| Günümüzde Aleviliğin Sorunları |
| Çarşamba, 04 Nisan 2007 | ||||||
Sayfa 1 toplam 4 GÜNÜMÜZDE ALEVİLİĞİN SORUNLARIYazar : Reha ÇAMUROĞLU Yayınevi : Ant Yayınları Baskı : İstanbul / 1992 / 160 shf. GİRİŞ Alevilik son yıllarda, Türkiye gündeminin önemli maddelerinden biri haline geldi. Hatta, politika sahnesinde seçim dışı zamanlarda da konuşulmaya başlandı. Bu sebeplerle Alevilik’e içeriden bakan bir yazarın bu meseleleri ele alması çok önemlidir. Bir inanç, düşünce sisteminin ve bir kültürün hayatiyeti, onun değişen zaman ve mekanlarda kendisini yeniden üretebilme, yetiştirebilme gücüyle ölçülür. Bu güç de, sadece yeni zaman ve mekana pasif uyumlaşma değil, o zaman ve mekana kendi rengini vererek onu bir ölçüde kendine benzeterek kurulacak aktif bir iletişim içinde yaşayacaktır. Bu anlamda, Hz Ali, Kerbela Olayı, Gadir-i hum, Hüsnüye İmam Cafer Buyruğu vb. geleneksel sembolik motiflerin anlatılıp durulması, Alevilik inanç sisteminin hayatiyetini devam ettirmez. Bu kitap, bazı Alevilerin ‘Gençler, inanç ve geleneklerimizden uzaklaşıyor’ ‘Kutsal semahlarımız, turistik gösteriye dönüşüyor’ türündeki sorunlarını çözmek için hazırlanmış. DİYANETİN ASİMİLASYON HAREKETİ Diyanet İşleri Başkanlığı, uzunca bir süredir Alevilikle ilgili etkinlikler içindedir: Toplantılara katılma, yazılarıyla açıklamalar yapma vs. Fakat, Alevilik konusunda Diyanetin açıklamaları zahiri niyetlerine taban tabana zıt. Diyanet, ülkemizdeki bütün Müslümanları temsil ettiğini ve Aleviler de Müslüman olduğuma göre, Diyanet’e karşı hiçbir sebep olmadığını söylüyor. Bu düşünce tarzı, ülkemizin dini gerçeklerine ters düşüyor, köktenci İslam hareketi bir gelişim içinde, İran İslam devriminde bu hareketlere moral destek veriyor. Suudiler, İslam liderliğini Şii İran’a kaptırmamak için köktenci İslami hareketlere destek veriyor: Rabıta vs. ile Kısacası, Diyanet, bırakalım Alevileri, Sünni ve Şii Müslümanları dahi bütünüyle temsil edememektedir. Anadolu Alevileri ne dün, ne de bugün kendi dışlarında oluşmuş, kendilerine yabancı bir kurum tarafından temsil edilmemiş ve edilmeyecektir de. Diyanet’de Alevilik’in ‘A’sını bilmeyen insanlar açıklamalarda bulunuyorlar. Onu basit bir Hz. Ali ve Ehl-i Beyt dostluğuna indirgiyor, 1400 yılda oluşan bir inanç sistemini bir çırpıda çiziyor ve onu İran Şiiliğiyle karıştırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Mart 1924’de laikliğin korunmasına katkıda bulunmak için kuruldu. Fakat zamanla şeriat düzeni yanlısı kadrolar içinde girdi. Laik Müslümanlar çok azınlıkta kaldığı için Aleviler bu kuruma güvenmiyorlar. Yaz, Diyanet’i toplumda tek tip hüviyet oluşturmaya çalışmakla suçluyor. İSLAM DAİRESİ İslamiyet’in ilk devrelerinde Müslümanlara göre insanlar, Müslümanlar ve kafirler diye ikiye ayrılıyordu. Daha sonra Ebu Süfyan gibi İslam’ın sıkıntısını çekmemiş insanların İslam’ın galip olduğu dönemde Müslüman olmasıyla bu daire içine yeni Müslümanlar ifadesi girmiş. Hz. Muhammed’in (sav ) ‘göçmesiyle’ nifak ve iftirak başlamış ve İslam toplumunda ‘kendine Müslüman diyen kafirler’ belirmiş. Daha sonra İslam alimlerince ‘Fasık’ ifadesi kullanılır olmuş (inancına rağmen günah işleyenler ortaya çıkınca). değişik mezheblerde dört temel ‘İslam dairesi’ anlatımı var. Mu’tezile’ye göre ‘Fasıklar’ ne Müslüman, ne de kafirdirler. Hariciler’e göre ‘fasıklar’ kafirdir. Mürcii’lere göre ‘fasık’ kebairi bilerek işlediğini belirtmediği sürece Mü’mindir. Kur’an’ın görüşüne göre sadece Müslümanlar ve kafirler var. Gazali ve Ethem Ruhi Fığlalı’ya örnek vererek şunları söylüyor, İslam İlahiyatçıları Alevi-Bektaşi kitleleri oldukları gibi kabullenmemekte, onların namaz, oruç gibi Ortodoks ibadetlere alışmasını beklemekteler. Aksi halde İslam dairesi haricinde kalacaklarını söylüyorlar. Biz, Sünni’lerin namaz, oruç ve haccına karışmıyoruz. Onlar da bizim inançlarımıza ilişmesinler. Alevilere büyüyecek çocukmuş gibi davranılmamalı, onların farkı tanınmalıdır, fark tecellidir. Alevilikte dinsel bağlanma ve Tanrıya yönelme konusuna ‘kişi’ temelinde bakıyor. Alevilik’e göre Tanrı ‘Gizli Bir Hazine’ idi. ‘Bilinmeyi sevdiği için’ alemi var etti. Yani sevgi varoluşun kökeni ve nedenidir. Tanrıya sevgi ile varılır. Bu sevgi başlıca ibadettir. Alevilik’e göre Yezid’in şehadet getirmesi onu kurtarmaz. Gandhi bir ermiştir ve Yezid de bir katildir. Alevilikte aşkın olan sevgidir, aşktır. Toplumsal kuralların mihenk taşı da bu aşkın ilkidir. Yani Alevilikte ikiş kelime-i şehadet getirip getirmediğiyle, namaz kılıp kılmadığıyla değil, taşıdığı aşkla değer kazanır, o denli ‘Mü’min’ olur. Bu anlamda Hıristiyan, Budist, Yahudi, Taoist ya da Tanrı tanımaz da ‘Mü’min’ olabilir. Alevi-Bektaşi düşüncesinin sembolleri de dinler arasında geçiş yapabilir. Musa’ya (as. ) yol gösteren Eli’nin Ali sembolü oluşu gibi. |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|