| Sık Kullanılanlar Listesine Ekle Salı 02-Aralık-2008 19:04:49 (Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye |
| Perşembe, 29 Mart 2007 | ||||
Sayfa 2 toplam 2 Öğrenme yaşı ile ilgili olarak terbiyeciler umumiyetle çocukta belli bir olgunluk seviyesi olmadan öğretime zorlamanın fayda değil zarar getireceğini kabul ederler. 'Çocukların erken okula başlamaları onların boğulup bıkmalarına sebep olacaktır' kanaatı umumidir. İslam müellifleri okula başlama yasını 5-7 olarak kabul etmektedir. İman esaslarının çocuklara öğretilmesi ile Efendimiz (as) telkinde bulunmayı tavsiye etmektedir. Bu konu ile alakalı bir rivayette Resulullah (as) hasta bir Yahudi çocuğunu ziyaret etmiş ve çocuğa Müslüman olmayı teklif etmiş çocuk da babasının izniyle Müslüman olmuştur. Efendimiz (SAV) “Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehli Beyt sevgisi, Kıraat-ı Kur'an; çünkü Kuran hamelesi hiç bir gölgenin bulunmadığı günde, peygamberler ve asfiyalarla birlikte Allah'ın gölgesindedir”,buyurur. Yine Enes (RA)'a Ey oğulcuğum Kur'an kıraatından gafil olma, zira Kur'an kalbe hayat verir, kötü ve çirkin şeylerden ve haddi aşmalardan korur” buyurur. Demek ki çocuklar küçük yaştan itibaren dine ait belli güzelliklere yönlendirilmelidirler. Burada dikkat edilecek husus tedricilik esasına uygun bir uygulamanın tatbikidir. Çocukların ibadete alıştırılması ile alakalı sünnette örnekler mevcuttur. Namazla alakalı hadis incelenerek temyizle alakalı 5 özellik sayılmıştır.1 ) yedi yaş 2) sağını soldan tefrik 3) Anlama 4)Dişeme: çocuğun namaz süt dişlerinin dökme dairesinde emredilmesi 5) 20'ye kadar sayma. Alıştırma devresi ile ilgili olarak kolaylık tavsiye edilmiş ve rivayete göre Hz. Hüseyin çocuklara öğle ile ikindiyi birlikte, aksam ile yatsıyı birlikte kılmayı tavsiye eder. Mescide alıştırma ile ilgili olarak “Size Resulullah'ın namazını haber vereyim mi?Namaz kılarken önce erkekler, onun arkasında da çocuklar saf yapardı. “Buradan çocukların camiye küçük yaşlardan itibaren getirildiğini ve namaza alıştırıldığını görmekteyiz. Çocuklara şefkat ve şefkatlerin izharı üzerinde durulmuştur. Efendimiz(as)'in bizzat kendisinin torunlarını kucağına aldığı, öptüğü, saçını okşadığı rivayet edilmiştir. Çocuklara sevgi, onların gelişmesinde gıda hükmüne geçtiği için şahsiyetlerinin teşekkül ve inkişafında ma-i hayat ziya-i şems durumundadır ve sosyalleşmesinde en önemli faktördür. Çocuğun müteakip yıllarda göstereceği bir takım ruhi bozukluklar ailesinden yeteri kadar sevgi ve alaka görememesi, kötü muameleye maruz kalmasıyla izah edilmektedir. “Benim on çocuğum var hiçbirini öpmedim diyene merhamet etmeyene merhamet edilmez” buyurur. Efendimiz(as) çocukları çok severdi. Onlara selam verir, hal hatır sorar, hasta olunca ziyaret eder, onlarla şakalaşır, omzuna, sırtına alır, göğsüne çıkarırdı. Ayrıca cinsi terbiye ele alınmıştır. Birinci kısımda bizatihi “cinsi terbiye”,ikinci kısımda “kızların terbiyesi” ile ilgili meselelere temas edilmiştir. Yine cinsi bilgiden, cinslere has kıyafetten, cinsler arası münasebetle, cinsi hayata, çeşitli cinsi tatmin yollarına kadar birçok meseleler şümullü olan sünnetteki cinsi terbiye, bazı hususlarda (kıyafette olduğu gibi) doğumla başladığı halde, diğer bir kısım meselelerde bedeni gelişmeye tabi olarak ileri yaşlarda söz konusudur. Cinsi hayatla ilgili bilgilerin yeni nesle aktarılması esastır. Gerekli bilgiler buluğdan önce gence verilmiş olmalıdır. Bunun yanında terbiyeciler kızların ve erkeklerin terbiyelerinin ayrı ayrı ele alınıp farklı terbiyeler tatbik edilmesi gerektiğini ileri sürerler. İki cins arasında en bariz ayırım, kıyafettedir. Birinde sadelik esas iken diğerinde renk ve süs esastır. Erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemesi şiddetle yasaktır ve müeyyideye bağlanmıştır. Son olarak sünnette ortaya konan terbiyenin gerçekleşmesi için fert nasıl bir içtimai ve fiziki çevre içerisinde yaşamalıdır ? Bu açıklanmıştır. Birinci kısımda önce cemiyet vus'atinde içtimai muhitin “salih” olması gerektiği belirtildikten sonra “aile” seviyesinde bu sarahatin nasıl olması gerektiği izah edilmiştir. Ailede karı-koca, evlat-ebeveyn münasebetleri de ayrıca ele alınmıştır. Yine mesken üzerinde durulması meskenin beşeri münasebetler açısından önemi medeniyetle mesken ilişkisi açıklanmıştır. İslam kültürüne uygun meskenin nasıl olacağı da takdim edilmiştir. Dar evler çocuğa müdahaleyi kaçınılmaz kıldığı için nebevi terbiyede mühim bir esas olan “adem-i müdahale” prensibini tatbikat dışı bırakmaktadır Her halükarda mahremiyet ile ilgili emirlerin asgari seviyede tahakkuk edebilmesi için bir Müslümanın evi en az iki oda olmalıdır ve tezyinatta İslam kültürüne zıt düşen telkin unsurlarına yer verilmemelidir.
Favori olarak işaretleyin
Bookmark
Bunu e-posta ile gönder
Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|