Türkçe Bilgi

Sık Kullanılanlar Listesine Ekle
Salı 02-Aralık-2008 23:42:18
(Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kitap Özetleri arrow D arrow Düşünce Kaymaları
Düşünce Kaymaları
Pazartesi, 26 Mart 2007

Yazının Diğer Sayfaları
Düşünce Kaymaları
Sayfa 2

Nikah akdi esnasında kadın, kendine de boşanma yetkisinin verilmesini şart koymuş, kocası da kabul etmişse kadının kocasını boşama hakkı olur. Ancak bu şartı koymayan kadın, boşanma hakkını kocasına vermiş sayılacağından şikayete hakkı olmaz. Aile hayatında nafakayı temin etme erkeğindir. Bu durumda gelirin de masraf ile mütenasip olması gerekir. Mükellefiyetler ve masraflar erkeğe yüklenirken, gelir dağılımında ve mirasta kadınların eşit tutulması iktisadi kaidelere, adalete ve hakka muhalif bir zulüm olur. Kadın ile erkeği mirasta eşit tutmakla hukuki eşitlik esası ihale edilmiş olur.

Her ne kadar kadının şahsi serveti olsa da erkeğin ondan bir şey alması kat’i suretle doğru değildir. Ancak ikisi arasında karşılıklı bir rıza bulunduğu zaman müşterek sarfiyat yapabilirler, kadın hiçbir şeye malik değilmiş gibi itibar olunur ve ona erkeğin vazifesidir. Erkek harcamaktan vazgeçtiği veya sahip olduğu malı servetine nispetle sarfiyatta cimrilik ettiği zaman kadının erkeği şikayet etmesi hakkıdır.

‘Kadının diyeti erkeğin diyetinin aynısıdır’ hadisi hata ile meydana gelen öldürmelerde geçerlidir. Kadının şahitliği; kadınlar fıtraten hassastırlar. Kolay etkilenmelerinden dolayı unutkan olabiliyorlar. İkinci olarak kadında enfusiyet (sübjektiflik) hakimdir. Objektif hadiseler onu ikinci derecede ilgilendirir. Üçüncü olarak kadında haya ve hicab hakimdir.

Dördüncü olarak kadının fıtratı erkeğe mukabil olduğundan erkekleşmek kadın için züldür. Halkın hukukunu korumak ve garanti altına almak için borç ve ticaret gibi erkeklere ait işlerde erkek yerine iki kadının şahitlik yapması emrediliyor. Ancak bir kadınında tek başına şahitlik yapabildiği mevzular vardır. Doğum, süt emzirme, dulluk, bakirelik, ilan gibi ailevi konularda kadın erkeğe denk olarak tek kadının şahitliği yeterlidir.

Mut’a nikahı fuhuştan başka bir şey değildir. Nikah ahdinin temel unsurlarından biri de ebedilik vasfıdır. Bu vasfın ihlal edildiği durumlarda ise nikah hükümsüz sayılır. İslam o güne kadar dünyanın hemen her yerinde uygulanan sınırsız evlenme (poligami) hürriyetini sınırlamış ancak dört kadınla evlenmeye müsaade etmiştir.

İlahi nizam şımarıklığın, isyanın ve serkeşliğin bilfiil tahakkuk etmesine isyan bayrağının kaldırılmasına hakimiyet makamının düşmesine müsaade etmez ve aile müessesinin iki ayrı kampa ayrılmasına kadar beklemez. Bu durumda tedavi ve telafi çareleri azalacağından tehlike bu noktaya gelmeden ıslah yollarına başvurulması gerekir. Allah Rasülünün kadınları dövme tavsiyesi diye bir şey yoktur. Bu ıslah tedbirleri Nisa süresinin 34. ayetiyle anlatılmaktadır. İlk olarak nasihat etmek, öğüt vermek, sonra aynı yatakta sırtını dönerek mesafeli duracak. Bazen bu yapılanlar faide vermezse hafifçe dövmek son merhale olarak kabul edilen bir merhaledir. Medine devrinde erkekler, Allah Rasulü’ne gelerek kadınların huysuzluğundan şikayet ettiler. O da ‘Fazla acıtmadan hafifçe okşayınız’ buyurdu. Bir müddet sonra da Hane-i Saadetin odaları, kocalarından dayak yiyen şikayetçi kadınlarla doldu. Ezvac-ı tahirat, durumu iki cihan serverine bildirdiler. Bunun üzerine Allah Resulü, mescide gelerek sahabeyi topladı ve onlara ‘Duydum ki Kadınları dövüyormuşsunuz. Bundan böyle kadınlar dövülmeyecektir’ buyurarak meseleyi kesip attı.

Neticesi boşanmaya varacak ve daha kötü sonuçlar doğuracak bir durum karşısında dövmeye bile ruhsat verilmiştir. İslam hukukunun ‘Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur’ genel prensibine de uygunluk arzeder. kadının eğe kemiğinden yaratılması konusunu da detaylı bir şekilde incelenmiştir.

Kader (Hazırlayan: Abdülkadir Paksoy)

Cüz’i irade, varlığı bedihi ve ağırlığı bizce meçhul bir meyelandan, eğilimden, ledünni bir iç istekten ibarettir. Hariçte elle tutuşur ve gözle görülür bir mevcudiyeti yok ama, kendi var olan bir sır... Belki insana göre beyin ne ise, ruha göre de irade odur. Kainatta, ilahi bir kader ve program hakim olup, insanda da bir irade ve meyil vardır. Allah (cc) sonsuz ilim sahibi olduğundan geçmişi, hazır zamanı ve geleceği bir nokta gibi görür ve bilir; bütün vuku’u bulacak hadiseleri muhtelif kitaplar halinde kaydeder ve yazar.

Biz yaptıklarımızı Allah (cc) öyle yazdı diye yapamayız; bilakis Allah (cc) önceden irademizi hangi yönde kullanacağımızı bildiği için öyle yazar.

Allah (cc) kaderimizi yazarken irademizi dışta tutmaz ve irademizi nasıl sarf edeceğimizi hesaba katarak yazar. Allah (cc) engin rahmetiyle bize lütfettiklerinden ayrı olarak irade sermayemizi yolunda kullanmamızın neticesinde de cennetler vaad etmektedir.

İslam’da boş inanç ve hurafe yoktur konusunu Sait Koçer incelemiştir.

Sihir-büyü gerçektir ve yapılabilir, yani büyünün tesiri mümkün ve vakidir. Ancak, başkasına büyü yapıp kötülük etmek karı kocayı birbirinden ayırmak bu yolla insanları birbirine düşürmek, tutsun tutmasın bu mevzuda gayret sarf etmek yapana da yaptırana da yardımcı olmak katiyyen haram ve günahtır. Helal itikad ederek yapmak ve yaptırmak küfürdür, insanı kafir yapar. Fakat birisi gerçekten cinlere veya büyüye maruz kalmış da ızdırap çekiyorsa, okumakla onu ızdıraptan kurtarmak halinde sevaptır.

Arş’a İstiva (Hazırlayan: Adem Akıncı)

‘Rahman Arş’a İstiva etti’ ne demektir, güneşin secde etmesi, Arşı taşıyan sekiz keçi konularındaki söylenimlere karşı açıklamalara bulunulmuştur.

Sabiilik (Hazırlayan: İbrahim Sümer)

Sabiilik Irak merkezli semavi dinlerden biri. İdris Peygamberden kaynaklandığı konusunda alimler görüş birliği içindedirler. kadim (antik) bir dini gelenek olduğundan zaman içinde muhtelif görüşler şekillerine bürünmüştür.

Cahiliyede Kız Çocukları konusunu Adil Öksüz hazırlamıştır.

Bu vahşice adeti kimileri tuhaf bir cahiliye gayretiyle, kimileri geçim sıkıntısıyla, kimileri de servet ve samanillarının kızları vasıtasıyla başkalarının eline geçeceği endişesi ve kabile hırsıyla yaparlardı. Ne olursa olsun bu önlenmeliydi ve önlendi de...

Zina (Hazırlayan: Yılmaz Yiğit)

Cezayı. Kuran’da yer almamasından hareketle inkar edenler, bazıları da ‘tarihsellik’ anlayışına sığınarak ‘14 asır önceki Arap toplumu şartları içinde verilen bir cezadır ve bugün için geçerliliği yoktur’ demektedirler.

Amerika’da kürtaj yaptıranların % 85’ini evli olmayan gençlerin oluşturduğu bilinen bir gerçektir.

İslami cezalarda hedeflenen maksat nedir? Toplumu korumaya yönelik oluşudur. İslam ki, Bir insanı öldürmeyi bütün insanları öldürmeye eş tutmuştur.

1-Suç işleyen insanı ıslah etmek ve daha suçu tekrar etmemesini sağlamak.

2-Şahsın ve umumun ahlakını korumak.

3-Toplumda suça meyli önlemek (caydırıcılık). Caydırıcı cezalar insanları suç işlemekten alıkoyduğu gibi, caydırıcı olmayan cezaların da suça teşvik edici mahiyette olduğu bir gerçektir. Halkın önünde olmasının hikmeti umumen caydırıcılığıdır ve suçluya zulüm ve işkence gibi yasak olan aşırılıklardan korumaktır.

NOT: Ku’ran’a ve Sünnet’e yönelen bu hareketler, takındıkları tavır, takip ettikleri üslup ve ortaya koydukları eserlerde İslam’a olan kin, husumet ve çalışmalarını samimi bulmadığımız gibi, objektif ve otokritik mahiyetinde de kabul etmemekteyiz.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz

busy



 
< Önceki   Sonraki >