Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Salı 02-Aralık-2008 23:48:48
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow F arrow Fıtratın Dirilişi
Fıtratın Dirilişi
Pazartesi, 26 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
Fıtratın Dirilişi
Sayfa 2

  1. Fıtratullah’ın Bozulmasında tekboyutlu bilimin katkısı: Vahy’nin hakikatlerine daima yüzü dönük olan bilim ve bilimsel uygulamalar, insanın manevi boyutuyla onu kuşatan maddi alanın bir başyapıt biçiminde tezahürünü oluştururken kısacası profan bilim sadece ölçülebilen ve hesaplanabilen nitelikler taşır. Salt maddi donuk ve kapalı bilim asıl amacı ara vermeksizin her şeyi yoğunlaştırma olayıdır. Vahy’e dayalı geleneksel düzlemde ise, insan sadece etrafında olup bitenler hakkında yalan-yanlış bilgiler edinmekle yetinmek zorunda kalan bir seyirci olmayıp çevresiyle ve evrenle açık ilişkiler kuran bir sosyal varlıktır. Modern idrak biçimlerinin önündeyse. Vahy’e dayalı bilgi kavramı kaybolur. İnsanın ergin yetenekleri, sadece maddi idrakle sınırlanırken, her şeyin özünü yitirir. O halde bilgi kurtarabilecek midir insanı? Hayır; bilgi tutsaktır. Çünkü bu bilimin kendisi, bir tutsağın bilimidir.

b) Ölümün Tasviri: Allah’ı unutma, dışa savunan bir hareket gibi, insanı inanç alanının, dışına atarken, onu aynı zamanda kendi gerçek niteliği ve yorumundan da uzaklaştırın. Bu da gerçek kimliğine olan yabancılaşmayı giderek artırır. Kur’an’ı Kerim’de Hasr 19’da da ifade edildiği gibi “Allah’da insana kendi nefsini unuturdu, ifadesi kıyametin dehşetinden kendilerini unutmasıdır. Kur’an’ın antropolojisinde, her şeyin Allah’ın iradesiyle onun emrine verilmesi ve kainatın ekseri insan ise, insanın varlık ekseni de” kalbidir. Öyleyse kalb, bireysel ve toplumsal değişmelerin başlangıç noktasıdır. İnsanın nefsi emmaresine itimat etmesi, kalbin zenginleşmesine sebebiyet verecektir, bu durum da insanı Allah’tan uzaklaştıracak. Çünkü kalb Rahma’nın iki eli arasındadır, o doğrultmak isterse doğrultur, eğriltmek isterse eğriltir.

c) Fıtratullah’ın yozlaşmasında “heva” boyutu: Heva kelimesi, genellikle nefsin şehevi hazlara olan aşırı meylini ifade eder. Heva kelimesi ve onun türleri, ölüm, yıkım, yokluk ve boşluk vb. negatif içeriğe sahip olan delaletlere sahiptir. Araf 175 ve 176’da da bahsedildiği gibi “Yere meyletti Ayetlerden sıyrıldı terkibi, Hevasına tâbi oldu”. Şeytan onu peşine taktı. Yere meyletmek, Cenab-ı Hakk’ın mutlak ve kesin emirlerinden sıyrılıp, onlarla ruhi ve fizikî münasebetini keserek, sadece duyu organlarıyla idrak edilen dünya merkezli bir dünya kurmaktır.” hevaya bağlılıkta şeytanın ordusuna iltihak edip, onun arzusuna uygun bir hayatın izleyicisi olmak. Son olarak diyebiliriz ki Allah’ı unutmak metafizik ve manevi boyutun yok olması demekse tek boyutlu bilimde bu yokluğun en temel sebeplerinden biridir. İkbaz, Heva ve Hevese kapı kesin tavrını bu cümleyle koyar.”Kendine doğru yürü ve Nak ile sağlanmış Heves putunu, Lût ve Uzza putları gibi kır.”

d) Fıtratullah’ın tezahhüründe mümin aydının yeri: Hz. Peygamberimiz çağın ölüm dünyasına ve zamanın Kur’an tarafından seçilmeyi en büyük onur sayan bu İslam aydını ile seslendi. Peygamber yeryüzünü aydınlatan bir güneş, sahabeler ise onun etrafında halelenmiş yıldızlar kümesi kurdukları toplum ise, yapılanmış bir ışık demeti. Vahy toplum üzerinde, kıyamete kadar ki kontrolünü göstermek “Mümin aydının iç öğülmesi” kalemin şevki ve çabası ile teşekkür edecektir.

TOPLUMSAL OLGULARDA DERİNLİĞİNE MÜPEŞİR FAKTÖR: DİN REALİTESİ

a-) Din ve Tarihi rolatızrizmi aşmak:Gerçek dinin kapsam ve hedeflerinin insan ve toplum vakasına bitişik olmasıdır. Yaratıcıyla aşkın bir kılavuz olması hayati bir zorunluluktur. Tarihi rolauitizmi aşmada, “ Kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah bir toplumdaki hali değiştirmez ayetinde ifade ettiği gibi insan öncelikle kendi nefsini değiştirmeli. Kendi nefsinden başlamalı. Bunu yaparken, gerçek din olan İslâm insanı, tabiatla sınırlı konumdan yükseltmekle, ona fizik ve biyolojik vasıfların yanında ahlaki bir boyutla ilave etmektedir.

b-) Din ve devrimsel öz: Din kırılmaz geleneksel ve statükocu yapıyı sorgulayıp onu yeniden şekillendirme ya da ona yeni ikamelerde bulunma faaliyetlerinde en etkili ve etkin güç olmuştur. Zira Tanrı’nın buyurduğu yerde özgürlük vardır. Zira Tanrı’nın kendisi özgürlüktür. Gerçek dinin temsilcileri olan Peygamberler ve Peygamberimizin de mücadelesi bu devrimsel özün en muhteşem örmeğini oluşturmuştur.

c) Benmerkeziyetciliğin Aşılmasında Gerçek dinin yeri: Evrene açık insan. Din, fertlerin ve toplumların hayatlarında yerini alırken, onların ruhi manevi cephelerine de hitap etmiştir. Dolayısıyla insan Rabb’a karşı kendisini sorumlu tutar ve uladiyetini yerine getirmeye çalışır. Çünkü kulluk vazifesi ebedi ve sonsuz bir mükafatın karşılığıdır. Rab karşısında makbul olanlar bu ebedi ve baki olan fiillerdir. Baki olan yararlı işler, sevap olarak ta emel olarak ta Rabbinin katında daha hayırlıdır.(Kehf 46) Çünkü insan kendisini ve kendi düzenini Tanrısal mesajı taşıma güvenine bağlı olarak gerçekleştirir.

d) Din ve ışından kılıcı: Karizma Gerçek manevi karizmatik güç, yani Allâhın nurunun dilenciliği, pansiyonel bakımdan dikkat çekicidir. Şurası bir gerçek ki dinin önderi her şeyi kesin nihai değerine kavuşturan ışından bir kılıç gibidir. Kimi kömürleri elmaslaştıran, bazı elmas görüntüleri de aslına irca eden şahsiyettir. Veba karizmatik şahsiyetleri peygamberleri tarihin gerçek devrimci güçleri olarak görüyor.

İKİNCİ BÖLÜM

AKTİF BİR OKUMANIN KARATERİ HAKKINDA: LEYL SURESİNİN PAHSER BİR OKUNUŞU

a-) Surenin genel amacı: Herşeyden önce, ona gaye varlık karşısında yeni bir zihniyet idrak ve yorumlama biçimi oluşturmaya yönelmek. Bunun için sure, Kur’an’ın bütünlüğünü bize sunmakta.

b-) Surenin tahlili: Leyl sûresi kalbende derin dönüşümler meydana getiren ritim ve müzikalite özelliğini yansıtır. Kur’ân’ın evrensel özünü meydana getiren, metot insan münasebeti dünya toplum ve dünya beşer münasebetini sembolik bir ifadeyle işler. “ Şüphesiz ki ahirette dünya da bizimdir. Dünyanın da Ahiretin de mülkünün Allaha ait olduğu, isyan edenin ise mülkünün azalacağından bahseder. Çünkü ahiret onlar için daha hayırlıdır.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz

busy



 
< Önceki   Sonraki >