Türkçe Bilgi

Pazar 07-Eylül-2008 11:10:39
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow I arrow İslam'da Eğitim
İslam'da Eğitim
Pazartesi, 26 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
İslam'da Eğitim
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7

İSLAM’DA EĞİTİM ANLAYIŞI

A-İslam’da Eğitimin Hareket Noktası

Felsefi sistemlerin anlayışlarında temel bazı ayrılıklar görülmektedir. Bu ayrılıkların en keskin nedeni, insan aklının bir eğitim görüşü kurmakta yetersiz kalışı, hatta dünyaya ve onun zübdesi olan insana belli bir açıdan bakıp bağımsız bir düşünceyle inceleyememiş olmasıdır. İnsanı insanla eğitiyoruz ama, insanı yine insanın fikirleri doğrultusunda eğitmek çok zor ve tehlikelidir.

Batıda bu eğitim görüşlerinin doğması normaldir. Zira Hıristiyan ve Yahudiliğin esasta bir eğitim görüşü yoktur. Orada dinin dolduramadığı bu sahayı insanların fikirleri dolduracaktı. Neticede bu böyle oldu. Bazı eğitim görüşleri merkeze çocuğu, bazısı öğretmeni, bazısı da geçmişi almıştır. Manevi değerlere kulak asmayanları da vardır. Hangi açıdan ele alırlarsa alsınlar, eksiktirler.

Yine onlar, düşündükleri fikirleri insana elbise gibi giydirdikleri takdirde onu eğiteceklerini sandılar. Yani, eğitmek demek başkasının düşündüğü tarzda insanı ele almak demektir. İnsanı, kendi psikolojik yapısına göre değil, başkasının istediği tarzda eğitmek istediler.

Kendi metodlarımızla insan psikolojisini incelediğimizde onu bazı şartlar altında gözleyebiliyoruz. Bu metodla hiçbir etki altında kalmadan, insan şahsiyetindeki temel taşları tesbit etmemiz imkansızdır. En iyi tetkik veya gözlem, insan şahsiyeti fıtrat halinde iken onun özelliklerini tesbit etmektir. Çeşitli olay ve tutumlara karşı tavırlarıyla onun gerçek bilgisine ulaşamayız. Onu bizim elimizde değil, Allah’ın iradesinde tanımalıyız. İnsan psikolojisini coğrafi, sosyal ve iktisadi şartlar altında inceleme yerine, ilahi fıtrat düzeyinde incelememiz gerekir.

En üst eğitici (“Rab” eğitici manasına gelir.) Allah olduğuna göre, insan psikolojisini de en iyi bilen O’dur. İnsan şahsiyetindeki temel özellikleri en iyi bilen O’dur. İnsanı neyin nasıl motive ettiğini en iyi bilen onu yaratandır. ”Andolsun Biz insanı yarattık ve nefsinin ona ne vermek istediğini de biliriz, biz ona şah damarından daha yakınız.”(Kaf,50/16)

İnsanın eğitilebilmesi için nefsindeki özelliklerin anlaşılması zaruridir. Madem ki; eğitim, insan üzerinde bir tasarruftur. Öyleyse bu tasarruf, bilmeden yapılmaz. İnsan, insan elinde bir oyuncak olmaktan çıkması için onu iyi tanımalıyız. Onun şahsiyetindeki ilahi unsurları zedelemeden, birini diğerine kurban etmeden eğitebilmemiz için onu iyi bilmeliyiz.

Görülüyor ki İslam, eğitimi insan fıtratı (tabiatı) üzerine bina etmektedir. Eğitim ilkelerini o fıtratın niteliğine göre koymaktadır: “Bir insanın iyisini kötüsünü bırakıp, onun şahsiyetinin aslına nüfuz etmek lazımdır ki, bakalım o kimsenin nasıl bir cevher ve özü vardır, anlaşılsın. İşte görmek ve bilmek böyle olur.” ( Mevlânâ - fihi mafih)

İnsanın insana vereceği özelliklerin iğreti olduğunu, bu vasıfların aslî vasıflar olmadığını ileri süren Mevlânâ: “Birini iyice görmek ve her insanda iğreti olarak bulunan iyi ve kötü sıfatlardan geçerek özüne varmak ve iyiden iyiye görmek lazımdır. İnsanların birbirine verdikleri bu vasıflar onların alî vasıfları değildir.”

   1. İslam Eğitiminin Tarifi:

İslamî eğitim, insan hayatında takip edeceği yolu, nazari olarak çizip hayata uygulamak, nasıl hareket edeceğini göstermektir. Bu manada ‘’Rab’’ yaratanın, yaratığına doğru yolu göstermesi (irşad, ihda) demektir: ‘’Firavun şöyle dedi: O halde sizin Rabbiniz kimdir; Ey Musa? Musa: Bizim Rabbimiz, herşeye suret ve şeklini veren, sonra da yolu gösterendir, dedi’’ (Tâhâ 20/49-50).

Eğitimi, peygamber düzeyinde ele aldığımızda da, ’’tebliğ’’ etmek manasına gelir. Böylece öğretim de eğitim içine girmektedir. Tebliğ, hem eğitimi hem de öğretimi içine alır.

Mâverdî, eğitimi ele alınca insanın aklıyla şahsiyetini düşünmektedir. “Eğitim bir direktir. Allah onunla akılları kuvvetlendirir. Bir süstür, nesebi kaybolmuş olanları Allah onunla süsler.” Bir taraftan insanın istidat ve kabiliyetlerini kuvvetlendiren, bir yönden de insanın pespayeliklerini örten bir süs olur.

2.İslam Eğitiminin Hareket Noktası:

Genel olarak İslam insanın doğuştan iyi olduğunu kabul eder. Bozulma sonradandır. “Biz, gerçekten insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tîn - 95/4) Aslı güzel olan, insanı hayrete düşüren bir biyolojik yapı ve bu yapının içinde esrarengiz bir manevi ilme sahip insanın eğitime müsait olması, fıtratının gereğidir. Hristiyanların belirttiği gibi, insan doğuştan günahkar değildir. Bozulma insanda fıtri değil, arızidir. “Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik.” (Tîn - 95/5) insan iyidir ki eğitilmeye müsaittir. Bu eğitimin gerçekleşmesi, için dinler gelmiştir. Eğer insan eğitilmeye müsait olmasaydı, peygamberler gibi eğiticilere ihtiyaç kalmayacaktı. İnsan yaratılışı gereği fiillerini, huylarını iyileştirmek, doğru olanı yanlış olandan ayırt etmek veya bunları bozmak, yeteneği ve kabiliyeti üzerine yaratılmıştır.

3.İNSAN FITRATININ ÖZELLİKLERİ:

   1. Hakimiyet-bozmak-savaşmak
   2. Nankörlük
   3. Cahillik
   4. Zalimlik (yanlış yapma)
   5. Azgınlık (tepki gösterme)
   6. Kıskançlık (hırs, tamah)
   7. Zayıflık (acz)
   8. Cimrilik
   9. Sevgi
  10. Acelecilik
  11. Mücadele
  12. Korku
  13. Cinsel arzu
  14. İnanma

B-İslam Eğitiminin Prensipleri

   1. İrsiyet prensibi
   2. Çevre prensibi
   3. Hürriyet prensibi
   4. Tekamül prensibi

Batı eğitim sistemleri, onların maddeci felsefelerinden kaynaklandığı için eğitimi doğumdan sonra ele alırlar. İnsanın yaratılışını dikkate almazlar. Çünkü kafalarını yaratılışa çevirselerdi ilahi kudreti göreceklerdi. Şimdi İslamın dinlerin tekamülünü değerlendirmesine bir göz atalım. Çünkü dinler aynı zamanda bir eğitim sistemini kapsarlar. İnsanın yaratılışı gibi, kurduğu toplumlar da tekamül geçirmiştir. Toplumlar, kültür miraslarını nesilden nesile aktardığı için bir sonraki nesil bir önceki nesilden daha büyük imkanlarla karşılaştı. Bu imkanlar, yeteneklerini oldukça metodlu ve verimli kullanmasına yol açtı. Bir yandan, içtimai hayatı pekiştiriyor, bir yandan da yeteneklerinin ürünü çoğalıyordu.

İlk dini bir aile eğitimine sonraki dinlerin bir topluluğun eğitim sistemine, islamın da bütün insanlığın eğitim sistemine benzetebiliriz. Demek ki dinler, aile eğitimi, toplum eğitimi ve insanlık eğitimi şeklinde gösterebilirler.

“Ben ve diğer peygamberler, bir ev yapmaya başlayıp, onu tam ve mükemmel olarak tamamlayan adama benzeriz. Ancak o evin bir tuğlası eksiktir. İnsanlar o eve girince hayrete düşerek, ‘keşke şu eksik tuğla olmasaydı’ derler.” (Tirmizi) Bütün peygamberler, bir binanın tuğlaları gibidir. Peygamberimiz de o binayı tamamlayan en son tuğladır.

İnsanın yeteneklerindeki gelişme ve bu gelişmenin yansıdığı toplum hayatındaki gelişmenin doğurduğu ihtiyaca göre Allah dinleri göndermiştir. Demek ki ilahi eğitim, insan ve onun toplumunun tekamülünü takip etmiştir.

İnsan yaratılışında, onun ilahi eğitimindeki tekamül sistemi insanın hayatında da dikkate alınmalıdır. İslam, bir ferdin tekamülünü eğitim açısından şu merhalelerle ayırır:

0-2 yaş/2-7 yaş/7-10 yaş/10-buluğ yaşı.

Eğitim ve öğretim bu yaş kesimlerine göre ayrılır. İki yaşına kadar çocuk hürdür. Yaşına göre hiç kayıt altında değildir. Öğrendiklerini hiç şuursuz öğrenir. Mesela; yürüme, ilk konuşma gibi. Fakat süt kesimi onun şahsiyetinde önemli bir dönemdir. Çünkü dışarıdan zorla müdahale yapılır.

7 yaşında da öğretim safhası başlar. Artık zihin tekamül etmiştir. Öğretime hazırdır. “Çocuklara yedi yaşında namaz kılmayı öğretin” hadisi bunu bize açıkça belirtmektedir. 10 yaş ise öğretilenlerin uygulanmaya başlatılacağı yaştır. “On yaşında kılmazlarsa dövün.” hadisi de bize bu çizgiyi belirlemektedir.

Bu yaşa kadar çocuk psikolojisi, tasavvuf açısından bakanlar şöyle anlatmaktadırlar. Son mutasavvıflardan İbn Tufeyl, şu ifadeyi kullanıyor: “Veli olmak istersen, küçük çocukların bazı özelliklerini benimse. Çocukların beş psikolojik özelliği vardır. Bunlar bir yetişkinde bulunursa veli olur:

a)Çocuklar kendi maişetlerini merak etmezler.

b)Hastalandıklarında Yaratıcı’dan şikayette bulunmazlar.

c)Yiyeceklerini diğerleriyle paylaşırlar.

d)Münakaşa ettiklerinde kin beslemezler. Barışmak için can atarlar.

e)Korktuklarında gözlerinden yaşlar akar.”

   5. Zaruret prensibi

İslam eğitiminin diğer bir ilkesi de eğitimde uyulması gerekli olanı göstermektedir. Eğitimci ve eğitilen her an hür değillerdir. Her uygulamaları kendi başlarına yapamazlar. Bazı kayıtlar altındadırlar. İstese de istemese de bu kurallar doğrultusunda hareket etmek mecburiyetindedirler. Aslında zaruret prensibi diğer prensipleri içine alır. Mesela; eğitimci, irsiyet, çevre, hürriyet, tekamül, dengeleme, hidayet ve örnekleme ilkelerine uymak mecburiyetindedir. Bizi biz değil, fıtrat sınırlandırıyor. “Fıtrat bize şöyle yapmak mecburiyetindesin” diyor. “Benim müsaade etmediğim şeyi yapamazsın” çağrısında bulunuyor. Bunu derken, insan kabiliyet ve kapasitesini bilinmesini istiyor. Gerek insanın sosyal düzen içinde alacağı yer bakımından ve gerekse dini görevlerini yerine getirmek bakımından bu çağrıya uymak mecburidir. İnsan şahsiyetinin belli bir kapasite noktası ve yönü vardır. Ondan fazla yük yüklenirse şahsiyet çözülür. İyi bir netice almamız beklenirken zararlı neticelere varırız. İslam yeteneklerin ve onların çalışma yönünün bilinmesini ister.




 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet