| Sık Kullanılanlar Listesine Ekle Salı 02-Aralık-2008 23:36:01 (Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Günümüzde Aleviliğin Sorunları |
| Çarşamba, 04 Nisan 2007 | ||||||
Sayfa 2 toplam 4 ALEVİLİK GERÇEK İSLAM MIDIR? Yüzyıllardır ‘Biz Müslümanız’ dedikleri halde, Aleviler ‘Hayır! Siz Müslüman değilsiniz’ tepkisi ile karşılaşmışlar ve bazı Aleviler de çıkıp ‘Asıl siz Müslüman değilsiniz, gerçek Müslümanlık Aleviliktir’ karşılığını vermişler. Yazar dini inanışları Heterodoks ve Ortodoks olarak ikiye ayırıyor. Alevi-Bektaşi inancı Heterodoks bir dinsel inançtır. Heterodoks dinsen inançların en temel özelliği ise evrensel oluşlarıdır. Her dindeki (İslamiyet, Hıristiyanlık, Musevilik, Budizm ve Hinduizm) Heterodoks akımlar benzer ve özdeştirler. Bu sebeple birbirlerine yakın dururlar. (Şeyh Bedrettin’e Bogomiller yardım etmiştir). Ortodoks dinsel inançlar ‘dünyaya düzen vermek’, dünyevi iktidarın sahibi olmak peşinde oldukları inçi, birbirleriyle çatışırlar. Bektaşi-Bogomil yakınlığına Katolik-Sünni ilişkisinde asla rastlayamazsınız. Heterodoks dinsel inançlar dinler, peygamberler ve kitaplar arasında hiyerarşi gözetmezler. Bu nedenle bir din tartışmasında öldürülmüş bir Hıristiyan azizinin mezarı, Heterodoks Müslümanlar tarafından bir makam-ı ziyaret haline getirilebilmektedir. Türk Heterodoksinin deyişi: ‘Yetmiş iki millete bir gözle bakmayan, halk’a müderris olsa da hakikatte asidir’. Alevilik özünü insan kardeşliği ve Tanrı’yı insanda görmekten alır ve ‘Puta tapan da Allah’a tapar’ inancına bağlıdır. Alevi-Bektaşilik, Müslüman sembolik yapısı içinde kendini ifade eden bir heterodoks inancın adıdır. Bir Alevinin ‘Ben Müslümanım’ demesi, bu gerçekten kaynaklanıyor. Yoksa diğer dinleri aşağı görmesinden değil, bu anlamda ‘Alevilik gerçek Hıristiyanlıktır’, ‘Alevilik gerçek Museviliktir’ demek de ‘Alevilik gerçek Müslümanlıktır’ demek kadar doğru ve yine aynı oranda yanlış olacaktır. Alevilik’i anlamak için sadece islam tarihine başvurmak hatalı ve yetersiz olacaktır. İslam ve İslam tarihi ancak onun bileşenlerinden biridir. Onu anlayabilmek için tüm dinlere ve tüm sembolik yapıların bilgisine başvurmak gereklidir. Tanrısal gerekliğin, yani hakikatin tekeli kimsenin elinde değildir. Alevilik’in diğerlerine anlatmak istediği en önemli inanç da budur. İÇKİ VE ALEVİLİK Sünniler de, Hıristiyanlar da, Budistler de alkollü içki içmekte, üstelik bolca tüketmektedirler. Anadolu Alevilik’inde ve Bektaşi’likte içkini özel ve olumlu bir yeri vardır. Alevilerin ya da Bektaşi’lerin içki içmeleri arızi ya da inançlarına rağmen işledikleri bir günah değildir. Aşkı fuhuşla, içkiyi alkolizmle özdeşleştirenler için insan aşkını, içkiyi öven bir dinsel inanç sistemi anlaşılmaz ve garip görünecektir. Aşkın üzerindeki menfi baskı fuhuşu, içki içmenin üzerindeki menfi baskı da alkolizmi doğurmuştur. Alevilik ve Bektaşilik’de içki, bazen Cem Ayininin bir parçası, bazen de ayin sonrası muhabbetin bir parçası olarak önemli bir yere sahiptir. İçkinin bu önemli yeri onun insan üzerindeki etkilerinin belirli bir düzeyde ortaya çıkışının bu inanç sistemi tarafından olumlu bulunmasından ileri gelir. Olumlu bulunan ölçüyü aşmayan içki, kişinin normalde arada-sırada düşündüğü ya da hiç düşünmediği farklı gerçekliklerin toplumsal kısıtlamaları aşarak ya da zorlayarak yine toplumsal bir ortamda dile gelmesini sağlar. İçkiyi fazla kaçırıp ‘zom’ olanlar bu muhabbetlere alınmama müeyyidesine de razı olmak zorunda kalacaktır. Tahakküm ahlakı iki yüzlüdür. İçkiden vergi almayı asla ihmal etmeyen Osmanlı Devleti, sarayda bol bol içki tüketirken, içki üreten ve içen Alevi-Bektaşi’leri fermanla kadılarla ve kolluk kuvvetleriyle kovuşturmuştur. Alevi-Bektaşi’ler içkiyi bilerek içmişler ve bu toplumun kültürüne bir içki muhabbeti adabının katılmasında rol oynamışlardır. Bugünkü alaycı anlamından sıyrıldığımızda ‘ser-hoş’ sözcüğü ‘başı-hoş’ anlamına gelir. İnsanın başının ‘hoş’ olmasının ne gibi bir sakıncası vardır? ALEVİLİK ÇAĞDAŞLIK MIDIR? Alevilik-Bektaşilik ‘Tanrı’lı bir inanç sistemidir. Tanrı bilgisi sürekli ‘oluş’ halindedir. Tanrı’nın oluş süreci tarihsel ya da zamansal bir süreç değildir. Tanrı’lı bir inanç sisteminin temel özelliği nesnel bir hak veya kurumlarca belirlemiş değildir, bu kavram aynı Tanrı gibi sürekli oluş halindedir. Bu kavram varlıkların birliğinin içsel aklı olan aşkı temsil eder. Bu kavramdan ‘hakikat’ doğar. Hakikat ve gerçeklik, Hakikat Hak’dan gelir. Hakla birlikte vardır, Tarih ve zaman ötesidir. Bu anlamda çağımızın ya da şu veya bu çağın gerçekliklerinin Hakikat’le bir ilişkisi yoktur. Bu nedenle Alevilik ‘Çağdaş’ değildir, hiçbir çağda da ‘Çağdaş’ olmamıştır. |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|