|
Pazar, 06 Mayıs 2007 |
Yazar: Nazlı Ilıcak Yayınevi:Timaş Yayınları
Türkiye’de Cumhuriyet döneminde üç askerî müdahele gördük. Bunlardan 12 Mart, muhakkak ki en karışık ve içinden çıkılması güç olanıydı. Çünkü, 12 Mart’ta çeşitli cuntalar, içiçe bazen de birbirinden ayrı müstakil gruplar olarak çalışmıştı. 12 Mart öncesinde oluşan cuntalar, 27 Mayıs’ın devamı olan bir sarsıntıydı. 12 Mart öncesinden birçok eski Milli Birlik Komitesi üyesi sahnedeydi. Türkiye gibi bir ülkede, "Ne var, ne yok.. Ne olacak bu memleketin hali?" biçimindeki sohbetler, cunta oluşumların temelini atabiliyor. İyi niyetli arayışlar, ülkeyi koyu bir karanlığa gömen ilk adımlar olabiliyor. Kitapta, aralarında Doğan Avcıoğlu, İlhami Soysal ve İlhan Selçuk gibi gazeteci yazarların bulunduğu bazı grupların o dönemde çeşitli cuntalarla irtibatlı görünüp de tutuklandıktan sonra el yazısı ile Ziverbey’de kaleme aldıkları itirafları yayınlanıyor. 364 sayfalık kitap Türk demokrasisini kesintiye uğratan darbeler zincirinde 12 Mart Cuntasına belgelerle ışık tutarken, "demokrasinin sırtındaki hançer" niteliğindeki cuntacılık faaliyetlerinin de nasıl yürütüldüğünü gözler önüne seriyor.
|