknünün ilk yarısını meydana getiren kısmından öğreniyoruz. Bu kulluğun nasıl yapılacağını Muhammedun Rasulullah yani, Muhammed Allah’ın elçisidir, ibaresinde ifade edilen şehadet kelimesinin ikinci yarısından öğreniyoruz. Allah’ın insanlara neyi anlatmak istediğini öğrenebilmek ve anlayabilmek için onun kitabına ve resulün sünnetine başvurulmalıdır.

BÖLÜM: 6

KAİNATIN DÜZENİ

İslam, vicdanların derinliklerine yerleştirdiği inanç sistemini tek olan Allah’a kulluk etme temeline dayandırır. Bu kulluk ilkesini itikad, ibadet ve yasama sisteminde hayata geçirir. Ona somut bir varlık kazandırır. Zira kamil manada tek olan Allah’a kulluk etme prensibi, bu şekli ile La ilahe illallah kelimesinin ameli bir göstergesidir. Bu kulluğun bizzat Allah Rasulü’nden alındığının canlı göstergesi ise şehadet kelimesinin ikinci bölümünü oluşturan ‘Muhammedun resulullah’ ifadesidir. Allah’ın şeriatına bağlanmak, insan hayatı ve diğer kainata hükmeden ilahi düzen arasındaki zorunlu bağlantının bir gereğidir. Bunları insan hayatını düzenleyen şeriat ile kainat düzeni arasındaki zorunlu uyum izler.

BÖLÜM: 7

İSLAM: İŞTE MEDENİYET

İslam sadece iki tip toplum tanır. ‘İslam toplumu’ ‘cahiliyye toplumu’ İslam toplumu itikad, ibadet, şeriat(yasama ve yürütme), sosyal ve siyasal nizam, ahlak ve yaşama biçimi olarak İslam’ın uygulandığı, yaşanıldığı toplum tipidir. Cahili toplum ise, İslam’ın uygulanmadığı ve inanç sisteminin (İslam akidesinin), düşünce yapısının, değerlerinin, ölçülerinin, sosyal ve siyasal sisteminin, ahlak ve yaşama biçiminin yürürlükte olmadığı bir toplumdur. İslam toplumu tek ilahın hakim olduğu, insanların kula kulluk zilletinden kurtulup tek ilaha kulluk etme izzetini kazandığı, tek örnek toplum tipidir. Sadece İslam toplumu zencinin, beyazın, kızılın, sarının, arabın, rumun, iranlının, habeşlinin ve yeryüzünde yaşayan tüm bu insanları tek bir ümmet halinde bir araya getirebilmektedir.

Bir toplumda aile toplumun çekirdeğidir. Bu aile çalışma konusunda eşler arasındaki iş bölümüne dayanır, ailenin en önemli görevi meydana gelen nesli korumak ve kollamak olursa işte böyle bir anlayışa sahip bir toplum medeni bir toplumdur.



Son Yenileme ( Perşembe, 29 Mart 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin