| Ruhî-i Bağdadî |
| Pazartesi, 13 Ağustos 2007 | |
|
Yaşadığı dönem: 16.yy - Anadolu Hayatı: Bağdat'ta Beylerbeyi olan Ayas Paşa'nın adamlarında Anadolu’lu birinin oğludur. Babası, Bağdat'ta gönüllü bölüğüne geçimiş, orada evlenmiş, Ruhî de orada dünyaya gelmiştir. Bu bakımdan Bağdadî diye anılır. Asıl adı «'Osman» olan Ruhî, pek küçük yaşta iken şiire heves etmiş. Fuzuli'den etkilenmiş, tasavvufa yönelmiş, seyahate meraklı, hoş sohbet, rind meşrep ve bilgili bir kişidir. Hurûfî Tarîkatı'ndan olan Ruhî'nin şeyhi, şiirlerine nazireler yazdığı, mürettep divan sahibi Muhîtî adlı bir Hurûfî dedesidir. Ayrıca Harîrî-zâde Molla Ahmed adlı birinden de öğrenim görmüştür. Ruhî bir gezgin derviş olmaktan çok, sipahî eri olarak gezmiş dolaşmıştır. Bağdat'ta da bulunan devrin ileri gelen devlet adamlarına kasideler sunmuş, bir çoğunun maiyetinde savaşlara katılmıştır. Daha sonraları dîvân'a geçmiş, zâimlik rütbesine yükselerek oradan emekli olmuştur. Kendine, Şirvan eyaletinin Çalı Kasabası, dirlik olarak verilmiştir. Görevle Şam'a gitmiş, Şam valisi Müşîr Osman Paşa'nın maiyet himayesine girmiştir. Bağdat, Necef, Kerbelâ, Erzurum ve Şam'da bulunmuş, bir ara Şam'da kadılık yapan şâir, Azmî-zâde Haletî ile de dost olmuştur. Ruhî koruyucusu Müşîr Osman Paşa'dan iki yıl sonra, 1605 Şam'da ölmüştür. Edebî Kişiliği Ruhî, İran şairlerinden Hâfız'dan, Türk şairlerinden özellikle Nesimî ve Fuzulî'den, sonra da Necatî , Bakî , Alî ve Azmî-zade Haletî'den ilham almış, bu şairlere nazireler söylemiştir. Tasavvuf neş'esine sahip olan Ruhî, sofî ve Hurufîlik propagandası yapan bir şair değildir. Şair, tatmin edilemez ve haksızlığa dayanamaz bir yaradılış sâhibidir. Tasavvufun gözü tokluğuna sığınmasına rağmen, eleştirici bir şairdir; güçlü bir eleştirmendir. Hedef kim olursa olsun eleştiriden kaçınmaz. Bu bakımdan ender rastlanır bir divan şairidir. Bu durumu, en güzel şiiri olan Terkib-i Bend'inde ve birçok gazelinde kendini gösterir. Gazellerinde ruh, fikir, dil yönüyle, -ister âşıkçasına, ister düşünürcesine olsun- tasavvuf kokusu sezilen şair, bu yolda en yüksek dereceye ulaşmıştır. Ruhî'nin pek çok olan kasidesi, yürekten değil, sadece yazılmak yazılmış kuru övgülerdir. Kasidelerinden başka, esprilerle dolu Bağdat'ta yazılmış mektupları da vardır ki, bunlar övgülerinden daha samimî, daha ruhunu yansıtıcı tarzda olup, o devirdeki Bağdat'ın ruh ve hayatını gösterir niteliktedirler. Ruhî, mersiye ve gazellerinde, kasidelerine oranla daha çok başarılı olmuş bir şairdir. Ruhî'nin şiirlerinde teknik ve estetik yönlerinden şu özellikleri buluruz: Dili, konuşma diline yakın ve pürüzsüzdür. Devrin özelliklerini, halka dayalı olarak, lüzumsuz şeylere yer vermeden belirtmiştir. Atasözleri ve halk deyimlerine Necati'yi hatırlatır yolda sık sık yer vermiş sanatlı söyleyişe pek rağbet etmemiştir. İnsan ruhunu tahlilde önemli bir başarı göstermiştir. Bağdatlı, Bağdat'a bağlı ve onu seven bir şair olmasına rağmen, âilesinin Anadolu'dan Bağdat'a gitmesi ve kendinin çok gezmesi nedenleriyle dilinde Azeri Lehçesi özellikleri değil, Anadolu Türkçesi hâkimdir. Eseri: Dîvân Kaynak: Sosyal, Orhan, Eski Türk Edebiyatı Metinleri, Millî Eğitim Basımevi, İstanbul 2002. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|