Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Salı 02-Aralık-2008 21:44:16
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow I arrow İla-yı Kelimetullah Ve Cihat
İla-yı Kelimetullah Ve Cihat
Pazartesi, 26 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
İla-yı Kelimetullah Ve Cihat
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4


b) Allah’a Götüren Yollar

Allah’a giden çeşitli yollar vardır ve bu yolların sayısı mahlukatın nefesleri adedincedir. Allah, kendisi için cihad edenleri mutlaka bu yollardan birine veya birkaçına hidayet eder.

c) O’na Ait...

Asr-ı Saadet’in insanı, harp meydanlarında kavga verirken arslanlar gibi dövüşür, gece olunca da hepsi birer derviş kesilir ve sabahlara kadar ibadet ve zikirle Cenab-ı Hakka zikirde bulunurlardı. Onlar bunu rehberleri, ruh-numaları olan peygamberlerinden görmüşlerdi. Büyük cihadda muvaffak olan bir insanın ekseriyet itibariyle, küçük cihadı kazanmasına da muhakkak ve mukaddes nazarıyla bakılabilir. Fakat, büyük cihadda kaybeden insanın küçük cihadda kazandığı ya hiç görülmemiş veya enderdir.

d) O’nun Ardındakiler

Allah Resulü nasıl yaşarsa sahabede aynı öyle yaşamaya çalışırdı. Zira sahabe, öbür tarafta O’nunla beraber olabilmenin burada O’nu adım adım takip etmekten geçtiğinin şuurundaydı. Allah Resulü(sav); “Kişi sevdiğiyle beraberdir” buyurmaktadır.

e) İlahi İnayetin Davetiyesi

Büyük ve Küçük cihadı bir arada mütalaa eden bir hayli ayet ve hadis vardır; Nitekim Efendimiz (sav) bir hadisinde bu iki cihadı yine bir arada zikreder.

“İki göz vardır ki, cehennem ateşi görmez: Harp meydanları ve cephelerde nöbet tutan askerin gözü ve Allah korkusundan ağlayan göz.”

İçlerini zapt-u rabt altına alamamış, riyanın burnunu kıramamış, fahirlenmeyi ayaklarının altında ezememiş, başkalarına iş buyurmayı ve gösteriş yapmayı ruhlarından söküp atamamış insanların yaptıkları da yapacakları da huzursuzluk kaynağı olma ve gürültü çıkarmaktan başka işe yaramayacaktır.

Öte yandan, meseleyi yalnız manevi cihad şeklinde ele alıp “kendi kavgamı vermeden başkaları ile uğraşmam doğru olmaz”diyerek bir köşeye çekilenler, çekilip nefislerine derece kazandırmayı herşeyin üstünde görenler ve insanların irşad mücadelesine iştirak etmeyenler ise en hafif ifadeyle İslam’ı mistisizme karıştırma hatası içindedirler.

f) Selef’in Anlayışı

İslam’ın yetiştirdiği büyük ve hakiki mürşidlerden hiç biri, cihadı tek yönlü olarak ele almamış; almamış ve demir parmaklıklar arkasında bile hakkı neşretme gayretinde bir an bile geri kalmamışlardır.

g) Günümüz İnsanına Düşen

Günümüz insanı, Cenab-ı Hakk’ı hoşnud ederek bir cihad yapmak istiyorsa -ki öyle yapması lazımdır- başkalarına hak ve hakikati anlatıp neşretmenin yanı sıra kendisini ve arzularını da kontrol altına alıp, ciddi bir iç murakabeye endekslenmelidir. Yoksa, kendi kendini aldatma ihtimali çok kuvvetlidir. Dolayısıyla da yaptığı şeylerin ne kendine ne de başkalarına yararı olmayacaktır.

Cihad, bir iç ve diş fetih dengesidir. Onda hem erme, hem de erdirme söz konusudur. İnsanın özüne ermesi, büyük cihaddır. Başkalarına erdirmesi ise, küçük cihaddır. Bunun biri diğerinden ayrıldığında, cihad cihad olmaktan çıkar.

Cihad, kıyamete kadar devam edecektir. Zira biz ne denli insancıl davranırsak davranalım mutlaka küfründe ısrar eden kafirler bulunacaktır.

CİHADIN FONKSİYONLARI

1-CİHAD PEYGAMBER MESLEĞİDİR

Allah yolunda mücadele eden ve davasını temsil etmeyi kendine gaye edilen, kat’iyen diğer insanlarla aynı seviyede mütalaa edilemez... Çünkü o, peygamberlerin gönderiliş sebebini kendisine hedef seçmiştir.

Peygamberlerin vazifesi ise, Allah’ın ve Allah’a imanın anlatılması ve de Allah’tan aldıkları dinin tebliğidir. Bu tebliğle onlar, başlangıcı bir damla kerih su, sonu kokuşmaya mahkum bir ceset olan insana, sonsuzluk ufkuna ulaşıp ebedileşmenin ve yücelikler yurduna yerleşmenin yollarını öğretir, beka inancı ve ebediyet mülahazasıyla onların ebediyete muhtaç ve müştak gönüllerini tatmin ederler.

Peygamberlik, Allah yanında en nezih, en kudsi öyle bir meslektir ki, Cenab-ı Hakk, Zat-ı Uluhiyet’inden sonra hep ona dikkati çekmiştir. İşte böyle kudsi bir mesleğin en kudsi vazifesi de cihaddır.

2-CİHAD HAKK’A ŞAHİDLİKTİR

Cihad, bir yönüyle Hakk’a şahidlik vazifesidir.

Her millet içinde, o milletin ufkunu aydınlatmak için bir nebi zuhur etmiştir. Son zuhur eden nebi ise, bütün insanlığın ufkunu aydınlatmak için gelen İki Cihan Serveri’dir. Kur’an, bu mevzuu da hatırlatma çizgisinde O’na şöyle seslenmekdedir.

“Ey Nebi! Şüphesiz biz seni, şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik” (Ahzab, 33/45)

3-CİHAD HAYAT KAYNAĞIDIR

Cihad, Müslümanları her zaman canlı tutan bir hayat kaynağıdır. Maddi-manevi cihaddan mahrum bırakılan bir millet fertleri arasında hemen dahili sürtüşmeler baş gösterir ve o millet, içten içe kokuşmaya başlar.

Evet, yeryüzünde karanlık noktaları aydınlatmak en karanlık yerlere Resulullah’ın adının ışığını götürmek ve alemi Kur’an ‘ın envarıyla donatmak için cihad, kıyamete kadar devam edecektir. Ve müminler, devletler, milletlerarası dengede ümmet-i vasat olmanın hakkını eda etmek yolunda hep sorumluluklarının şuurunda olacaktır.

4-CİHAD YÜCE BİR DUYGUDUR

Şüphesiz müminde uyarılması gereken en yüce duygu, cihad duygusudur. İnsan ötelere inanınca cihad en yüksek bir mefkure, en tatlı bir ideal ve en yüce bir düşünce olur. İşte sahabede gelişen duygu ve düşünce buydu.

Din-i mübin-i İslam’ın hakimiyetini devamı ve Müslümanların zilletten kurtulup, izzetle yaşayabilmesi için cihad bir vecibedir. Müslümanlar fezayı fethe gitseler ve yıldızları birbirine bağlasalar dahi, bu vazifeyi terkettikleri zaman, yine başaşağı gideceklerdir. Cihad, bir farz-ı kifayedir. Ancak bu vazife günümüzde olduğu gibi sistemli olarak hiç kimse tarafından yapılamaz ve bütün bütün ihmale uğrarsa, işte o zaman farz-ı ayn haline gelir ve her fert teker teker ondan sorumlu olur.

Devlet de sistemli olarak cihad yapmalıdır.



Son Yenileme ( Perşembe, 29 Mart 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >