| Dini Hayatın Psiko-Sosyal Temelleri |
| Pazartesi, 26 Mart 2007 | ||||
Sayfa 1 toplam 2 DİNİ HAYATIN PSİKO-SOSYAL TEMELLERİYazar: Ali Murat DARYAL Yayınevi: İFAV İlahiyat yayınları arasında çıkan bu eser, Doç. Dr. Ali Murat Daryal'ın çeşitli dergilerde, değişik tarihlerde yayımlanan yazılarından ve verdiği röportajlardan oluşmuştur. Kitabı on bölüme ayırmıştır. İnançlarımızın değeri. Bir şeyin değeri nedir? Para denirse onun değeri nedir? Satın alma gücü bakımından aynı olan bir yüz bir lira herkese aynı imkanı sağladığı halde, kimisi için çok değerli kimisi için az değerleridir. Paranın değeri onu kazanmak için insanın kendi ömründen, kendi zamanından kendi gücünden ve kendi sıhhatinden ödediği miktardır. Kısacası malik olduğu şeylerden fedakarlıktır. Ashab (r.a) için islam çok kıymetli idi. Çünkü inançları onlara çok pahalıya mal olmuştu. İnançlarının maliyeti onlar için çok yüksektir. Her türlü aşırılıktan müstesna, emeğimizi ve emeğimiz karşısında kazandığımız paramızı inançlarımızın yaşaması, onların varlığını koruyabilmek için hayır müesseselerine ve dolayısıyla yurdumuza, bıkmadan usanmadan seve seve harcayabilmeliyiz. Mirasyedi müslüman olmamaya çalışmalıyız. Istırab: 1- Maddi, 2- Manevi Istırab ve çile, insanı ruhen yükselten en büyük bir amildir. Nitekim, altın madeni topraktan çıkarıldıktan sonra yüksek hareketli eritme fırınlarında defalarca eritildikten ve kuyumcunun örsünde, onun çekici altında ve mengenesi arasında birçok şeyler çektikten sonra, ancak o zaman, padişahların başı üstünde ihtimam ve iftiharla taşınan Taç haline gelebilmektedir. O, dün topraktan ayaklar altında iken de, bugün padişahların başı üzerinde taşınırken de, aynı altındır. Fakat mukayese kabul etmez derecede bu fark, onun bu arada çektiği acı, sıkıntı, çile ve ıstırabın bir neticesidir. Bu ameliyeler esnasında fikri sorulsa idi, reva görülen bu şeylerin kendisinin rahatını bozmaktadır. Bu çeşit yersiz iddialardan mahcup olarak kendisine bu üstünlüğü sağlamış olan bu çekilenler altına altın olması bakımından hiçbir şey ilave etmemiştir. Bununla beraber bu altın, başlar üstünde taşınır hale ancak bu çektikleriyle gelebilmiştir. Ruh büyüklüğü, sıkıntılara tahammül nasıl olur? Her tarafı parça parça olmuş, içindeki yolcularla beraber bozuk yollarda gidip gele gelen bir tavsiye, "Artık senin hareket edecek halin kalmamış, parça parça oluşmuşsun, bu haldeyken ne diye sabahtan akşama kadar hiç durmadan çalışıyorsun? Vazgeç bundan, buna dayanamazdın" diye bilseydik onun vereceği cevap herhalde şöyle olurdu. "Doğru söylüyorsunuz. Benim değil kımıldamak, duracak halim bile yok. Fakat ne yapayım, benzinde bu enerji, motorda da bu güç varken ben ister istemez gidereceğim. Yine bu gidiş geliş esnasında da bir gün yolda kalacağımı bilmekteyim. Fakat ne yapayım, itaat edip boyun eğmekten başka elimden birşey gelmiyor. O ana kadar çalışacağım, buna mecburum. |
||||
| Son Yenileme ( Perşembe, 29 Mart 2007 ) | ||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|