Türkçe Bilgi

(Sözlük 648.124 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Pazartesi 07-Temmuz-2008 01:42:51
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow I arrow İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri
İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri
Çarşamba, 04 Nisan 2007

Yazının Diğer Sayfaları
İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri
Sayfa 2
Sayfa 3
İKTİSADİ KALKINMANIN KÜLTÜR TEMELLERİ

Yazar: Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL


1) KÜLTÜR ve DEMOKRASİ

Türkiye geçirdiği üç müdahale dönemi (27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül) sürekli anayasa ve istikrar arayışını hesaba katarak ifrat ve tefritten kaçınmalıdır. Demokrasinin inkıtaa uğratılması için demokratik haklar genişletilirken ve belki de haklı bir anayasa değiştirme ortamına girilirken işin ucunu kaçırmamak, değişikliklerin neler getirip neler götüreceğini iyi düşünmek zorundayız. Aksi halde zamanla tezat davranışlar içine girerek, 1982 anayasasına bir dönem methiye yazarken başka bir dönemde onu suçlar hale geliriz.

Bazıları demokrasi ve onun sağladığı temel hürriyetleri istismar ederek hürriyetleri yok etme hürriyetini elde etmek peşinde olduklarından sahte demokratlardır.

Demokrasinin kültürle, toplumun zihniyet dünyasıyla ve tarihi gerçeklerle yakın ilişkisi vardır. Bu bakımdan demokrasiyi güçlendirebilmek, içerden ve dışarıdan milli varlığa yönelecek tehlikeleri bertaraf edebilmek için toplumunun milli mutabakatlar ve kültür birliği yoluyla direnme gücü kazanması gerekir. Bu direnme ortak mazinin kavranabilmesi, bir millete mensub olma şuuru ve tarihten ders alınabilmesi ile mümkündür. Zira, tarih bir ideal arayışıdır ve ona sorumsuzca saldırmak için değil ondan ders almak için vardır. Maziden kaçmaya çalışmak onu tekrar yaşayabilmek kadar imkansızdır.

2) KÜLTÜRDE MUHAFAZAKARLIK

Anlaşılmamış veya zaman zaman kasıtlı olarak yanlış değerlendirilen bir konuda muhafazakarlıktır. Muhafazakarlık geniş anlamıyla bir milleti diğer milletten ayıran fark ettiren özelliklerin korunması ve korunarak geliştirilmesidir. Sosyal yapıyı tanımadan, ihtiyaçları zamana göre belirlemeden peşin hükümlü ve taklitçi bir yenilikçi tavır fayda değil, zarar getirir. Değişme karşısında ne peşin kabul ne de peşin red söz konusu olabilir.

Kültürün iki temel fonksiyonu vardır Bunlardan birisi yenilikçi ve gelişmesi tavrıdır. Diğeri ise muhafazakar (koruyucu) tavırdır. Korunmadan, kaynağa bağlı kalınmadan gelişmeci olunamaz.

Hiç bir toplumda eski, eski olduğu için atılamaz; yeni de sadece yeni olduğu için kabul göremez. Eskiye yeni de zamanla ilave edilmektedir.

Muhafazakarların kendi toplumlarını daha güçlü kılmak için gayret gösterecekleri ve milli menfaatleri kıskançlıkla koruyacakları tabiidir. Aslında, insanlık tarihi bir bakıma milli menfaatlerin çatışmalarının tarihidir. Ancak, bu muhafazakarların bu konularda hiç hata yapmayacakları anlamını taşımaz.

T. C. Köklü bir devlettir. Türk tarihinin muhafazakar niteliğidir ki bizi bu günkü Türk devletini ulaştırmıştır.

Batı ile sosyal ve iktisadi uyumda teslimiyetçi olmamak için en az onlar kadar muhafazakar olmak zorundayız. Muhafazakarlık hissi bir batı düşmanlığı veya her türlü gelişmeye kapalılık veya değişmeye şuursuzca teslim olmak değildir. Kültürde sömürgeleştirilen bir ülke, siyasi ve ekonomik menfaatlerini elde etmede uysal, teslimiyetçi bir çocuk gibidir.

3) KÜLTÜR ve İKTİSADİ HAYAT

Kültür ne sadece edebiyat, ne sadece sanat ve ekonomidir. Toplum hayatının bütün sosyal pencereleri kültür tarafından kapsanır. Zira kültür dediğimiz zaman bir arada yaşama ihtiyacı duyan, sürekli, farklı ölçülerde teşkilatlı bir yapıya sahip bir insan topluluğu gelir. Bunun için ekonomi ile kültür iç içedir.

Son yıllarda tatil yapma mecburiyeti ve tatile gidebilmek bir statü aracı olarak değerlendirilir olmuştur. Tatil yapabilmek ve deniz imkanlarından faydalanmak bir ihtiyaç olmaktan öte, itibar sağlayıcı olmaktadır. Bundan dolayı Türkiye bürokratıyla, aydınıyla yaz aylarında adeta tatile girmektedir.

4) KALKINMA ve AİLE:

Aile toplumun küçülmüş bir şeklidir. Bütün toplumların en küçük sosyal birimi ailedir. Ailenin mutlu ve huzurlu olması bir bakıma toplumun huzurlu olması ile eş anlamlıdır. Aile hiç bir toplumda vazgeçilemeyen, alternatifi olmayan ve korunmak zorunda olan bir müessesedir. Aile 21. Asra girdiğimiz bu günlerde alternatif kabul etmeyen sosyal, ekonomik, kültürel ve biyolojik görevler yerine getirmektedir. Bu görevler nesli sürdürme çocukları sosyalleştirme, insanı yalnızlaştırmama ve sosyal varlığı itibariyle gerginlikten koruma, psikolojik ve biyolojik tatmin, üyelerinin veya bütün olarak ekonomik faaliyetlere katılması ile kültür nakli şeklinde sıralanabilir.

Aile gençlik ilişkileri ve doğurduğu sorunların ifrata kaçarak kuşaklar arası çatışma şeklinde ele alınması doğru değildir. Kuşaklar (nesiller) arası farklılaşmalar gelişmenin tabii uzantısıdır, ancak her farklılaşmayı çatışma olarak anlamak yanlıştır. Nesillerin mutlaka çatışacağı şeklindeki varsayım eksiktir.

Aile içi ilişkilerde karşılıklı saygı ve sevgi, bir birinin hakkına riayet etmek ve hoşgörü, demokrasi terbiyesinin ferde kazandırılmasında sağlamaktadır. Nitekim, sevgisiz, ilgisiz, şefkatsiz ve manen tatmin edilmeden büyüyen gençlere demokrasi terbiyesi de verilememektedir.




 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin