| Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye |
| Perşembe, 29 Mart 2007 | ||||
Sayfa 1 toplam 2 PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİNDE TERBİYEYazar: İbrahim CANAN Yayınevi: Tuğra Yayınları Birinci bölümde terbiyenin tarifi yapılmış, Efendimiz (as)'in terbiyesine dair izah getirilmiştir. İkinci bölümde “terbiyenin safhaları” sıralanmış ve bunlar ara başlıklarla genişletilmiştir. Ara başlıklardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: “nikah öncesi tedbirler”, “nikahtan doğuma kadar tedbirler”, “tatbiki safhalar”, “çocukluk devri safhaları”, “çocukluk ve gençlik devrelerinin ehemmiyeti”. Üçüncü bölümde “temel eğitim” başlığı altında “temel eğitim nedir”, “sünnette temel eğitim tatbikatı”, “mahalle mekteplerinin programı”, “içtimai terbiye”, “bedeni terbiye”, “tedip”, “hidane” konuları incelenmiştir. Dördüncü bölümde “cinsi terbiyenin esasları” başlığı altında “cinsi terbiye”, “kızların terbiyesi” tek tek ele alınarak vuzuha kavuşturulmuştur. Beşinci bölümde ise “terbiyede muhit şartları” ana başlık olarak karşımıza çıkmaktadır. “Muhit” kavramı da “içtimai muhit” ve “fiziki muhit” çerçevesinde incelenmiştir. “Terbiye” Arapça asıllı olup r. b. y maddesinden muştaktir. Kamusa göre “bir nesne nema bulup artmak, yüksek yere çıkmak ve bir nesne şişip kabarmak'”manalarına gelir. Lügat yönünden bir şeye neşv-i nema vermek, büyütmek, yükseltmek, yetiştirmek manalarına gelir. Terbiyeyi Eflatun'un “bedene ve ruha müsaid oldukları tekemmülü temin etmek, kabil olduğu kadar hüsün ve kemal vermektir” diye tarif ettiği belirtilir. Bu ifade ile insan fıtratında kuvvet halinde duran bir kısım kabiliyetler bulunduğu kabul edilmiş oluyor. Bu kabiliyetler harici bir müdahale olmazsa inkişaf etmeyecektir ve ya aralarında ahenktar bir gelişme husule gelmeyecektir. Öyleyse fıtratta mevcut bu kabiliyetlerin ahenkli inkişafı için bir kısım iradi faaliyetler gerekmektedir ki bu faaliyete terbiye denmektedir. Terbiyenin dini açıdan tarifi de şöyle yapılmıştır. “Abdi vezaifi diniyye ve dünyeviyesini bihakkın ifa edebilecek bir hale isal eylemektir” Ferdin fıtratında doğuştan getirdiklerine “tabiat” sonradan kazandıklarına da “kültür” diyeceksek terbiyeyi “teraküm eden, biriken beşer kültürünü yeni nesillere aktarma ve doğuştan getirdiği kapasitelerini. inkişaf ettirme faaliyeti” şeklinde tarifi mümkündür. İbn-i Mace'nin tahric ettiği bir rivayette Hz. Peygamber (S. A. V) “Ben ancak bir muallim olarak gönderildim.”buyurarak kendisini bir muallim, bir mürebbi ve terbiyeci olarak tanıtmaktadır. Peygamberliğin en mühim gayesi terbiye olunca yeni yetişen neslin sorumlularının da en mühim vazifesi terbiye olmalıdır. Bu sebeple Hz. Peygamber (as) çocukların terbiyesinden behemehal babaları sorumlu tutmuş, ulema da baba olmadığı takdirde dede, anne, vasi, kayyım vs. den her kim velayeti üzerine almışsa ona, hiçbirinin bulunmadığı hallerde sultana tevdi ederek çocuğu mürebbisiz bırakmamıştır. Kuran-ı Kerim'de” Ey iman edenler kendinizi ve aile halkınızı yakıtı taş ve insanlar olan ateşten koruyun.” buyrulmaktadır. Burada emredilen korumanın tedip, tezhib, güzel ahlaki talim, kötü arkadaşlardan korumak, zevk için yemeğe alıştırmamak, ziyneti, konforu sevdirmemek vs. gibi terbiye faaliyetleri olduğu belirtilmiştir. Bir başka ayette de “Ey iman edenler zevceleriniz ve evlatlarınız size bir nevi düşmandır. O halde onlardan sakının. mallarınız ve evlatlarınız(sizin için) bir fitnedir” buyrulmaktadır. Fitneden maksat imtihan vesilesi olduğu belirtilmiştir. İmtihanı kazanmanın tek yolu ise, onlara karşı vazifelerini yapmak, ahlaklarını güzel kılma, onları hayata en güzel şekilde hazırlamaktır. Nikah öncesinde yapılması gerekenlerle alakalı tavsiyeler: Nikah öncesi karar aşamasında olan gençlere Efendimiz (as)” Kadın dört şey için sevilir: Malı, güzelliği, hasebi, dini. Siz dindar olanı tercih edin, huzur bulursunuz.” Özellikle dindar ve asaletli kadın üzerinde duruluyor. Diğer özelliklerin geçici olabileceği beyan ediliyor. Bunlar iyi tetkik edilmelidir. Evlenilecek kişide aranılacak diğer vasıflar da “bakire olması”, “velud olması” olarak sıralanmıştır. Nikah sonrası eşlerin birbirleri ile teması esnasında yapılacak işlemlerle alakalı tavsiyelere yer verilmiştir ayrıca bu durumda okunacak dualar da takdim edilmiştir. Yazarımız çocuk devri yaş safhalarını izah ederken”Terbiye nokta-i nazarından, ferdin hayatında en mühim safhayı doğumunun ilk gününden itibaren çocukluk yılları teşkil eder” ifadesini kullanmaktadır. Batı bugün doğum saatlerinin bile ehemmiyetinden bahsetmekte, çocuğun bütün kabiliyetlerini hayatın ilk yıllarında geliştirerek son şeklini aldığını iddia etmektedir. Amerikalı Prof. Bloom ispat etti ki insan zekasının vasıflarının yarısı dört yaşına geldiğinde üçte ikisi de altı yaşına gelince teşekkül etmiş durumdadır. Çocuğa müdahale ile ilgili sünnetin iyi alışkanlıkları kazandırmak, istenmeyen davranışları zecretmek hususunda belli bir yaşı zikretmediği görülmektedir. Efendimiz (as) çocuklara ilk öğreteceğiniz kelime “La ilahe illallah” olsun buyurmaktadır. Bu da bir bakıma telkindir. Gazali “çocuktaki temyiz alameti görünce onun iyi murakabe edilmesi gerekir” der. Bunun ilk alameti de haya belirtilerinin zuhurudur.0 ne vakit utanarak bazı şeyleri yapmayı terk ederse bu akıl nurunun onda doğduğunun alametidir. Temyiz yaşı ile ilgili olarak İbnül Kayyimil Cevziyye bunun umumiyetle yedi yaş kabul edilmesine rağmen daha küçük yaşlarda olabileceğini söyler. İlim adamlarının çoğu bu yaşı ortalama 7-8 yaş olarak kabul etmiştir. Bunlar delil olarak nassları göstermişlerdir. Çocuklara namaz emri ile alakalı hadis gibi. Şu halde bazı çocuklar için namaz, hidane, yatak ayrılması vs. aynı yaşta olabileceği gibi bazılarında ayrı yaşlarda olabilir. Şu rivayette mezkur izafiliğe nassı bir delil olmaktadır.”Namaz çocuk üzerine “akli erince”,oruç “takat getirince”, hudut ve şahadette “ ihtilam vacip olunca” olur. |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|