Türkçe Bilgi

(Sözlük 648.124 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Cuma 25-Temmuz-2008 11:16:28
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow P arrow Psikoloji
Psikoloji
Cuma, 30 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
Psikoloji
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
PSİKOLOJİ
(ZİHİN SÜREÇLERİ BİLİMİ)

Yazarı : Sibel ARKONAÇ
Yayınevi : Alfa Basım Yayım Dağıtım
Baskı : İstanbul / 1993 / 448 shf.

PSİKOLOJİ BİLİMİ

Psikoloji bilimi, başlangıçta; fiziksel ve biyolojik bilimlerin tamamlayıcısı durumundaydı. Daha sonra bazıları, bilinç altında cereyan eden olayların araştırılması gerektiğini öne sürdü. Diğerleri ise bilinç düzeyindeki zihni olayların bile objektif olarak gözlenemediğini bu sebeple psikolojinin, gözlenebilir davranışı incelemesi gerektiği üzerinde ısrar ettiler. Araştırmacılar arasındaki bu farklı yaklaşımlardan sonra bugün en fazla kabul edilen anlamıyla psikoloji “İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen ve zihinsel süreçleri araştıran bir bilim” olarak tanımlanmaktadır. Daha geniş anlamda açıklanacak olursa psikoloji, hayatımızın hemen her yönü ile ilgili soru ve problemlere cevap aramaya çalışan bir bilimdir denilebilir.

Psikolojide bireysel farklılıkların gözardı edilmemesi hususu çok önemli bir unsurdur. Yani bütün bireyler birbirinden farklı karaktere sahiptirler öyleyse davranışlar incelenirken bu farklılıklara göre hareket edilmelidir.

Hulasa, bir çok yönüyle ele aldığımızda psikoloji çok önemli ve diğer bilimlerle karşılaştırıldığında da oldukça genç bir bilimdir.

PSİKOLOJİK AKIMLAR VE YAKLAŞIM TARZLARI

Psikolojide belli başlı dört farklı akım ve yaklaşım tarzlarından bahsedebiliriz: 1)Yapısalcılık ve işlevselcilik: 19.yy’ın son yıllarında Wundt ve öğrencilerinin benimsediği bu akıma göre, suyun hidrojen ve oksijene ayrıştırıldığı gibi; bilincin de elementlerine ayrılması gerekir. Bunu yaparken de yöntem olarak içe bakış yolunu benimsemişlerdir.

2)Davranışsal yaklaşım:1990’lü yılların başlarında Amerikalı psikolog John Watson tarafından ileriye sürülen bu görüşe göre; Psikolog, bireyi, onun davranışlarına bakmak suretiyle inceler.

3)Geştalt Yaklaşımı: 1912’de Max Wertheimer tarafından ilk defa ortaya atılan bu görüşe göre. “Bütün, onu oluşturan parçaların ilişkisinden ortaya çıkar” örneğin bir beste dinlenirken tek tek o besteyi oluşturan notaların sesleri değil, onların biraraya gelerek düzenledikleri bütün algılanır.

4)Psikanalitik Yaklaşım: Avrupa’da Sigmund Freud tarafından ortaya atılan bu görüşe göre: Davranışlarımızın çoğu bilinç dışı süreçlerden kaynaklanıyor Bilinç dışı süreçlerden kasıt korku, arzu gibi insanın farkında olmadığı fakat sonucunda davranışı etkileyen süreçlerdir. Freud, bir çok dürtülerin çocukluk boyunca aile ve toplum tarafından yasaklandığına inanırdı. Yine kendisine göre bunların hepsi doğuştan gelen, insanın doğasında bulunan güdülerdir. Bunları yasaklamakla, bilinç dışına itip davranışları buradan etkilemelerine sebep olmaktayız.

Psikolojide Kullanılan Metodlar:

Psikolojide insan ve hayvan davranışlarını inceleyebilmek için en fazla kullanılan metodları bir kaç sınıfta gruplandırmak mümkündür: Deneysel metod’da, bir denek grubu üzerinde yapılan deneyin neticeleri saptanır ve genelleme yoluyla tekrar edilebilir hale getirilerek davranışlar incelenir. Gözlem metodunda ise insanların davranışları gözlenir ve onların davranışlarından bazı yargılara varılır. Mülakat metodunda ise doğrudan insanların kendilerine sorma yolu seçilir. Örneğin kendi hayat hikayelerini sorgulamalarına fırsat tanınabilir. Bu üç önemli metod dışında, Kamuoyu anketleri ve Davranış testleri gibi metodlar da kullanılabilir. Ancak bu iki metod da dikkat edilecek en önemli husus, hazırlanan soruların son derece anlaşılır, açık, geçerli ve güvenirli olmasıdır. Aksi halde sağlıklı sonuç almak mümkün değildir.

DAVRANIŞIMIZIN NÖROBİYOLOJİK TEMELLERİ

İnsan davranışını ve zihinsel işleyişinin bir çok cepheleri, temelinde biyolojik süreçlere dair bilgiler olmaksızın anlaşılamaz. Öyleyse sinir sistemimiz ve beyin hakkındaki temel bilgilerin bilinmesi zaruridir.

İnsanın sinir sisteminin temel birimi sinir hücresi veya bir başka adı ile Nöronlardır. İnsan beyni 12 milyar veya daha fazla sayıda nöron adı verilen bu hücrelerden oluşur. Şimdi bu sistemi daha iyi anlayabilmek için bölümlere ve daha alt bölümlere ayıralım:

Sinir sistemini, merkezi ve preferik sinir sistemi olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Merkezi sinir sisteminden kasıt beyin ve omuriliktir. Preferik sinir sistemi ise somatik ve otonom sinir sistemi olmak üzere iki alt başlığa ayrılıyor. Şimdi bunları kısa kısa açıklayabiliriz:

Merkezi sinir sistemi, beyindeki bütün nöronları, omuriliği, ve bedendeki nöronların büyük bir kısmını kapsar. Preferik sinir sistemi, beyin ile omuriliği bedenin diğer kısımlarına bağlayan sinirden oluşur. Deriden ve kaslardan gelen dış uyarılar hakkındaki bilgiyi Somatik sistemin duyusal sinirleri geçirir ve merkezi sisteme bağlar. Bu sistem bizi ağrı, basınç ve ısı değişikliklerinden haberdar eder. Otonom sinir sisteminin sinirleri kalp atışı, nefes alma, sindirim gibi süreçleri düzenleyen iç organlardan çıkar ve yayılır. Bedenin çeşitli kısımlarından ve beyinden çıkan sinirler Omurilikte birleşir. Bazı en basit uyaran-tepki refleksleri omurilik seviyesinde taşınır.

Beynin Yapısı:

Yetişkin bir insanın beyni yaklaşık 1440 gram ağırlığında olup gri ve boz maddelerden oluşur. Bu 1440 gram ağırlığındaki organ vücut ağırlığının sadece yüzde ikisini oluşturmakla beraber gerekli işlevlerini yerine getirebilmek için vücuda giren oksijenin yüzde 22’sinikullanır. Ayrıca kalbin dolaşım sistemine pompaladığı total kan miktarının yüzde 16-20’si beyne gelmektedir, dolayısıyla beyin kan bakımından en zengin şekilde takviye edilen organdır.

Beyin üç ana bölgeye ayrılmaktadır: ön beyin, orta beyin ve arka beyin. Görsel, işitsel, duyusal veya algısal psikolojinin bir çok önemli sürerci beynin bu farklı kısımlarında gerçekleşmektedir.

Genetiğin Davranış Üzerine Etkisi:

Bütün psikolojik özellikler kalıtım ile çevre arasındaki karşılıklı etkileşime bağlıdır. Yani bireyin davranışına etki eden çevre veya kalıtım ayrı ayrı ele alınamaz. İkisinin etkileşimi neticesinde bireyin davranışına etkisi üzerinde durulmalıdır.




 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin