Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Salı 02-Aralık-2008 18:51:13
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow T arrow Tefsirde İsrailiyyat
Tefsirde İsrailiyyat
Perşembe, 29 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
Tefsirde İsrailiyyat
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7

İsrailiyyatın Naklini Tecviz Eden Haberler

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Bir ayet dahi olsa benden (işittiklerinizi) başkalarına ulaştırın. Ve sizler, Benû İsrâil'den de nakledin: bunda beis yoktur. Kim bana kasten yalan (söz) isnad ederse o, cehennemdeki yerini hazırlasın (hazırlansın).

Bu tek örneğin dışında Benû İsrail'den haber nakline dâir elimizde hiçbir vesika yoktu.

Bazı müellifler, Yahudi ve Hıristiyanlara müracaatı dile getiren ayetlere dikkatimizi çekerek israiliyyatının naklini tecvize meyletmişlerdir. Oysa bu yanlış seçilmiş bir yoldur.

Bazı Özel Durumlar

Hz. Peygamber (sav)'in arkadaşlarından bazısına has olan durumlarda, israiliyyatın nakli için delil olarak kullanılmak istenmiştir.

a- Mühtedi Abdullah ibn Selâm: "Resulullah bana bir gece Kur'an-ı bir gece de Tevrat-ı oku, diye emretti" demiştir.

b- Ka'bü'l Ahbar: "Tevrat-ı okumayanlar içinde, Ebu Hureyre kadar ona aşina olanını görmedim" demiştir.

c- Bir rivayette Abdullah ibn Amr, Tevrat'ı ezberlemiştir.

d- Ebu'l-Cel el-Cevri, yedi günde Kur'an-ı altı günde de Tevrat'ı hatmederdi.

Peygamberimizin (sav) yukarıdaki hadisi söylemesinin hikmetlerinden bazıları şöyledir:

1- Evvela müslümanlara, Benü İsrâil'den nakil husussunda bir genişlik tanımıştı. Sahabeler bu işi farz gibi telakki ettiler.

2- Ehl-i Kitabtan (sadece) Kur'an ve hadisin ruhuna uyan haberleri naklediniz, uymayanları değil.

İSLAMDAN ÖNCE ARAB-YAHUDİ MÜNASEBETLERİ

Arab yarımadasında Yahudi cemaatlerinin, ne zaman teşekkül ettiği bilinmiyor. Mekke şehrinde, hemen hemen hiç yahudi yoktu; fakat onlara bölgenin yıllık panayırlarında bilhassa Ukaz'da rastlıyoruz.

ARAB-HIRİSTİYAN MÜNASEBETLERİ

Arabistan yarımadasının kuzey kısmını ve buradaki mahsun kabile ve beyliklere hakim olan Bizans İmparatorluğu malumdur. Bu imparatorluğun nüfuzu altında bulunan Gassan, Dümetü'l-Cenden ve Toy kabilelerinin de Arapları İslâm'dan önce ve sonra ticari ve siyasi sayısız münasebetleri vardır.

D- İSRAİLİYYATTIN İSLÂM KÜLTÜRÜYLE KARIŞMASI VE TEFSİRLERE GEÇİŞİ

Hz. Peygamber bir vesile ile: "Ben ümmi olan bir olan bir kavme gönderildim" buyurmuştur.

Ekseriyeti ümmi ve saf olan bu yeni imanın sahipleri merak ettikleri bazı şeyleri, evvelce kendilerinden daha üstün tanıdıkları Ehl-i kitap ve bilhassa yahudilere sormaya başladılar.

Yahudi menşeli mühtediler müslümanlar arasında büyük bir mevki kazandılar. Bazılarının ismi olduğundan fazla propaganda edildi. Anlatılanların kabulünde bu durumun büyük rolü vardır.

İsrailiyyatın Sirayetini Kolaylaştıran Mühim Bazı Faktörler

a) Kur'an-ın Ehl-i Kitaba Karşı Tutumu

İslâm'ın iman temellerinden biri "kitaplara" diğeri de "peygamberlere" saygı ve onları tasdiktir.

Kur'an-ı Kerim ehl-i kitaba iyi muamelede bulunmalarını emretmiş, onlara karşı girişilecek bir cidal ve münakaşada dahi iyi muamele sınırlarını aşmamak emredilmiştir.

b) Hz. Peygamber ve Sahabenin, Ehl-i Kitaba Karşı Tutumları

Hz. Peygamber'in ve sahabeden bazılarının yahudi ve hıristiyan hizmetçileri vardı. Ve tabiatıyla bu hizmetçiler en yüksek seviyede insani muamele görüyorlardı. Hz. Peygamber ayrıca hasta olan gayr-i müslimleri de "iyâdet" hasta ziyareti) eder, onların hal ve hatırını sorar müsait zemin bulunca da İslâm'ı telkin ederdi.

c) İslâm Düşmanlığı

İslâm'ı kabul eden kimseler, herhangi bir kasıtları olmaksızın eski akide ve dini görüşlerinden bazılarını yeni girdikleri dine ve bunun mensuplarına naklediyorlardı.

E- İSRAİLİYYATI RİVAYET EDENLERDEN BAZILARI

1- Sahabeden Olanlar

Tarihen sabittir ki sahabe, ilim öğrenmeye ve Resulullah'tan zabta büyük önem vermiştir. Fakat sahabeler akıllarına gelen her konuyu mühtedilere sormadılar her cevabı da olduğu gibi kabul etmediler.

a) Abdullah ibn Abbas (ra)

Hz. Peygamberin amcasının oğludur: İbnü Abbas Mühtedi, yahudi ve hıristiyanlara bazı konularda sorular sormuş ve onlara müracaat etmiştir.

b) Ebu Hüreyre (ra)

İsmi Abdurrahman ibn Sahr'dır. Hz. Peygamberle kısa bir süre bulunmasına rağmen sahabeden en çok hadis rivayet eden zattır. Ebu Hureyrenin hadis aldığı kimseler arasında yaşlı pek çok sahabenin yanı sıra mühtedilerden Abdullah ibn Selam ve Ka'bül Ahbar'da vardır.

c) Abdullah ibn Amr İbnü'l-As (ra)

Abadile'den olan ve babasından önce müslüman olmuş seçkin bir sahabidir.

Geniş bir kültüre sahipti ayrıca Yermük'te iki deve yükü tutarında ehl-i kitaba ait eserler ele geçirmişti.

c) Abdullah ibn Selâm (ra)

Aslen Benû Kaynükalı bir mûsevidir: Asıl adı "el-Husyn" dır. Hz. Peygamberin medineye hicretinde müslüman olmuş ve Abdullah adını almıştır.

Bu sahâbe Tevratı iyi bilen bir zâttı ve O'nu okurdu.

d) Temim ed-Dârî (ra)

Aslen Yemenli bir hıristiyan aileye mensup olan Temim hicretin 9. yılında müslüman olmuştur.

Güzel kıssa anlatan ve zeki bir adam olan Temim'den müslüman Camiaya bilhassa hıristiyanlara ait israiliyyatın geçtiği muhakkaktır.

2- Tâbi'îlerden Olanlar

Sahabe dünyayı terk edince tabî'iler Kur'an tefsiri hususunda sahabeden edindikleri bilginin yanısıra Şiirden, gramerden, tarihten geçmiş ümmetlerin haberlerinden ve israiliyattan da istifade ettiler.

Burada Kur'an tefsiri hüviyetinde bazı hikayelere şahit oluruz. İşte bu hengamede, sahabe devrinde başladığına işaret ettiğimiz israili sızmalar, daha da arttı ve yabancı unsurlar tefsire bolca girdi.

a) Ka'bü'l-Ahbar

Aslen yemen yahudilerinden olan Ka'b'ın künyesi Ebû İshâk'tır. Hz. Ebû Bekr veya Ömer devrinde müslüman olmuştur.

Bazı siyasi olaylar ve Hz. Ömer'in şehadetinde parmağı olduğu iddia edilen Ka'b vasıtasıyla, tefsire pek çok israiliyat ve efsane girmiştir.

b) Vehb ibn Münebbih

Aslen İranlı bir aileye mensup olan Vehb, hicri 34 yılında Yemen'de doğdu. İsraili rivayetlerin en önemli kaynaklarından bir addedilen bu şahıs Ehl-i kitabın rivayetlerini çok iyi biliyordu.

Vehb için, "kezzap", "dessas" ve "hain" gibi sıfatlar kullanmayacağız ama, onun vasıtasıyla israili rivayetlerden bir çoğunun İslâm'a girdiğini söyleyebiliriz.



Son Yenileme ( Perşembe, 29 Mart 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >