| Sık Kullanılanlar Listesine Ekle Salı 02-Aralık-2008 23:35:21 (Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Günümüzde Aleviliğin Sorunları |
| Çarşamba, 04 Nisan 2007 | ||||||
Sayfa 4 toplam 4 YUNUS EMRE HETERODOKS BİR DERVİŞTİR Derviş, heterodoks olsun, Sünni olsun, Türk halk İslam’ının temel öğesidir. Farsçadır. ‘Fakir’, ‘ihtiyaçlı kimse’ demektir. Tasavvuf çok kaynaklı bir inanç sistemidir. Heterodoks tasavvuf ehli için ‘aşk’ neredeyse Allah’a yaklaşımın tek temasını oluşturur. Aşk-ı mecazi, aşk-ı hakiki. Aşk-ı mecazi çok önemlidir. Heterodoks işlem için aşkın önemi büyük ölçüde insanı yargılamaktan uzaklaştığı içindir. Namazdan maksat Tanrıya yaklaşmaktır. Bu nedenle Kur’an özgürce yorumlanabilir, namaz kılınmayabilir, oruç tutulmayabilir. Kısaca ‘Şeriat kapıda kalabilir’. Buradan kalkılarak ‘Biz Allah’ın (c.c.) azad edilmiş kullarıyız’. M. Arabi bu nedenle ‘puta tapan da Allah’a (c.c.) tapar’ derken, Yunus Emre ‘72 milleti hor görmemekten söz eder’. Işık imandır bize gönül cemaat, Dost yüzü kıbledir, daimdir salat Dost yüzün görünce şirk yağmalandı Anın çün kapıda kaldı şeriat YUNUS EMRE LAİKLİK KAVRAMINA ESKİ BİR BAKIŞ Alevilik’e göre Havva anamız, Hz. Adem’e ‘bilgi ağacının meyvesini’ vermiş. Laiklik, dünyanın gizemden arındırılması çabasıdır. Nico Berti Kavramı, bu haliyle ele aldığımızda Müslüman kültürlerde laikliğin neden yabancı bir olgu olduğunun cevabı bizce buradadır. Öncelikle, Müslümanlık, Hıristiyanlık’dan daha laik bir dindir. Laiklik, kutsal ilan edilenlerin dokunulmaz kılınmak istenenlerin ötesine geçme çabasının, modern çağda batı Avrupa’da aldığı özgün bir biçimdir. Bilmek ve hep bilmek istiyoruz. Yunus Emre aşkla arıyordu bunu. İşe kendini bilmekten başlayarak. Bu anlamda laik olmak, belki de laik olanın bilmek istemesi ve biz olması demektir. Yine bu anlamda Laikliğin savunucusu, özgünlükleri yok etmeye çalışmaktan değil, tam tersine özgürleşmekken geçer, herkes ve her kesim için... TAKİYYE NEDİR? GÜNÜMÜZDEKİ ANLAMI NE OLABİLİR? Takiyye Arapça bir sözcüktür, 1-sakınma, çekinme 2-Birinin mensup olduğu mezhebi gizlemesi ya da muhtemel bir tehlikeden korunmak amacıyla inancın gizlenmesi ve saklanması anlamına gelir. Bugün Anadolu Alevileri olarak, geçmişteki büyük tehlikeler altında yaşamıyoruz. Ama yine de işinden olmak, aşağılanmak vb. tehditlerden çok uzak olduğumuz söylenemez. Takiyye gibi çok eski ve oturmuş bir ilkeyi bir kalemde silip atamayız, ama onu doğru kavradığımızda görülecektir ki takıyye deve kuşu gibi kafayı kuma gömmek değil, aklı kullanmaz, aklı imanı zedelemeyecek şekilde kullanarak inancın savunucusunu sürdürebilmeye yeteneği ve olanağına sahip olmak bu olanağı elde tutmak demektir. Bize gereken ne ‘takiyye kalmadı’ diyerek kafamızı beton bloklara vurmak ve ne de ‘takiyye var’ diyerek gölgemizden korkmaktır. KENTLEŞME VE ALEVİLİK Eskiden kırsal kesimde yaşayan Anadolu Alevileri dar köy hayatı şartlarında uygulanan Alevilik öğretilerinin şehir hayatına inanç zedelenmeden uyarlanması gerekiyor. Aleviler çok yakın zamana kadar hayvancılıkla geçinirlerdi. Hayvan sevgileri mesleklerinden mi, yoksa meslekleri hayvan sevgisinden mi kaynaklanıyor. Şehirde Alevilerin hayvancılık yapamayacakları kesindir. Fakat hayvan sevgilerinin devam etmemesi için bir neden olmadığı da açıktır. Bugün İstanbul’da 2000’e yakın cami vardır. Kaç Cem evi vardır? Oysa Aleviliği geleceğe taşıyacak kuşaklar ancak bu bütünlüklü ortam içinde sağlıklı bir şekilde serpilebilirler. ANADOLU ALEVİLİĞİNDE ALİ Türkiye’deki sol hareketler en önemli ve inançlı kadrolarını Alevi toplumundan aldılar, o günlerin koşullarında çok doğaldı bu. Hz. Ali, binlerce Alevinin gövdesinde zulme, işkenceye ve insana saygısızlığa karşı müdaheleye yine yetişmişti. Bir Anadolu (ya da Balkan) Alevisi, isterse Hz. Ali gibi namaz kılabilir, oruç tutabilir. Kur’an’ın her satırına harfiyyen uyabilir, istemezse bütün bunları yapmaz, çünkü onun için iman, o imanın biçiminde değil, özündedir. Aleviliği, imanın biçimlerde aranamayacağını bilen bir inançtır. Anadolu Aleviliği için Kur’an, Hz. Muhammed ve Hz. Ali kutsaldır. Yalnız bu kutsallık, her üçünün de taklidini gerektirmez. TANRI VE ALEVİLİK Tanrı kavramı Aleviliğin tam merkezinde duran, vazgeçilmez bir kavramdır. Aleviliği Tanrı tanımazlık olarak tanımlamak, onu yıpratmak ya da bulundukları yere çekmek isteyenlerin içinde bulundukları garip bir çabadır. Eğer Tanrı olmasaydı Alevi (haşa) O’nu (Tanrı’yı) yaratırdı. Bilim bugün hala deneyselliği ön planda tutan anlayışla Tanrı’yı kavrayamaz, çünkü Tanrı ve onun bilgisi deneysel değil, sezgiseldir. Akıl ise zıtlıklarla düşünür. Farklı tarihsel, politik kesitlerde içine girdiğimiz politik ya da düşünsel dayanışmalar, bizim inançlarımızdan taviz vermemizi ya da inançlarımızı seslendirmemizi gerektirmemelidir. Her zaman, her yerde savunabileceğimiz bir inanca sahibiz. ESAT COŞAN’IN MAKALAT ÇALIŞMASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Esat Coşan 16 Ağustos 1990’da Hacı Bektaş şenliklerinin ilk gününde, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Aleviliğin inanç sistemini anlatan ‘Makalat’ isimli kitabına göre Hacı Bektaş’ın Sünni olduğunu söylüyor. Sünni, Şii, Alevi, Bektaşi, bu kavramların sözlük anlamlarının çok ötesinde tarihsel-kültürel anlamları var. Dünya ve evrene farklı yaklaşımları temsil etmektedirler ve bu farklar sözlük tashihleriyle düzeltilemezler. Alevi-Bektaşi geleneğini ‘72 milleti hoş görmek’ tavrından dolayı övenler ‘Cihad-ı Ekber’leri övmesinler, hoşgörülü olduğu için bu geleneği beğenenler, şarap içilmesine hoşgörülü olsunlar. Bütün istediğimiz, tutarlılık. YAKINMAK ÇÖZÜM MÜ? Devlet, Alevi meselesine el atmalı ve tüm bu taleplerimizi karşılamalıdırlar. Bu tezin gerekçesi de hazır, devlet bizim vergilerimizi alıyor, bizi hiç ilgilendirmeyen konuların bize yabancı bir tarzda öğretildiği Kur’an kurslarına, İmam-Hatip liselerine ve İlahiyat fakültelerine yatırıyor. İmamların cenazelerimizi kaldırmaya nazlanmasından, içeriğine katılmayacağımız konuşmalar yapmasından bıktık. Örneğin İstanbul’da Şahkulu ya da Karacaahmet dergahları sanırım çözüm üretebilirler, o da mı olmadı, çağ değişti mi diyorlar? O zaman çıksın bir müteşebbis, cenaze kaldırma şirketi kursun, ama bu kadar basit bir konuda yakınmayalım. EKLER Yazarın eğitim-öğretim, çağdaşlık, kültür, diyalog üzerine değişik makalelerin derlenmesi.
Favori olarak işaretleyin
Bookmark
Bunu e-posta ile gönder
Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|