Türkçe Bilgi

Cuma 29-Ağustos-2008 22:41:37
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow I arrow İlahi Dinlerde Hicret
İlahi Dinlerde Hicret
Pazartesi, 26 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
İlahi Dinlerde Hicret
Sayfa 2
Sayfa 3


YAHUDİLİK'TE HİCRET

HZ. MUSA ve İSRAİLOĞULLARININ MISIRDAN ÇIKIŞLARI

(Peygamber Kontrolünde Ümmet hicreti )

Kuran’a Göre Hz.Musa, bir gün şehirde dolaşıyordu. Bir Mısırlı ile ibrani'nin kavga ettiğini gördü. İbrani, Hz.Musa'dan feryat ederek yardim istedi. O da, İbrani'ye yardim maksadıyla Mısırlıya bir yumruk vurunca adam öldü. Ama sonra da pişman oldu. Sabahleyin İbrani'nin başka biriyle de kavga ettiğini gördü . Haksiz olanın o olduğunu anladı. Ona azgın kimse olduğunu söyledi. "Ey Musa dün bir cana kıydığın gibi bana da mi kıymak istiyorsun."dedi. Hadiseyi artık herkes duymuştu. Yakalanmasına karar verilmişti. şehirde duramazdı. Medine'ye gitmeye karar vermişti. Su hadisesi vasıtasıyla Hz. Şuayb'la tanıştı. Sekiz yıl yanında kalarak kızıyla evlendi. Tekrar yolculuğa çıktı. Tur Dağına yakın bir yerde iken bir ateş gördü. Ateşin yanına gittiğinde ise "Ey Musa, ben alemlerin rabbi olan Allah'ım"diye seslenildi. Asayı yere atması istendi. Yere atınca yılan haline girdi, korkarak bağırmaya başladı. Kaçmaması emredildi. Daha sonra elini koynuna sokulması istendi. Sokup çıkardığında ise bembeyaz olacağı bildirildi ve çıkardığında bembeyazdı.

Firavun ve adamlarına giderek bu iki mucize ile Allah tarafından görevlendirilmiş olduğunu onlara bildirmesi istendi.

Hz.Musa'nın Mısır'a Tekrar Dönüşü ve Yeni Durumu :

Kur'an'a Göre: Hz.Musa'nın Mısır'a dönmek üzere görevlendirilmesi Kur'an'da bir kaç surede anlatılmaktadır. Daha sonra Hz.Musa'nın kardeşi Hz.Harun da peygamberlikle görevlendirildi.

Firavun'la Yapılan Görüşme ve Firavun'un Cevabı

Tevrat'taki ifadelerden Hz.Musa ve Hz.Harun'un ilk görüşmede Firavun tarafından ciddiye alınmadığı, İsrailoğulları tarafından da pek hoş karşılanmadığı anlaşılmaktaydı. Kur'an'da "Musa onlara apaçık ayetlerimizi getirince bu olsa olsa uydurulmuş bir sihirdir. Biz önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik" dediler. Firavun'dan istenen, sadece Alemlerin Rabbi'ni kabul etmek veya İsrailoğullarını salıvermek. Tevrat'taki ifadeyle "Yahova kimdir ki. İsrail'i salıvermek için O'nun sözünü dinleyeceğim. Yahova'yı tanımam İsrail'i salıvermem." şeklinde cevap vermiştir.

Hicrete Hazırlık çalışmaları: Her gün biraz daha esarete dönüşen İsrailoğullarının Mısır'daki hayatları, O'nun doğduğu tarihlerde daha da kötüleşmişti. Firavun'un tutumu tam anlamıyla düşmanlığa dönüşmüş, işkenceler had safhaya çıkmıştı. Hicrete fiili hazırlık Tevrat'a göre onbeş gün önceden başladı. Bütün İsrailoğullarına hazırlanmaları için emirler verildi. Her adam başma en az bir koyun tedarik edilmesi ve gizlice beslenmesi istendi. Çıkışa bir hafta kala evlerden ekmek mayalarının atılması ve mayasız ekmek yenilmesi istendi. Böylece mayasız ekmek yemeye halk hazırlanmış oluyordu

Hicret Öncesi Toplantı Biat ve Ahitleşme :Hz.Musa'nın toplantısına Tevrat'ta "Mukaddes Toplantı" ismi verilir. Kuvvetli ihtimalle bu toplantılarda kavminden Allah'ın emirlerine ve Hz.Musa'ya itaat edeceklerine dair yemin etmeleri istenmiş, buna karşilık onlara Mısır 'dan salimen çıkış ve Arz-i Mev'ud'a ulaşma veya Rıza-i İlahi'ye mazhar olup ahirette kendilerine cennetin verileceği vaat olmuş olmalıdır. Mısır'dan çıkmadan önce, İsrailoğulları Hz.Musa'ya bağlı kalacaklarına ve Allah'tan tapmayacaklarına dair söz vermişlerdir. Buna karşılık ta Cenab-i Hakk kendilerine vaadde bulunmuştur. Bu söz Musa'ya Tevrat'ta bahsedilen Mukaddes Toplantı' da verilmiş olabilir.

Mısır'dan Gizlice Çıkış ve Takip: Sihirbazların yapılmış olan yarışmadan yenik ve Hz.Musa'ya iman eder şekilde çıkmaları çok önemli bir dönüm noktasıdır. Firavun bu olay karşısında itibar kayıbına uğramış ve bu olay tutumunun sertleşmesine neden olmuştur. Çıkış için en uygun zaman gelince, Allah, Hz Musa'ya çıkış emri verdi. Allah, "Musa'ya kullarımı geceleyin yola çıkar, şüphesiz takip edileceksiniz." diye vahyetti. Hz.Musa, çıkıştan sonra hangi yolu takip edeceğini bilmekte idi. Hicret edildi fakat Firavun da takibe başladı. Takip, Kızıldeniz'in kıyısına kadar devam etti. Allah'ın emriyle Hz.Musa asasını denize vurunca deniz yarıldı. Hz.Musa ve ümmeti açılan yoldan yürümeye başladı. Firavun ve askerleri de bu yolu kullanmaya kalktı. Hz.Musa ve ümmeti karşì tarafa çıkınca deniz tekrar birleşti, Firavun ve askerleri sular arasında kaldı. Firavun ölüm korkusundan iman ettiğini söyledi fakat kabul olunmadı ve ibret olsun diye cesedi Allah tarafından korundu.

Hicret Sonrası Sapma Hareketleri : Yahudilikte yaşanan hicret sonrası sapma hareketi aslında İsrailoğullarının kalplerinde taşıdıkları hastalıkların dışa vurulmasıdır. Hz.Musa Tur'a çıkarken kavminin idaresini Hz.Harun'a bıraktı ve döndüğünde kavmini altından yaptıkları buzağıya tapar buldu. Kavmi vaatlerinde durmadı. İsrailoğullarının hicret sonrası sapma hareketi, Hz.Musa'nın dönüşünden sonra ve bizzat O'nun müdahalesiyle sert ve kesin önlenmiştir.

Bu iki Dinde Yaşanan Sapmaların Ortak Yanları: Gerek Yahudilikte Samiri olayı, Gerekse İslamiyet teki Mescidi-i Dirar olayında dine karşı yapılmış olan hareket çok iyi kamufle edilmiş, her iki olayda da hakikat peygamberlere vahyen bildirilmiştir. Her iki sapmada da ancak peygamberler ümmetinin başma döndükten sonra ve onların kararlı ciddi,sert müdahelesi ile önlenebilmiştir.

HIRİSTİYANLIK'TA HİCRET

HZ.İSA'NIN PEYGAMBERLİGİ VE DAVETİ:

Nisa Suresi'nde "Ey ehl-i kitab! Dininizde aşırıya gitmeyin ve Allah hakkında gerçekten başkasını söylemeyin. Mesih, ancak Meryem'in oğlu İsa’dır. O, Allah'ın rasulüdür, Allah'ın Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve bir ruhtur. Buna göre Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "Üçtür" demeyin. Vekil olarak Allah yeter" buyrulmuştur.

Pavlus'un Dine Giriş Hikayesi. Kudüs'ten kovduğu kimseler, şimdi çok geniş bir çoğrafya dağılmıştı. Artık Hz.İsa takipçileri birden çok merkezde Kudüs'ten daha iyi şartlar altında göstermekte idiler. Hz.İsa takipçilerini yakalamak, bu cereyanı kontrol altına almak artık imkansızlaşmıştı. Bunun çaresi bütün her yerde Hz.İsa takipçilerini kovalamak olamazdı. Bu işin çaresi ya havarilerin bir kaçın elde edip değişmeyi kontrol altına almak veya havari kadar etkili bir pozisyona sahip olmaktı. İkinci yolu daha cazip görmüş olmalıdır ki uygun bir hikaye ile yeni dine girdiğini, yolda Hz.İsa'nın kendisiyle görüştüğünü, kendini şakirtliğe kabul ederek İncil'i verdiğini söyledi. Hz.İsa takipçilerinin ulaşamadığı şam'a yeni dinin yayıcısı olarak gitti.

Havarilerin Tutumu ve Pavlus'un Havariliği: Hz.İsa ölüp dirildikten sonra şam yolunda kendisine görünerek kendisini havariliğe kabul etmiş ve de özel olarak kendisine İncil'i vermişti. Havariler O'nun yeni dine girdiğine ses çıkarmasalar bile havariliğini kabule yanaşmıyorlardı.

Pavlus'un Havarilerden Ayrılması ve Aykırı Yorumları : Pavlus, çok sinsi ve büyük hedef peşindedir. En büyük tuzak, Hz.Îsa'nın dirilip kendisi ile görüştüğü ve kendisine bizzat Hz.İsa'nın İncil verdiği şeklinde baştan beri söylediği bir iddiadir. Incil'ine bütün havarilerine verilenden farklı bir İncil olduğu şeklinde başlamıştır. "Ey kardeşler, benim tarafına vaaz olan İncil, insana göre değildir. Çünkü ben onu insandan almadım ve öğrenmedim, fakat İsa Mesih'in vahyiyle aldım. Pavlus, Hz İsa'nın çok özel olarak ve öbür dünyadan gelerek kendisine verdiğini iddia ettiği İncili'ni putperest halkın inançlarına göre düzelmekte bir beis görmedi. İlk problem sünnette çıktı. Yeni İnciller yazdı. Hz. İsa döneminde kullanılmayan kiliseler yapıldı. Vaftiz töreni uygulamaya konuldu. Ruhbanlık neşet etti. Değişik müessese ve fikirlerde farklılıklar yaşandı

İSLAMDA HİCRET

İslam'da hicret çok tabi, çok fitri, ilahi inayet yüklü safalarla dolu çok mübarek bir harekettir. İslam'da üç çeşit hicret şekli vardır:

1- Peygambersiz ümmet hicretleri (Habeşistan'a hicretler)

2- Ümmetsiz Peygamber hicreti (Efendimizin Taife hicret girişimi)

3- Peygamber kontrolünde hicret. (Medine'ye hicret )

Taif e Hicret Girişimi : Peygamber Efendimiz (sav ) Hüzün Yilında kendisini himaye eden Ebu Talib'in vefat etmesinden sonda sahipsiz ve himayesiz kalmış Mekkeli müşriklerin baskısı artmıştı. Bunlardan çıkış ve çözüm yolu aradı. Azatlı kölesi Zeyd b.Harise'yi yanına alarak Taif e gitti. Taifliler'den kendisini himaye etmelerini istedi. Fakat teklifi kabul edilmedi ve Taifliler bununla da kalmayarak çocuklara Efendimiz'i (sav) taşlatarak uzaklaştırdılar. Bunlara rağmen Efendimiz(sav) onlar için Allah'tan mağfiret diledi.

Medine’ye Hicretin Safhaları :

Medine'ye Hicretin Temel Sebepleri Hiç şüphesiz hicretin temel sebebi, Mekke müşriklerin akla gelebilecek her türlü işkence ve eziyete baş vurarak yeni dinin yayılmasına engel olmaya çalışmaları idi. Peygamberliğin yedinci yılında alman kararlar tam üç yıl boyunca çok siki ve acımasız şekilde sürdürüldü.

Hicrete Hazırlık: Hicret, bir çıkış yolu ve kurtuluş ümidi olarak daha Peygamberliğin beşinci yılında gündeme gelmiş ve Efendimiz (sav)'in işaret ve tavsiyeleri ile bazı müminler tarafından Habeşistan'a hicretle yaşanmıştı Yüz küsur mümin iki merhalede Habeşistan'a hicret ederken kuvvetli ihtimalle geride kalanlar sık sık durum değerlendirmesi yapmış ve belki de hicreti ciddi bir şekilde düşünmüş olmalıdırlar Böylece müslümanlar, zihnen, kalben, fikren ve bir kısmıda fiilen ileride yaşayacakları "Büyük Medine Hicreti'ne" ilahi takdir tarafından hazırlanmışlardır. Hicrete hazırlığın bir başka yönü de Peygamberlerin büyük hicrete hazırlanmasıdır. Hz. Hatice vahiy mevzusunu akrabası Varaka b. Nevfel'e anlatınca Hıristiyan olan Nevfel O'na, bu olayın yıllar önce İncil'de geçtiğini ve dine davet eden son Peygamberin geleceğini, sonra kavmi tarafından yurdundan çıkarılacağını bildirmişti.

Böylece ileride yaşayacağı büyük bir hicret O'nun yeni misyonuyla, nübüvvetle birlikte tanıştığı bir kavram olmuştu. Hicret Öncesi Toplantılar: Tevrat'ta anlatıldığı gibi Hz. Musa da Mısır'dan çıkmadan önce toplantılar yapmış ve ondan sonra hicret etmiştir.

Hicret öncesi ilk toplantı Akabe'de gece geç vakit gizli bir şekilde yapıldı. Bu toplantıdaki görüşmeler sonunda aşağıdaki şekilde söz vererek ahitleştiler; "-Allah'a şirk koşmamak.-Hırsızlık etmemek.- Zina yapmamak -Çoçuklarımızı öldürmemek.- Kimseye iftira etmemek.- Hayırlı işe muhalefet etmemek"- Sözünde duranın ecrini Allah üzerine almıştır ve onlara cenneti vermiştir. II.Akebe : "Geceleyin tanyeri ağardığı zaman Akabe'nin dibinde buluşalım" dendi. Belirtilen şekilde Akabe'de buluştular. Es'ad b. Zurare konuştu: "Kendimizi, evlatlarımızı, kadınlarımızı esirgeyip, koruduğumuz şéylerden Seni de koruyacağız. Eğer bu ahdimizi bozarsak, Allah’ın ahdini bozan bedbaht insanlar olalım. Ya Rasulullah! Kendin için arzu ettiğin ahdini bizden al. Rabbin için de istediğin şartı bize koş" dedi.

"Yüce Allah için koşacağım şartım şudur: Ona şirk koşmamanız, namazı kılmanız, zekatınızı vermenizdir. Kendim için isteyeceğim şudur: Allah’ın Peygamberi olduğuma şahadet etmeniz, kendinizi, çocuklarınızı ve kadınlarınızı koruduğunuz şeylerden beni de korumanızdır." Hicretin Başlaması Biatle birlikte İslam davasına taraflar da ikiden üçe çıkmış oluyordu. şimdi Mekkeli müşrikler ve müminler şeklinde iki tarafa birde Medineli mü’minlerin katılması bütün şartlan müminlerin lehine olacak şekilde alt üst etmişti Medineli Müslümanlar Allah'ın Rasülünü ve müminleri Medine'ye davet etmişler, bu davetleri de kabul edilmişti. Önce Habeşistan hicretinde olduğu gibi başlarında peygamberleri olmadan müminler Medine'ye hicret ettiler. Daha sonra ise Taife gittiği gibi yanında bir kişi ile -Hz. Ebu Bekir- Peygamberimiz Medine'ye hicret etti.

Müslümanlar gizli ve küçük gruplar halinde Medine'ye hicret etmeye başladılar. Bütün Müslümanlar gizlice Mekke'yi terk edip hicret ediyorlardı. Sadece Hz. Ömer, alenen müşriklere meydan okuyarak ve hicretini ilan ederek hicret etti.

Bir gün Hz Ebu Bekir yeni bir durum olduğunu fark ederek Rasulullah'tan yeni bir haber olup olmadığını sordu. O'da " Yüce Allah Bana Mekke'den Medine'ye hicrete izin verdi."buyurdu. Hz.Ali'yi çağırdı. O'na kendi yatağına yatmasını, korkmamasını, ayrıca Mekkelilerin kimseye güvenmeyip kendisine teslim ettiği emanetleri O'na tek tek vererek sabah kalktığında bu emanetleri sahiplerine vermesini istedi. Daha sonra Medine'ye dönmesïni söyledi.

Gizlice Çıkış ve Takip Peygamberimizin evi, çeşitli kabilelerden seçilen kiralık katiller tarafından kuşatılmıştı O, evde Hz.A1i ile konuştuktan sonra çıktı. Kaynaklar,0' nun gece evinin kapısından çıkarak katiller arasından geçip gittiğiııi bildirmektedir. Evden çıktı. Yerden bir avuç toprak a1arak evi kuşatanların üzerine saçtı. Rasulullah evden ayrıldıkdan sonra Hz Ebu Bekir'in evine gitti ve beraber yola çıktılar. Fakat müşrikler peşlerine takılarak onları takip etmeye başladılar. Efendimiz mağarada konakladılar. Onlar içeride saklanırken mağaranın ağzına örümcek ağ germ1şti. Böylesine zaif bir engel bu kadar azgın bir düşmanı durdurmaya yetmişti.

Rasulullah'ın hicreti sekiz gün sürdü Rasulullah bir müddet Kuba`da kalmaya karar verdi. Kuran'da "Takva Mescidi" olarak geçen mescidi inşa ettiler Rasulullah onüç gün kadar Kuba'da ka1dıktan sonra Medine'ye hareket etti. Medine'ye vardığında herkes O'nu bekliyordu. Bütün halk kendi evlerinde misafir olmasını arzu ediyorlardı. Lakin devesi Kusva'nın çöktüğü yerde evinin yapılmasına karar verildi. Rasulullah Medine'ye ilk geldiği gün1erde O'nu evinde misafir eden Ebu Eyyub(ra) da şunları söylemekte idi."Evim iki katlı idi. Üst katını Rasulullah'a vermek istedim fakat O "Ya Eyyub! Evin alt katında bulunmanız bize daha uygun olur" dedi. Alt katta oturdu. Biz üst katta bulunuyorduk. 0 sırada içinden su bulunan testimiz kırıldı. Rasulullah'ın üzerine damlayıp O'nu rahatsız etmesinden korkarak eşimle tek örtüneceğimiz yorganımızı suyun üzerine bastırdık.



Son Yenileme ( Perşembe, 29 Mart 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet