| Sık Kullanılanlar Listesine Ekle Cumartesi 22-Kasım-2008 02:01:48 (Sözlük 1.700.000 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.) |
| Bir Yaşam Biçimi Olarak İslam |
| Çarşamba, 04 Nisan 2007 | |||||
Sayfa 1 toplam 3 BİR YAŞAM BİÇİMİ OLARAK İSLAMYazar : M. Tarık KUREYŞİ Bu kitap; aranmakta olan çareyi yani İslam’ın aydınlatıcı ışığını sunmaktadır. Birçok çağdaş bilim adamının çalışmalarının yer aldığı günümüz dünyası için faydalı olacağı umulan bu kitap, 15. asırda hâlâ ilk asırda olduğu kadar dinç, güçlü, çözüm verebilen ve yeniden yorumlanabilen bir yapıda olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu kitapta yer alan her biri ele aldığı konuyu güzel bir şekilde işleyen makaleler, herbiri kendi alanında mütehassıs olan İslam bilginleri tarafından yazıldığından dolayı İslami bilginin kazanılmasında okuyucuyu daha hevesli yapacaktır. Kitapta ele alınan konular; İslam (Genel olarak), Kur’an, Hz. Muhammed’in (sav) Peygamberliği, İnsanlık, İslam devleti, Refah devleti, İslam’da siyasi haklar, İslamda kadın, İslamda giyim ve İslamda sanattır. Giriş (M. Tarık Kureyşi) İslami hareket: Alın yazısı mı yoksa bir geçiş dönemi mi? İslami hareketin iç dinamikleri şu Kur’ani kavramlarla sıralanabilir. Birincisi, Allah (cc) tektir ve O’nun kanunları bütün kainatı idare eder. İkincisi, herkes kendinden mes’uldür ve ahirette sadece kendi amelleri ona fayda sağlayacaktır. Üçüncüsü, beşeriyet birdir; peygamberlik de birdir. Çünkü kaynakları birdir. Dördüncüsü, zulme karşı savaşmak gerekir. Zulüm göz ardı edilemez. Zalimler dost edinilemez. Bunlar müslümanlık bilincini oluşturan kavramların bir kısmıdır. İslam’ın Manası ve getirdiği mesaj: (Mevdudi) İslam, Allah’ın en baştan beri insanoğluna vahyettiği tek dindir. Nuh, İbrahim, Musa ve İsa (as.) hep aynı dini yaymak için çalışmışlardır. Onlar dinlerin kurucuları değil, kendinden önce gelen peygamberin dinini tekrarlayan peygamberlerdir. Peygamberimiz son peygamber olması sebebiyle en son ilahi mesajı tebliğ etmiştir. Peygamberimizin üstlendiği misyon evrenseldir ve bu Kur’an’da açıkça tasdik edilmiştir. Bu, O’nun son peygamber olmasının mantıki bir sonucudur. O bütün insanlar ve çağlar için yol gösterici olmak zorundaydı. İslam tamamen akla uygun bir dindir. İslam insana her adımında yol gösterecek ahlaki bir düzen sunar. İnsanların manastırlarda aradıkları manevi değerler İslam tarafından hayatın akışı içinde sunulmuştur. Hükümet ve devlet başkanları, yargıçlar, ordu ve polis teşkilatlarının üyeleri, halkın parlamentolardaki temsilcileri, finans, ticaret ve endüstri liderleri, lise ve üniversite hocaları ve öğrenciler hepsi hayatlarını İslam’a göre düzenleyebilmeleri için gerekli rehberliği elde edebilir. İslam’da özel ve konumsal fiiller diye bir ayrım yoktur. Aynı manevi ve ahlaki değerler kişiler için hem evde hem de insanlar arasındayken geçerlidir. Kurallarda İslam’a uyulmalı, âdil olunmalıdır. Kısacası İslam’ın manası budur. Kur’an’ın Derlenmesi: (M. A. Draz) Kur’an, basit bir cildin arasında yaklaşık her biri on beş satırdan oluşan beş yüz sayfanın üzerinde bir kitap olup değişik uzunluktaki surelere ayrılmıştır. Kur’an-ı Kerim, bu halini alıncaya kadar değişik evrelerden geçmiştir. Hz. Peygamber tarafından alınan ve okunan vahiy ifadeleri anında vahiy katiplerince ağaç yaprakları, odun parçaları, parşömen, deri, düz taşlar, kürek kemiği gibi uygun nesneler üzerine basit tarzda yazılıyordu. Bu yazım işinde 29 kişinin yer aldığı söylenir. Bu sahabeler; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Muaviye ve Zeyd bin Sabit gibi sahabelerdi. Gelen ayetler Hz. Peygamber (sav)’in surenin devamına bazan da ortasına ekleniyordu. Hz. Peygamber, bu yerleştirmenin kendisine Cebrail tarafından dikte ettirildiğini ifade ediyordu Sonuçta Efendimiz’in hayatı müddetinde bir kaç yüz sahabe Kur’an’ı bu diziliş tarzına göre ezberlemiş bulunuyordu. Hz. Peygamber’in bildirdiğine göre her yıl Ramazanda, o zamana kadar gelen ayetleri ezberden Cebrail’e dinletirdi. Efendimiz’in vefatından sonra yapılan Yemame Savaşı’nda Kur’an hafızı yetmiş sahabe şehid olunca, Kur’an’ın toplanmasına dair fikir ortaya atıldı ve buna karar verildi. Vazife Zeyd bin Sabit’e verildi. Hz. Zeyd önce bunu kabul etmedi fakat Hz. Ebubekir’in ısrarı ile kabul etti. Hz. Zeyd Efendimiz’in Kur’an’ı en son ezbere okuması esnasında hazır bulunmuştu. Hz. Osman devrin de 4 kişilik bir komite kurarak bu mushafı çoğalttı ve önemli İslam şehirlerine gönderdi. Çoğaltma anında imlasında analaşmazlığa düştüğünüz kelimeyi Kureyş lehçesinde yazın, ihtarında bulundu. Çünkü Kur’an, Kureyş lehçesinde inmişti. On dört asırdır İslam dünyasında bulunan Kur’an Hz. Osman mushafıdır. İslam’da Dinamizm Kaynakları: (Fazlur Rahman) İslam’ı diğer dinlerden ayıran husus, O’nun İslami bir devlet kurulması ile alakalı merkezi ve doğrudan ilgisinin olmasıdır. İslam’ın cihanşümul bir toplumsal düzen görüşü zorunlu olarak her şeyden önce İslam toplumunun insanlık için meydana getirilmiş, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan ve Allah’a inanan iyi bir toplum alarak kurulmasını icab ettirdi. İslam’ın dünyada toplumsal bir düzen kurmaya ağırlık vermesinin O’nun temel bir özelliği olduğunu; anacak çağdaş bazı yazarlara göre hususi manevilik arz eden kişisel bir doğruluk olduğundan bunun tamamen tesadüfi bir şey olduğunu ve son olarak bu laik tutumu reddedenlerin Peygamberimiz’in Mekke tecrübesini tamamen ruhi, Medine tecrübesini ise sosyo-politik olarak nitelendirirler. Bu her iki terim yani ruhi tarafla toplumsal eyleme yönelik vech birbirini gerektirir ve birbirine bağlıdır. İslam topumu daha Medine’de ilk oluşturulduğu günlerden beri Kur’an’ın ifadesiyle “arta bir ümmet” ve “insanlık için meydana getirilmiş iyiliği emreden kötülüğü yasaklayan” en iyi toplumdur. Topluma üstünlük kazandıran özellik durmadan gelişti, büyüdü. Doğal olarak bu topluluk dünyanın o gün biline büyük bir kesimini nisbeten kısa bir süre içinde kendi denetimi altına aldı ve yayıldıkça öz dürüstlük duygusu, İslam’ın üçüncü yüzyılına varmadan kendisini kendi içine kapanı, kendine yeterli olduğu görüntüsüyle ve Allah’ı istismar etmekle yer değiştirdi ki bu Kur’an’ın açıkça Yahudi ve Hristiyan topluluklara yönelttiği bir ithamdır. Toplun içine baktığımızda birbirinden alabildiğine değişik ve birbirine bütünüyle karşıt harici ve ehli sünnet grupları oluştu. Fakat kendini islamla özdeşleştiren hiçbir grubun islam dışında tutulması mümkün değildi. Bir çok batılı gözlemci Sünniliği, teolojik sistemiyle birlikte İslami orta yol olarak, Şiiliği ise en büyük mezhep gelişmesi olarak görmüşlerdir. Harici, Mutezili ve Şii siyasi-teolojik tutumlar formüllendirilmeden önce “Sünnilik İslami orta yoldur” diye bir şey yoktu. Ki Sünnilik kendi tutumunu bu hizibci gelişmelerle olan ilişkisi içinde ve çeşitli konularda açık bir tutum takındıktan sonra belirlemeye başlamıştır. Yani bir bakıma Sünnilik bu mezhepçi gelişmelere tepki olarak doğmuştur. Dikkat etmek gerekir ki “ehli sünnet” ‘deki sünnet efendimizin sünnetini değil orta yolu ifade etmektedir çünkü neharici ve mütezili ve ne de Şiilik sünneti ifade etmez. Ebu Hanife söz gelişi mürcie olmakla suçlandığı zaman kendisini yalnız “adalet” ve “sünnet”e uyanlardan olduğunu söyler. |
|||||
| Son Yenileme ( Çarşamba, 04 Nisan 2007 ) | |||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|