| Sık Kullanılanlar Listesine Ekle Salı 02-Aralık-2008 23:47:03 (Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| İdeologya Örgüsü |
| Çarşamba, 04 Nisan 2007 | |||||
Sayfa 2 toplam 3 BİZDE BUHRAN Tanzimattan evvel 3. Asır ve sonrası 3. Asır Kanuni’den Abdülmecide- Abdülmecidden Meşrutiyete- Meşrutiyetten Cumhuriyete- Cumhuriyetten günümüze beş kısma ayrılır. 16. Asrın sonlarında maraz deri üstüne sızmaya başladı. 18. Asrın üstüne çıktı. 19. Asırda tam yerleşir. 20. Asırda bu müzmin hastalığa uydurma çareleri arandı. İlk devrede İslam dış şekline esir ve ham, softa ve kaba bir yobazlık, 2. Devrede de körkütük bir hayranlık, şaşkınlık ve şahsiyetsizlik vardı. 1. Devre dinin, 2. Devre ise küfrün yobazlığını yaşadı. Ham ve kaba softalığı. Doğunun ucuzluğu batı yüzünden, Batı ise kendi yüzünden ve kendi kedisine çürüğe çıkmış. Doğunun ucuzları tanzimattan sonra sükun etmiş çeyrek münevverler. Bu ucuzluk sanatta, edebiyatta, siyasette ve sosyal hayatın her alanında. Ve bu ucuzluktan kurtulmadıkça kurtuluş olmaz. Tanzimattan beri büyük tefekkür adamı yetişmemiş, yetişenler kopyacılığı aşamamış, bu yüzden din hamların kabaların elinde kalmış. Ucuzluktan kurtulmanın ilk şartı mütefekkir yetiştirmektir. TÜRKÜN MUHASEBESİ İslamiyetle bünyemiz arasındaki birliğin olgun ahenge vardığı Osmanlı Fatihlik döneminde bizim herşeyimizi oluşturan İslamiyet, maddi hamle ve iş harekatından ibaret kaldı. Tefekkür planında bir türlü doğrucu ve ibda edici olamadık. O zaman şöyle bir TEŞHİS de bulunabiliriz: Doğunun ruhu, maddesini bulamayınca batının erdiği madde yetkinliği bir celsede onu yıkmıştır. Batı ülkelerine eyalet gözüyle bakan ecdadımız tefekkür adamı yetiştiremediğinden ne doğuyu ne de batıyı anlayamadı. Tanzimat basit ve sığ politikacıları, Meşrutiyet bir aksülamel, cumhuriyet ise tanzimatla açılan çığırın zirvesidir. Avrupalıyı Avrupalı yapan: Metod, sistem, akıl, laboratuvar aslında bunlar İslamın ruhunda olan şeyler. Bizim kendi kendimizi bulmamız Avrupalıya akıl ve madde marifetleri yolunda erişmemiz ve bu yetkinliği kendi ruh harmanımızda yoğurup Avrupanın karşısına böyle çıkmalıyız. Bu incelikleri ilk kez 2. Abdülhamid sezmiş lakin şer odakları tarafından alaşağı edilmiştir. İçimize bakarak dışımızı, dışımıza bakarak içimizi düzeltmek yoldur. Dünyayı, en mahrem fikir ve ruh kökleriyle hecelemek zorundayız. Kat kat is arkasında doğan yeni dünyada saf doktrinler zaviyesinden komünizme, dönek nazizme, müflis demokrasiye ise yeni zaman ve mekanın fatihi olmak için kendini gençleştirme hamlesinde bir dünya doğuyor ve bu dünya doğuşunda hissedar olmayan milletlere içtimai manada ölüm ve yokluk düşüyor. Muhtaç olduğumuz inkılap yeni nesli mükemmel manada yetiştirmektir. TEK KELİME İLE KURTULUŞ YOLU Evvela şahsını sonra tüm doğuyu kurtarmak için -Bu biraz kaf dağının tepesindeki bir kar parçasının döne döne kaf dağını dize getirmesidir. Genellikle Türk milleti ya olunca herşey olmaya, yahut olmayınca hiçbir şey olmamaya memur ulvi çetin bir millettir. Oya ormanlarının hakimi yahut kafeslerin mahkumu kalacaktır. Önce kendisini, sonra doğuyu ve bütün yeryüzünü kurtarmak onun vazifesidir. Bunu gerçekleştirecek reçete yalnız ve yalnız İslamiyettir. İslam vecd ve imanın ana sütunundan daha beyaz daha temiz çarşafı üzerine 20. Asrın herşeyi silkip bizden olanları alıp diğerlerini atmaktır. Bizim ahlak kaynağımız ise adıyla sanıyla İslam Ahlakıdır. ANA KAYNAK İSLAM Yalnız İslama inanıyoruz, kayıp ettiğimiz kuvvetleri öz bahçemizde kuyuya düşürüp sonra şaşkınlar gibi sokak sokak dışarda kıymet aradığımıza inanıyoruz. Kainat, dünya, insan, cemiyet, iktisat, adalet, güzel sanatlar, kadın, siyaset gibi bütün davalara ancak İslam sağlayacak, heybetleştirecek, ve bir ideologya örgüsü kuracak ve adını büyük doğru koyacaktır. İnsanın kim ne olduğunu, dünyaya niçin geldiğini buradaki yörenin ne olduğunu ve bitmek, tükenmek bilmeyen soruların cevaplarını İslam veriyor. Bu soruların cevabı insanı ruhen ve madden yüceltecek, solmaza, eskimeze, bitmeze ulaşacaktır. İnsan, kulluğuyla Allah halifesi olur. Allah alemi için insanı da kendi marifetlerine ulaşması için yarattı. İhlas, aşk, fedakarlık, ve merhamet ahlak çatısının dört direğini oluşturur. İslam bir kişinin herkes, herkesin de bir kişi olduğu sistemdir. Allahın eli cemaatin üzerindedir. İslamın siyaseti bütün insanlığın İslamiyete teslim olmasıdır. Saadete erdirmek bunun vasıtası ise kılıç ve kalemdir. Kılıç maddeyi, kalem ruhu fetheder. Usul ise “Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz.”hadis-i düsturudur. Ben kendime bakayım, başkaları ne yaparsa yapsın anlayışına karşıdır. Bu düstur Bediüzzaman hazretlerinin hayati istimayenin içinde bulunduğu problemleri anlatırken söylediği “ben tok olayım, başkası acından ölürse ölsün bana ne başkaları çalışsın, ben yiyeyim düsturlarıyla örtüşüyor. “İslamın siyaseti Ordunun gayesi i’layı kelimetullahtır. İslam müsbet ilimlere açıktır. “Beşikten mezara kadar ilim öğrenin.” Hadisi düsturdur. Kadın değerini İslamda bulmuştur. Bir meta olmaktan kurtulmuştur. Kadını kafes arkalarına, haremlere hapsetmek, hiç kimsenin karşısına çıkarmamak İslam işi değildir. İslamın dışı şeriat, içi tasavvuftur. Allah üzerinde bütün hikmet mimarisinin ışıldadığı bir saray olarak kabul edecek olursak, şeriat dışı, tasavvuf da içidir. Çünkü Allah kainatı insan için, insanı da kendi marifeti için yarattı. |
|||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|