Türkçe Bilgi

Pazar 07-Eylül-2008 03:58:33
(Sözlük 655.580 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow G arrow Günümüzde Aleviliğin Sorunları
Günümüzde Aleviliğin Sorunları
Perşembe, 05 Nisan 2007

Yazının Diğer Sayfaları
Günümüzde Aleviliğin Sorunları
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4

ŞİİLİK VE ALEVİLİK

Şia, taraftar, özel olarak Ali taraftarı anlamına gelirken, Alevi de Ali’ye bağlı olanlar, Ali’den yana olanlar anlamına gelir ki anlam olarak arada bir farklılık yoktur.

Her iki terim de özellikle belirli terimsel dönemeçlerden sonra özgün tarihsel ve ideolojik anlamlar kazanmışlardır.

Şah İsmail Tebriz’de 1501’de iktidara geldikten sonra ezanların ‘Ali’nin onun velisi olduğuna şahitlik ederim’ ekiyle okunmasını emrediyor. Yazar, Anadolu Alevilik’i ile İran Şiiliği arasında keskin çizgilerin oluştuğu tarih olarak bu tarihi görüyor.

Alevilik’e göre Tasavvuf’un özü devlet düşüncesi ile çelişir. Tasavvuf devlete gerek duyulmayacak bir düzen peşindedir.

Şah İsmali son Erdebil Sufisi olurken, ilk İsna-Aşeriyye Hükümdarı da oluyordu.

Şah İsmail’in iktidarı olarak içine düştüğü açmaz buradadır. İsna-Aşeriyye Şiiliği ise bu temelden kalkarak ve sürekli tasavvuftan uzaklaşarak bugün İran’da resmi ideoloji haline gelen Şiiliğe dönmüştür.

Şiiliğin, Alevilikten Bazı Temel Farklılıkları

1-Şeriat anlayışı (oruç, hac, namaz, cami) Şia’da var.

2-Şiilerde’ Kur’an’ın ancak gizli hükümlerini sadece müctehidler yorumlayabiliyor. Alevilik’de açık insan yorumlama hakkına sahip.

3-Şia’da İmamet, Ayetullah makamı var; Alevilik’de Allah ile doğrudan ilişki kurabilme imkanı(!) var.

4-Her iki inançta da On İki İmam olan Mehdi gaybettedir ve bir gün geri dönerek insanlığı selamete ulaştıracaktır. Bektaşilik’de mürşidler olmasıyla Mehdi’yi bekleme ruh hali yoktur.

Ortodoksi, ‘esas’ olmanın gücünü ve güvenini hissederek Aleviler’e soruyor: ‘Niçin camiye gitmiyorsunuz?’ oysa onlara ‘Niçin camiye gidiyorsunuz? Niçin semah dönmüyorsunuz?’ diye sorulmuyor.

Yazar, bazı Alevilerin ‘Alevi camilerde Hz. Ali ve Ehl-i Beyt Sevgisi dile getirilirse, onların camilere gitmesini Süngüyle dahi engelleyemezsiniz’ demelerini eleştiriyor.

Alevilik ile Sünnilik ve Şiilik arasındaki fark, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’e duyulan muhabbeten ibaret olarak görülüyorsa, böyle düşünenler hiç Alevilik hakkında zahmette bulunmasınlar, Alevilik yok olmuş demektir. ‘Fark budur’ diyenler, aslında ‘Fark yoktur’ demiş olurlar.

Alevilik, Tanrı’yı evrenin her yerinde gören bir inanca sahiptir. Öte yandan, kişinin Tanrı ile ilişkisi -ki Alevilikde ibadetin tek mümkün anlamı bu olabilir- tüm diğer ilişkilerinde süre gitmektedir.

Böyle bir ibadet anlayışı, Alevilik’in ibadetini belirli zaman ve mekanlara sıkıştırmayı ortadan kaldırır.

Aleviler, cem evine Ortodoks Müslümanların camiye, Hıristiyanların kiliseye gittikleri gibi gitmezler. Nietze şöyle der: ‘Tanrı’nın mezarları ve türbelerinden başka nedir ki bu kiliseler?’

Alevi, cem evine rahatlamak için değil, vicdanı rahatlarken bu şekilde cem ayinine katılmak ve semah dönmek için gider.

Cem evi ibadetin yapıldığı yer değildir. İbadet hayatın tümüdür.

Cem evlerinin size Tanrıya yükseldiğiniz zannını verecek yüksek minareleri ya da çanları yoktur, onlar sade ve basit yapılardır.

Kutsal olan, cem ayinidir, semahtır; fakat esas olarak niyazdır, kısacası aşktır.

ALEVİLİK VE SOL ÜZERİNE

1789’da sol kavramı ortaya çıktığında Alevilik bin yaşını çoktan doldurmuştu. Üstelik 1789’da da bu iki kavram henüz tanışmamışlardı. Türkiye’nin Alevi kitleleri sol kavramıyla tanıştığında takvim 1960’ları gösteriyordu.

T.İ.P. TBMM’ne sokmayı başardığı milletvekillerinin çoğunu Aleviler’e borçludur. FKF Dev-Genç gibi bir çok sol gençlik örgütü Alevi gençlere olmasa belki düşünülemezdi. ‘Umudumuz Ecevit’ imajı yine bu durumdan payını almıştir. Sağın Sünni İslam’la özdeşleşmesi bu duruma güç katmanın ötesinde bir işe yaramamıştır. Ama bu tek neden değildir.

Mesela sağ-sol değil, savunulan fikirler; özgürlükçülük, inanç ve düşünce özgürlükçülüğü nerede savunulursa, Alevi de onun yanında yer alır.

Alevilik siyasi bir düşüncenin adı değildir. Alevilik dinsel bir inancın ve o inanç çevresinde oluşan bir kültürün adıdır.

Alevilik ateist değildir. Nazi’lerin de ‘ateist’ oldukları düşünülünce, ateizmin öyle pek de övünülecek ‘çağdaş’ bir düşünce olamayacağı da yak inen görülür.

‘Alevilik solcudur’ mu dediniz? Buyrun ‘Hangi sol?’ tartışmasına. Yeni sol, eski sol, Leninist sol, Troçkist sol, Stalinist sol, Maoist sol ve daha onlarcası. ‘Alevilik sağcıdır’ derseniz yine aynı sonuç. Oysa Alevilik son zamanlarda kendisi için ve başka sistemlerden alınmamış kendi deyimleriyle yeniden düşünmeye başladı. Alevilik’in önüne karkasına yeni terimler eklemeye hiç mi hiç gerek yoktu. Solcu ya da sağcı olmanın Alevilik’e kazandıracağı yeni bir değer yoktur. Alevilik, Alevilik’tir.




 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet