Türkçe Bilgi

Cuma 05-Eylül-2008 08:38:42
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow I arrow İdeologya Örgüsü
İdeologya Örgüsü
Perşembe, 05 Nisan 2007

Yazının Diğer Sayfaları
İdeologya Örgüsü
Sayfa 2
Sayfa 3

TARİH HÜKMÜ: NASIL BOZULDUK

Türkler 1,2,3,4,5,6. Asırda kasırga gibi esip kalıbını bulamamış. Medeni çizgilere erişememiştir. 7.-8. Asırda İslamı kabul etmeleri ve kılıçlarıyla ruhlarını ona bağışlamaları ve 9. Ve 12. Asırla edindiği ruhi muhtevayı gergefe örmeye başladı. 14. Ve 16. Asırda taarruz, vecd ve aşkımız zirveye ulaşıyor. 17. Asırda donan aşk ve vecdimizin yerini ham softa ve kaba yobazlar aldılar. 18. Asırda batı üstünlüğüne karşın Osmanlı can çekişmekte, o kadar güçlü idi ki çekişirken dünyayı titretiyordu. 19.asırda ham, softa ve yobazın yerini, pembe kılıçlı, maymundan daha sefil Avrupa hayranlarına, takma beyinli züppelere bırakmıştır. Böylece Batı dünyası muazzam bir düşmanı içten kurutma yolunu buldu. Kanuni devrinde bozulmanın emareleri olarak Fars tesiri ve Bizans parmak izleri, hatır, gönül ve korku fetvalarını gösterebiliriz. Garp dünyası aklın eşya ve hadiseler üzerindeki tesirini süslerken biz nas ezberciliği yaparak onları hikmetlerden öksüz bıraktık. Bu islama yapılan en büyük ihanetti.

Kanuni’den Tanzimat’a kadar İslam devleti içinde, İslamın özünü anlamak ve kavramak dönemi, nas ezberciliği ve şekilcilik ve her şeye karşı çıkış… Batı bu sırada Rönesansın semerelerini alıp bizi geçmiştir. Biz ise otomobile şeytan icadı, matbaaya küfür aleti, elbiseye küfür giysisi demişiz. Heyhat ki, bu ham softa ve yobazlar, dinin mümessili görünmüş ve Fahr-i Kainata en büyük ihaneti yapmışlardır.

Tanzimat’la Müslümanlar umumi bozgunu ve sorumluluğu an’ane ve köklerimize irca ettiler. Bu en vahametli safhadır. İslamı, bir numaralı sahte temsilcileri, iki numaralı sahte münevverler bozdu. Meşrutiyet devrinde gittikçe İslam hırpalanmaya başladı.

Bu dönemde Abdülhamit, İslama ve Türklüğe önem verdiği için alaşağı edilmiştir. <Yahudi, mason ve dönemlerin oluşturduğu üç ayaklı sehpada> son devirde ise her şey ortada. Mustafa Reşit Paşa’dan çıkan çizginin devamı, müslümanı şöyle tarif ediyor: Cahil, artı ahmak, artı geri, artı yobaz, artı kaba. Artık İslamın bozuluşu ilel merkez ve anil merkez olarak her istikamette tanımlandı. Giden şey İslam, gelen şey ise hiçti. Dünya harbinden sonra cemiyet gövdesinde irinli kandilini asmadığı tek hücre bırakmamış bir bozukluk: Dalkavukluk, iltimas, rüşvet, fuhuş, içki, cinayet, kumar, nefret, inkar, şüphe, kargaşalık….

BEKLEDİĞİMİZ İNKILAP

1566’dan beri bekliyoruz bu inkılabı. (Kanuninin vefatı) Sarı Selim’den Tanzimat’a kadar 273 yıl Tanzimat’tan Meşrutiyete 69 yıl. Meşrutiyetten Cihan harbine 10 yıl. İstiklal savaşından günümüze… Bu inkılabı ve inkılapçıyı 20. Asrın güneşi batmadan göremezsek bir ağzımıza alamayız. İslam inkılabını gerçekleştirecek olan derin müslümanın üç cephesi vardır: Şeriat, tasavvuf, şahsi ruh ve akıl. Müminde aklın ölçüsü Allah rasulüne esir olmaktır. Böylelikle kul hakikate ulaşır. Hz. Ebubekir’in dediği gibi acz, acziyeti idrak etmektir. Necip Fazılın kulluk şuuruyla, Mevlana’nın

Men bende şudem bende şudem

Men bende beserüfkende şudem

Her bendeki azad şeved şad şeved

Men şed azad ezanemki turab mende şudem

dizeleri benzerlik gösterir.

Bu inkılap, eski ruhi nizamını darmadağın edip yenisini geliştirecek, ve yerine yenisini perçinleyecek bir doğruluş ve şahlanış. Bu inkılabın aletleri ise söz ve kalem. Bu uğurda hedefimiz basın yayın, ilim, sanat, iş ve nüfuz merkezlerini ele geçirmek gerekir. Necip Fazıl’ın bu fikirleri Hoca Efendi’nin sıkça ifade ettiği sosyal hayatın her birimine girme ve oralarda bir güç unsuru haline gelme ve güç kaynaklarını elimizde bulundurma ve yine H.E.’nin tarihi tekerrürler devrini anlatırken değindiği iç dinamiklerimize sahip çıkma, sosyal hayatın her alanında meselenin olgunlaşması ve akabinde patlamanın gerçekleşmesi fikirleri paralellik arzediyor.

İnkılabı gerçekleştirecekler iç dinamiklerini kontrol etmelidirler. Hedefe giderken, davayı tesbitte ne nasıl olmalıdır, buna karar vermek gerekiyor. Tedavi yoları çok iyi bilinmeli. “Yeni çıkan civcivler baba horoz farz edilirse civcivlere yazık olur. H.E’nin “güç dengesinin olmadığı bir yerde müslümanları ringe çıkarmak onlara zulümdür, dediği gibi. Karşı taraf İstanbulun bütün anpüller kuvvetinde lamba yakıyor ve biz kibritle mukabele ediyorsak elbette cılız kalırız.

Bu durumda bize düşman silahıyla silahlanmanın gerektiği ve hizmet yapılırken zaman zeminin şartlarına göre yapılmalı. Hizmetimiz sırran tenevveret prensibi ve azmi ihtiyat gösterme özelliği üstadın endişelerini gideriyor.

BEKLEDİĞİMİZ İNKILABIN YÖNLERİ

Bütün feyzi tek ve mutlak kaynak bildiği saadet devri ve sahabiler topluluğundan alan, böylece hayatın her tecelli sahasına hakim yepyeni bir vecd ve edaya yol açan bu vecd ve edayı namütenahi ileri bir nesil başlangıcına perçinleyen ve ebediyen perçinleyecek olan bir gençlik teşekkülü davası….

Bütün kıymet hükümlerini ve nefs muhasebelerini İslamiyet mizanından aldıktan sonra birer birer sükut edecek ve her biri her hakkın islamiyette gerçekleştirip istiklal davalarını kaybedecek olan içtimai ve iktisadi mezheplerin has isimleri ve öz hüviyetleriyle kökünden iptali… İslamı temsilden başka tek gayesi olmayan bu ulvi gayenin asil ruhuna malik ve her cihazı, aleti, hali ve şekliyle mefküfrevi nizam ve heybet şiirini heykelleştiren yeni altın ordu… İçinden ve dışından sımsıkı müeyyideli ve tam sigortalı aile hücresi…

Zekat ve yardım emri sayesinde içtimai teavün ve tesavi gayesini son haddine ulaştırıcı şahsi mülkiyet hakkı içinde mülkiyetin her hakkını ödeyici ihtikar iktisadi nizam… Müslümanlara ait eşya ve hadiselere hakimiyet hakkının icra vasıtası olan ve müminlerin kaybolmuş malını belirten müspet dehasını, henüz erişilmemiş ve erişilemez haddiyle temsil… Kulların değil Allahın ve ona bağlı vicdanın emrettiği adalet. Ahiret mamurluğunun tarlası olan bu dünyayı, sonunda bir taş tahta gibi bütün yazılarıyla silineceği biline biline son kum tanesine kadar imar. Nihai kavga zafer planı olan batıya karşı, kemiyet ve keyfiyet zemini olarak istinadı şart, asyacılık gayesi…

DEVLET VE İDARE MEFKÜREMİZ

Bilinen meclislerin yerinde yüceler kurultayı vardır. Manası milleti en ileri düşünenlerin ve en iyi yapanların kadrosunda özdeşleşmektir. Bu kurultayın levhası, hakimiyet hakkındır. Bu meclisi nefsaniyet ve enaniyetini aşmış ve kendini topluma adamış gerçek münevverler oluştururlar. Yüceler kurultayı baş yüceyi seçer. Baş yüce 5 yılda bir seçilir.

Baş yücenin emriyle hükümet değişir. Baş yüce bütün şubeleriyle ordunun başıdır. Baş yücelik hükümeti bir baş vekil ve 11 vekilden mürekkeptir. Hükümetin 11 davası: Ruh ve ahlak, umumi irfan, köy, şehir ve umran, ordu, iç inzibat, dış münasebetler, bütün neşir ve vasıtaları murakabe ve himaye davası. Nüfusu çoğaltma, güzelleştirme ve sağlamlaştırma, milli servet ve iktisat problemlerine el atar. Baş yücenin nezdinde yüce din idaresi vardır. Bu hükümette devlet halkın, halk da devletin kölesidir. Başyücelik akademyası, ilim, sanat ve fen dalından oluşur. Başyücelikten maddi manevi her ne şekilde olursa olsun başkalarının kazanç ve emeğine musallat tek fert bulunmaması gerekir. Başyücelikte cezalar hakların, hataların yapılamaz olmasını temin için konulmuş manialardır.



 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet