| Çağın Hastalıklarına Bir Bakış |
| Çarşamba, 04 Nisan 2007 | ||||||||
Sayfa 1 toplam 6 ÇAĞIN HASTALIKLARINA VE MODERN TIBBA BİR BAKIŞYazar: Brian INGLIS Yayınevi: İnkılap Yayınevi ÖNSÖZ Şu anda binin üzerinde İngilizce tıp dergisi var ve 1980 ‘de yalnız İngiltere’de 3000 civarında tıp kitabı yayınlandı. Bu sebeple kendimi en çok, başka yerlerde yayınlanmış yazıları irdeleyen ve kolayca gözden kaçabilecek kaynaklara işaret eden dergilere borçlu hissediyorum. Tıbbi jargonu kullanmamaya çalıştım; klinik deyimlerden çok konuşma dilinin deyimlerini kullandım. Fakat yazılış açısından, geçerli tıbbi temayüle göre davrandım ki, mesela diftongların atılmasında temayül genellikle daha hassas olma yönündedir. Yakın zamanlara kadar, tıb biliminin yavaş fakat sistematik olarak medeniyetin hastalıklarını ortadan kaldırdığına geniş biçimde inanılıyordu. Bu inanca göre insanoğlu yüzyıllar boyunca cehalet ve hurafeler sebebiyle hatta onların desteğiyle ortaya çıkan afetlerin, mesela büyük salgınların kurbanı olmuştu. Fakat tıb ve bilim, bu belaları def etmiş ve 19. yy.’ın ortalarına gelindiğinde, bakteriyologların çabalarıyla en nihayet hala en büyük tehdit olan enfeksiyon hastalıklarına yol açan unsurlar tesbit edilmiş, böylece bu hastalıkların bağışıklama yoluyla engellenmesi ve Paul Ehrlich’in deyimiyle ‘’büyülü mermiler’’ olan ilaçlarla tedavisine giden yol açılmıştı. Aynı zamanda gelişen teknoloji daha doğru teşhisler koyuyor, anestezideki gelişmeler cerrahların daha komplike ameliyat yapmalarını sağlıyordu. Batıda tahmini yaşama süresinin sürekli yükselmesi katedilen mesafeyi gösteriyor, 1930’larda sulfa grubu ilaçların, ardından penisilin ve diğer antibiyotiklerin keşfiyle tıp bilimi en yankı yapan zaferini kutluyordu. Fakat giderek uyarı sesleri yükselmeye başladı. Bunlardan biri tıp camiasının kendi içinden birinin, Rene Dubos’un 1959’da basılan Sağlık Serabı adlı eseriydi. Dubos tıbba saldırmakla suçlanamazdı, fakat kendini, tıbbın yaptıklarının öyle övüldüğü gibi harikulade şeyler olmadığını belirtmek zorunda hissediyordu. Dubos soruyordu: ’’Toplumumuzda günlük hayatın sıradan dertleri için gittikçe artan sayıda insan, ilaçlara ve doktorlara bağımlı hale gelirken sağlığımızın dünya tarihindeki en iyi durumunda olduğunu iddia etmek bir kandırmaca değil mi? Tıbbın Öcü 1970’lere kadar eleştirilere pek itibar edilmedi; hastalıklı şartlar camianın kendi işiydi ve doktorların bir rahatsızlık duymamalarının asıl sebebi de doğrusu buydu. Bu eleştiri sahiplerinin en hırçını olan eski rahip Ivan Illich, kitabında şunu vazediyordu: ‘’tıp örgütü sağlık için büyük bir tehdit oluşturuyor’’. O’na göre tıp camiası hemen bütün kaynaklarını, etkili olduğu takdirde gelir ve statülerini azaltacak koruyucu tıptan ziyade kendilerine para ödenme sebebi olan tedaviye yoğunlaştırıyorlardı. Bu halk açısından yalnızca bir hata değildi; müdahalelerin pek çoğu gereksiz olduğundan gerçekte insanları daha sağlıksız yapıyordu. Cerrah, hastalarının ihtiyaçlarından çok bankadaki hesabının hacmiyle ilgiliydi; doktor, kullandığı ilaçların yan etkilerinin yol açtığı iatrojenik hastalıklar yüzünden gerçekte hastalarını daha hasta ediyordu. Tıp camiası bu saldırıları hak etti mi? Ettiyse neden? Medeniyetimizin hastalıklarına karşı tıbbın takındığı tavrı araştırarak bu soruya cevap vermeye çalıştım .Bu hastalıkların içinde en öldürücüleri olan kalp rahatsızları ve kanser, en tedirgin edenler - ruh hastalıkları ve iatronejik olanlar- ve en şaşırtıcı olanlar - nöropatiler ve alerjiler - var. Doktorları suçlayan bir sonuç çıkarsa, ‘’anti doktor’’ ithamına karşı şimdiden kendimi şimdiden savunayım. Montaigne otobiyografisinde şöyle diyor: ‘’Doktorlara yaptıkları sebebiyle değil, şahsiyetleri yüzünden hürmet ediyorum. İçlerinde sevgiye layık pek çok iyi insan tanıyorum. Onlara değil, fakat sanatlarına hücum ediyorum.!’’ Bu sözler benim içinde geçerli. I. BÖLÜM KALP HASTALIĞI Kalp hastalığı, yaşlılığın bir tezahürü olarak görülürdü. Kalp krizleri konusunda iki risk unsuru belirlendi: arterlerin yağlı bir maddeyle, kolesterolle kirlenmesi ve kanın pıhtılaşıp tromboz oluşması. İkinci Dünya Savaşından sonraki ölüm istatistikleri kalp hastalığından ölenlerin gittikçe arttığını gösterince bir0 sürü anti-koagulan (pıhtılaşmayı önleyen) madde piyasaya çıktı. Anjina şikayeti olanlar veya kriz geçirenler neredeyse tıbbın ihmal ettikleri gibi görüldü. Fakat bu durum, kalp krizlerinden ölümün giderek artmasının önüne geçemedi. Hayat kurtarmaması bir yana, beyin gibi hayati dokularda sık sık iç kanamaya yol açıp ölümlere sebebiyet verdiği bilindiği halde, bu tedavi şekline lüzumsuz yere büyük miktarda para harcanıyordu. Kalp cerrahisini kolaylaştıran yoğun bakım ünitelerinin ortaya çıkıp 1967’de Christiaan Barnard’ın, Cape Town’da ilk kalp naklini gerçekleştirmesi modern tıbbın en yüksek başarısı olarak selamlanandı . Kalp nakli yapılan çok geçmeden pnömoniden öldüğünde, yabancı kalbin reddinin önlenmesi için kullanılan ilaçlar hastayı infeksiyona duyarlı hale getirdiği anlaşıldı. Ameliyatın benzeri dünyanın diğer yerlerinde yapılıp, genellikle üzücü sonuçlanınca tepki başladı. Framingham Araştırmacılar bilinmeyenleri açığa çıkarmak ümidiyle daha çok kalp, damarlar ve kan üzerinde çalışıyorlardı; bu araştırmaların sonuçları doktorların, cerrahların kalp krizinden kurtulan hastalar daha etkili müdahalede bulunmalarını sağlayacaktı. Fakat bir araştırma grubu, kalp hastalığının sebeplerini bulmak için epidemiyoloji tekniklerinin kullanıldığı değişik bir yol takip ediyordu. İstatiklerin değerlendirilmesine dayanan epidemiyolojik metod yeni değildi. Bu metod en çarpıcı başarısını 1854’de Londralı doktor John Snow’un şehrin değişik yerlerindeki kolera vakalarındaki istatistiklere dayanarak, ‘’hastalığın asıl sorumlusunun kirli havadan ziyade, belli kuyulardaki içme suyu olduğunu’’ söyleyen hipotezi doğrulandığı zaman kazanmıştı. Snow’un başarısı fazla ilgi görmedi. Bir grip salgını sırasında hastalığın seyrini öngörerek immünizasyon gibi koruyucu tedbirlerin zamanında alınmasını sağlaması dışında epidemiyoloji de tıbbın çok önemli olmayan bir disiplini olarak görülmeye devam etti. |
||||||||
| Son Yenileme ( Çarşamba, 04 Nisan 2007 ) | ||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|