| İdeologya Örgüsü |
| Çarşamba, 04 Nisan 2007 | |||||
Sayfa 1 toplam 3 İDEOLOGYA ÖRGÜSÜYazar : Necip Fazıl KISAKÜREK Yayınevi : Büyük Doğu Yayınları Baskı : İstanbul / 1994 / 522 ADIMIZ DAVAMIZ MANAMIZ Necip Fazıl’ın, “davayı temellendirici başeseri” tavsif ettiği “ideologya Örgüsü”nün girişinde: Fikirde, sanatta, anlayışta, anlatışta, buluşta, tutuşta, dağıtışta, toplayışta ve nihayet yaşanmaya değer hayatın ölçülerini billurlaştırma işinde dünyanın en büyük adamı olmak isterdim, nefsim için değil de, sırf O’nun ümmetinden en hakir ferde düşen liyakat payını ve üstünlük derecesini göstermek için diyerek bir yön tayin ediyor kendine ve inananlara. Eserin, kendisinin herşeyi olduğunu ve “Ben arının peteğini hendeseleştirmeye memur bulunması gibi, bu eseri örgüleştirmek için yaratıldım.” Diyerek kitabın önemini belirtmekte ve sair eserlerinin bunu bir müştemilatı olduğunu belirtmektedir. Kitap davamız olan “Büyük Doğu”nun tanımıyla başlamakta ve doğu batı muhasebesi yapılmaktadır. Doğuyla kast edilen İslamın kısa bir dönemde madde ve manada zirveyi yakalaması ve daha sonra yakalanan çizginin korunamayışı, İslamın şekline takılıp mana ve ruhundan uzaklaştırılması anlatılıyor. Dinin, ham softa ve kaba yobazlara teslim edilişi ile “HİKMETİ VE MARİFETİ” bulmayı gaye edinen İslama en büyük ihanetin yapılışı, küfür karşısında madden üstün olmayı öğütleyen İslamı şekilci ruh kalıbına sokmakla maddi alanda gerileyiş anlatılmaktadır. Buna karşın BATI’nın madde planında tahakkümü ele alınıp Ruhçu Doğuyla Maddeci Batı’nın muhasebesi yapılmaktadır. Batı karşısında gerileyişimiz ve bunun çareleri aranmaktadır. Bu durumu giderecek bir “Nesl-i Cedit’ten bahsediliyor. Batı karşısında üstünlüğümüzü sağlayacak inkılaptan ve bunun temel dinamikleri üzerinde durulmaktadır. BÜYÜK DOĞU: Büyük doğu, doğuş olmaya doğuş, doğu olmaya doğu. O, hem bir mana, hem bir madde, hem bir zaman, hem bir mekan ismi, ve belli başlı bir doğrusu DOĞUNUN doğuşu ruhun kendisiyle beraber bütün insanlığa örnek halinde donatacağı Doğu alemine remz. Büyük doğu, alem olduğu mefkure çerçevesinde <senfonik> bir orkestra. Büyük Doğu kendi başına, kendisiyle vardığı bir sebeb ve netice hükmü halinde hiçbir hürriyet istiklal ve benlik haletine malik değildir. Mutlak istiklal, mutlak hakikat sahibindedir. İslam ona teslim olup selameti bulmaktan ibarettir. Zahirde 24 asır evvelinden başlamış olsan da, bütün zaman ve mekana, ezele ve ebede doğru kuşatan bayatlamaz yeni, solmaz renk, eğrilmez çizgi, geçmez an pörsümez güzel, değişmez doğru, örselenmez iyi ve anlaşılmaz ileri! Gayemiz sensin! HAL VE MANZARA Bizde değişiklik adına ne yapılmışsa hep karşıdan deri tabakasının üstünde oldu, ve tarihi ham yobaz bir evvelki yobazlığın tam tersine dönmüş (?????) diye ortaya çıkmış olarak hep aynı asla ve mayaya sadık kaldı. Sakın yobazı, bir davaya, onun en mahrem çilelerini çektikten sonra kıl ve nokta feda etmeksizin emirlere sımsıkı bağlanan ulvi adam sanmayınız. Yobaz her sahada, asla anlayamadığı ve iç yüzünü göremediği tecelliler karşısında papağan gibi hep aynı aksülameleri gösterip <Nuh> diyen fakat <peygamber> demiyen kişidir. Avrupalının kendi içinde çoktan beri tasfiye etmiş bulunduğu bu hal, bizde ta dibinden ve kökünden kazınmadıkça, bunu kazıyacak cemiyet ve terbiye usullerine erilmedikçe, hiçbir bahsi ele almaya usul bakımından imkan yoktur. Büyük ve gerçek Türk inkılabının başı tarihi yobazlığının ta kökünden kazınması hadisesine dayanmalıdır. DOĞUNUN KENDİNE BAKIŞI Bütün bir doğuyu tek vücut olarak düşünemeyiz. Çünkü doğuda müslümanların dışında başka dinlere mensup milletler de vardır. İtikadımıza göre küfür tek millettir. İnananlar da yek vücuttur. Doğunun büyük çoğunluğu Müslüman olduğundan dolayı doğuya bizim dünyamız nazarıyla bakıyoruz. İslam zaviyesinden doğunun görünüşü: 15. Asra kadar sürmüş yekpare bir aksiyon çizgisi halinde fezanın dibine ve arşın üstüne kadar her maddenin hesabını verici mutlak kemal hamlesine beşik sahası olmasıdır .Aklın sınırları ve ruhun hakkı bir ışık demeti halinde kümelenmiştir. Böylelikle dört halifeden rönesans kadar her alanda herşeye hakim ve birden bire ters dönüş ve bu dönüşün sebebini kestiremeyiş, eşya ve hadiselere hakim olmak için cehdin kayboluşu öz evin beğenilmemesi ham yobaz kaba softa sınıfının zuhuru şu an İslam kadrosu ruhuna tıkaç sokulmuş bir görünüm arzediyor. Aşağılık kompleksini doğuran bu durum haçlı seferlerinin öldürücü darbelerinden daha ağırdır. Netice şudur ki, bu gün batı haksızlığını hak diye gösteren hünerli bir gözbağcı doğu alemi de bu gözbağcıya mahkum ve kendi hazinelerinin anahtarlarını ceketinin astarında kaybetmiş bir saflık görünümü arzediyor. Madden insanları doyuran manen besleyemeyen ve pozitif bilimlerde zirveyi yakalayan batı 19. Asrın 2. Yarısında maraz deri üstünde sızmaya başladı. 20. Asrın başlarında bütün bünyeye yangın halinde patlak verdi. Doğu alemi ise 8. Asırda ulaştığı akıl sınırını 15-16. Asırdan sonra koruyamadı. “Hakikat müminin yitik malıdır nerede bulsa alır.” Düstur-u kudsisini çiğnedi. |
|||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|