| Fıtratın Dirilişi |
| Pazartesi, 26 Mart 2007 | ||||
Sayfa 1 toplam 2 FITRATIN DİRİLİŞİ Kitabın: Doç. Dr. Sadık Kılıç BİRİNCİ BÖLÜM İçimizdeki Nizam: Fıtratullah Fıtrat, insanın özgün yaratılışıdır. Başlangıcı ve mahiyeti itibariyle, insanın varlığından önce bulunan; onun geleceğini, kendisini ve vasıtasıyla gerçekleştireceği fiillerini yönlendirebilecek olan “insani kıvam” özgün hususiyettir. Değişik bir ifade ile varlığın ve insaniyetin barışık hali. Allahü Teâla Kur’an-ı Kerim’in şair yerlerinde fıtratın mahiyetini bize tam olarak vermektedir. Surey-i Rum’da “Allahın insanları üzerinde yaratmış olduğu fıtrata sarıl” gibi, şuurlu varlığın, kendi varolup özünü hak olan dine teslim etmesini “ hanıfen” hal kelmesiyle ifade ettiği ve “dosdoğru bir biçimde kendini dine ver” pasajı, yaratılışın bu adil düzen üzerine devam etmesinin en güzel örneklerindendir. Burada esasen fıtratın “işte doğru din budur” ayeti ile İslam dinine yönelmeyi bu din üzerine müstakim olmayı hedefler. Allahû Teala’nın kendi bilgisini ve tekliğini, kendisinden başka bir ilah bulunmadığını bilmek liyakatı üzerine yaratmıştır. İnsanoğlunu, bunun aksi hali ise, yani fıtrat gereği tercih ettirmiyorsa, deformasyon’a uğramış demektir. Fıtratullah’ın Evrenselliği: Fıtratullah, Allahu Teâlâ’nın kusursuz ilim ve hikmetinin düzenlenmesini ve uyumlu biçime sokulmasının ( ta’dil ) içimizde hazır bulduğumuz yankısıdır. Kısacası fıtratullah tüm insanlarda saklı ve gizli güç olarak bulunması, Allâh’ü Teâlâ’nın aynı zamanda tazim insanlara bağışıdır. “ Doğan hiçbir çocuk yoktur ki Allâhın fıtratı üzerine doğmamış olsun ifadesiyle fıtratullahın evrenselliğini gösteren bu hadis-i şerif, aynı zamanda hak ve gerçek din olan İslam dininde fıtrat dini olduğunu gösteriyor. Fıtrat’ın aydınlığıyla Allâh’ı bulur ruh. Çünkü o Allâhtan gelmiştir, yine ona dönecektir. Onun mutlak kudretini hissetme imkanı daima bulunmaktadır. İşte bu derin realitede akıl düzeniyle bastırılmaya çalışılsa da “Fıtratullah’ın insanlığın yolunu bulmada merkezi önemi haiz alan ruh ve kalbin düzeninin işraki ve doğuşu müşahede edilir. FITRATULLAH’IN BOZULMASINDA, RUHSAL YOZLAŞMADAN TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYE GEÇİŞ Allah’ı unutma kimi durumlarda öyle bir yoğunlukta olur ki, O’nun mevcudiyetine iman ve bu varoluşun okumaya muhtaç göstergeleri ile insanın kalp boyutu arasındaki bütün bağlar kopar ister makro, ister mikro, ama her konumda Allah’ı unutmanın gerçek boyut ve etkisi insanı ve toplumun yüzünde yansımakta. Vahye dayalı “gelenek” in karşıtı olan modern düşünce ve çağdaş hayatıyla, bu düşüş basamaklarında aşağıya doğru düşmektedir. Ancak şunu belirtmeliyiz ki, niceliksel karakterli olan herşey gerek Allah - insan münasebetlerinde, gerekse insanlar arası ilişkilerde, daima ayırır, parçada birleştirmez. Çünkü maddede ayrı olan herşey mutlak olanla sürekli bir zıtlaşma gözlenir. Kur’an’ın sunduğu, Peygamberle ve ümmetler tarihi, bir bakıma “tekbiçimleştiriciye” karşı. Vahya’nın mücadelesini oluşturur. Hayatı, yalnız şahadet boyutunda hapsetme hevesine, Rabbani bir cevaptır. Bir tepkidir. O zaman “tekbiçimleştirme çabaları, şekil ve detaylar değişikte olsa özde Allah’ın yaratıp tanımladığı insana karşıdır. Kur’an’daki bahsi geçen firavunu tüm tekbiçimleştiricilerin bir modeli olarak algılıyoruz. Allah-kul münasebetlerine çok geriş bir bazda etkileyen “tekbiçime indirgeme çabasına nağmen, Rab-kul statüsü asla değiştirilemez. |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|