| Pazar 07-Eylül-2008 09:49:50 | (Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| İslam Devlet Felsefesi |
| Pazartesi, 26 Mart 2007 | ||||||
Sayfa 4 toplam 4 VIII İslam Devletinde Hürriyetler. İslam Devletinde kişi doğuştan getirdiği esaslı ve ezeli haklarla mücehhez olarak devletin karşısında yer alır. Devlet kişilerin refah ve saadetlerini temin, hürriyetlerini korumak bakımından vasıtadır. Kişi suçu ispat edilene kadar masumdur. İslamın temel kaynaklan hürriyeti tahdit etmemiş sadece sınırlarını çizmiştir. Yeni hürriyetler söz konusu olunca islamda yerlerinin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Çağımız anayasa ilmine göre islamın getirdiği hürriyetleri şöyle tavsif etmek mümkündür. Kişi güvenliği Mesken dokunulmazlığı Seyahat Hürriıyeti İnanç hürriyeti Grörüş ve düşünce hürriyeti Çalışma ve kazanma hürriyeti Mülk edinme ve yerleşme hürriyeti İslam hukukunda herhangi bir fiil kanunlarda suç olarak yer almıyorsa faili cezalandırılamaz. Yine işlemde asıl olan hürriyetlerdir. Yasaklar hayatta bulunanın neneline göre arizi sayılmıştır. IX. İslam Devletinin Esasları 1. Kuvvetin kanunda toplanması 2. Adalet 3. Dayanışma (Müşavere) 4. Liyakat 5. Sosyal dayanışma Cemiyet halinde yaşamanın asgari şartlarını düzenleyen vahiyler sınırlıdır. Bunlar daha ziyade hayatı düzenleyen hukuka kaynaklık etmektedirler. Temel kaynaklarda en çok adalet üzerinde durulmuştur. İslamda en kutsal değer. Hakkı sahibine ulaştırmaktır. Adalet ancak kanun önünde eşitlikle mümkündür. Bu hususta Hz. Peygamber'e bile bir ayrıcalık tanınmamıştır. İslamiyet Müslümanlarla gayrimüslimlerle bir arada yaşamalarını ve zımmilerin hukuklarını gözetmeyi temel bir ilke olarak kabul etmiştir. Cezai ve medeni kanunlar nazarında müslüman, zımmi farkı yoktur. Zımmiler kendi yaşadıkları bölgelerde kendi kanunlarını uygulamakta serbesttirler. Şayet zımmiler mecbur olmadıkları askerlik hizmetini yaparlarsa cizyeden vazgeçilir ve kendilerine hizmetinin bedeli ödenir. İslam ceza hukukunda suçların şahsiliği ilkesi vardır. Devlet hayatında müşavere mevzuu üzerinde de çokça durulmuştur. İstişare sonucu varılan karara devlet başkanının veto ile karşı gelme hakkı bulunması devir ve şartlara göre halkın tercihine bırakılmıştır. Kuranda 20 ayrı yerde namazdan sonra zekat zikredilerek sosyal dayanışmaya verilen önem anlatılmıştır. Sadaka ve zekat aynı prensipten doğmakla beraber fiilen ayrılmaktadırlar. Sadaka şahsi ve vicdanla Allah arasındadır. Zekat ise mecburi karakterdedir. Vergi veya iane şeklinde devlete veya ictimai müesseseye zekat verilmez. Zekat sadece üretken mallardan alınır. Toprak ürünlerinden alınan zekata öşür denir. X. İslam Devletinin Diğer Devletlerle İlişkileri İslam barış anlamına gelen selamdan türemiştir. Barış islam devletinin en önemli amaçlarından birisidir. İslam telakkisine göre devletler arasındaki ilişki politik, askeri menfaatlere dayanmayıp ahde vefa ilkesini esas almaktadır. Karşı taraftaki müslümanların menfaati olsa bile yapılan ahdin bozulmasına cevaz verilmemiştir. Hz. Peygamberin “İnsanlarla Allah'tan başka ilah yoktur, demelerine kadar savaşmakla emrolundum” sözü pek çok islam hukukçusuna göre müslümanlara yapılan tecavüze karşı koymak, islam davetçilerini himaye müslümanlara yardım etmek, din hususunda düçar oldukları fitneyi izale etmek için savaş yapılmalıdır şeklinde yorumlanmıştır. Ayrıca Şafiilerin bazıları savaşın asıl amacının kafirleri öldürmek değil onları hidayete ulaştırmak olduğunu söylemiştir. |
||||||
| Son Yenileme ( Perşembe, 29 Mart 2007 ) | ||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|