| Sık Kullanılanlar Listesine Ekle Çarşamba 03-Aralık-2008 00:00:20 (Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Eğitimde Bediuzzaman Modeli |
| Pazar, 25 Mart 2007 | ||||||||
Sayfa 4 toplam 6 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM BEDİÜZZAMAN MODELİ NEDİR? İnsanı tanıtmayı, ‘nereden geldiği ve nereye gittiği’ sorusuyla başlayan Bediüzzaman: ‘insan bir yolcudur, sebavetten (çocukluktan) gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder’ diyerek, insanın dünyaya başıboş gelmediğine, ibn-i tasarruf altında bulunarak, bir kudret tarafından ebede sevk olunduğuna dikkat çekmektedir. İnsanın latifeleri içinde öyle bir latife var ki, ebedden ve ebedi zattan başkasına razı olmaz ondan başkasına teveccüh etmiyor. Masivasına (başkasına) tenezzül etmez. Bütün dünyayı ona versen, o fıtri ihtiyacı tatmin etmez. İnsanın fıtratı zi-şuuru olan vicdanı, saadet-i ebediyyeye bakar, gösterir. Evet, kim uyanık vicdanını dinlese, ‘Ebed, Ebed!’ sesini işitecektir. Bütün kainat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek o vicdan, ebed için yaratılmıştır’. İnsanın mahiyetini yepyeni bir üslupla ele alan Bediüzzaman, ciltler dolusu çalışma gerektiren bu hususu, çok anlamlı şekilde tek paragrafa sıkıştırır. ‘İnsan zaiftir, belaları çok fakirdir, ihtiyacı pek ziyade, acizdir, hayat yükü pek ağır... Eğer, Kadir-i Zü’l-Celal’e dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa, vicdanı daim azap içinde kalır. Semeresiz (sonuçsuz), meşakkatler (zahmetler), elemler, teessüfler onu boğar; ya sarhoş veya canavar eder. |
||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|