Türkçe Bilgi

Cumartesi 30-Ağustos-2008 03:17:27
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow I arrow İsyan Ahlakı
İsyan Ahlakı
Cuma, 30 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
İsyan Ahlakı
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6

DAYANIŞMA

Dayanışma insanın kendi başına yaşamayacağı için kaçamadığı bir kaderdir. İki şekilde olur. Birinci safhada insan yaşamak için başkaları ile dayanışmayı hareket gayesiyle kabul eder. Bu pasif boyun eğilen ve razı olunan bir dayanışmadır. İkincisinde ise insan başkaları için yeni güçlerle yeni dayanaklar meydana getirmek suretiyle dayanışmayı yaratır. İnsan esir doğar kendi hareketini yaratmak suretiyle hürriyetini kazanır.

Dayanışmanın iki önemli sonucu vardır. O, bir taraftan ferdin hürriyetine tecavüz eder, diğer taraftan da asalak yaşamaya zemin hazırlar, Dayanışmacı hareket, ancak menfaat dışı iradelere bağlandığı taktirde verimlidir.

HAKİMİYET

Hakimiyet dayanışmanın devamı ve zorunlu tamamlayıcısıdır. Dayanışmacı hareketin mümkün olabilmesi için ferdi iradelerin birbirlerine yaklaşması belli bir tarzda birleşmesi fertlerin kendi özlemlerinde uyum sağlamaları gerekir.

Fert hürriyetinin hiçbir hükümet şeklinde hatta demokraside bile korunması mümkün değildir.

SORUMLULUK İDEALİ

İnsandaki hareket etme sorumluluğu insan tabiatında ve dayanışmada mevcut olan esirlikten ve hakimiyetten doğar. İnsanın sorumluluğu her hareketten sonra biraz daha büyüyen kendi iradesine bir dönüştür.

Sorumluluğun ideal vasfı ahlakçılar tarafından açık bir şekilde incelenmemiştir ahlaki doktrinler insanın şu veya bu şekilde hareket etmekte veya etmemekte hür olduğunu öne sürerler. Madem ki insan hareketinin getirebileceği kötü sonuçları önceden tahmin edebilmektedir öyleyse cezalandırılmaya müstehaktır.

Ahlaki denilebilecek bir sorumluluk kendi gerçeğini bizzat bu gerçeği yaşayanın vicdanında bulmalıdır. Onun hakkında başkaları tarafından verebilecek bir hükmün sonucu olmamalıdır.

SORUMLULUK ŞUURUNUN TAHLİLİ

SORUMLULUK İRADESİ

Hareketin sebebi, hareketin kendisindedir; fakat bu kendiliğinden oluş değildir; aksine bu bizde bir zorunluluktur. Ve bizden kaynaklanmak suretiyle hareketi zorunlu kılan da odur. Böylece bize göre sorumluluk kendiliğinden oluşan indirgenemeyen sebeplilik bağı sayesinde ancak anlaşılabilir ve gerçek olur. Evrensel nizamı hedefe almak suretiyle medeniyetlerin olduğu kadar vicdanların da koruyucusu haline gelen bir sorumluluk iradesi vardır.

ADALET VE MERHAMET

Adalet, eşitlik ve karşılıklı olma ilkesine dayanır. Bu ilkede dayanışma-dan doğar. Dayanışmayı meydana getiren sözleşmeye göre şartlar bütün fertler için aynıdır. Böyle olunca adalet, sadece sosyal nizamı güvenlik altına alma endişesi taşıyan ve üzerinde uzlaşma sağlanmış olan bu sözleşmeye uymayı ifade etmektedir.

Kanun adaleti sadece dağıtır.

Katı ve şekli bir adaletin ötesinde ve üstünde onu kuran, hatta aşan bir sorumluluk iradesinin hareketi vardır.

Merhamet, sorumluluğunun hazırlayıcı, kısmi, devamlı olmayan ve az çok pasif olan şeklidir. Devletin gerçek var oluş sebebi sadece adaleti yerine getirmek değildir. Devletin merhamet ve en geniş şekliyle sorumluluğu yaratması gerekir. Bunu uygulayan sistem mutlakiyet ve oligarşidir.

TAKLİT VE İNANÇ

Düşünce insan hareketinin bir devamıdır. O, hareketten, hem de ondan ayrılmaksızın doğmaktadır aslında insanın hareketi düşünülmüş olmadan önce ve ayrıca düşünülmüş olmaksızın zekidir.

Hareketin bir düşüncesi olduğu gibi, düşüncenin de bir hareketi vardır. Bu hareket bir nevi objenin, suje tarafından kendisine mal edilmesi ve onun tarafından özümlenmesiyle kesin bir şekle ulaşacaktır. Bu inanç diyebileceğimiz hakiki gerçek bilgidir. İnanç taklit yoluyla yayılır.

İNANCIN HAZIRLAYICI ŞEKİLLERİ

Düşünce iki şekilde inanca hazırlar. Birinci basamakta düşünce objede zihnin özümlemesini ifade eder. İkinci basamak, suje ile objenin birbirinden ayrılmasına tekabül eder.




 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet