| Robert Ervin Howard |
| Pazar, 06 Mayıs 2007 | |
|
Robert E. Howard. 22 Ocak 1906'da, Peasle,. Texasta doğdu. Babası Dr. Isaac M. Howard, çiftçiler ve aileleriyle ilgilenen bir tasra doktoruydu. Dr. Howard, karısı Hester Jane Ervin'i ve genç oğullarını bütün Texas'ta, bir küçük kasabadan diğerine dolaştırdı. Howard, çalışmalarını teşvik eden annesinin arkadaşlığına son derece bağımlıydı. Howard, hayal gücü geniş bir delikanlıydı. Hem duyduğu hem de eline geçirdiği her türlü kurgusal öyküyü özümseyebiliyordu. 1919'da, aile, yirmilerde yaşanan ve yerel işlerin büyümesini sağlayarak çok sayıda insanın akınına yol açan petrole hücumun hemen öncesinde, Cross Plains, Texas'a yerleşti. Binlerce kişi petrol kuyularında çalışmak için kasabaya üşüşürken, başkaları da, petrol işçilerine mal ve hizmet satmak için gelmişti. Onları, dolandırıcılar, kumarbazlar, boş gezenin boş kalfaları, salon kızları ve elbette, hızlı hızlı konuşan iş adamlarıyla birlikte, fırsat kaçmadan (petrol tükenmeden) para kazanmanın yollarını arayan spekülatörler izledi. Uygarlaşma manzaraları, acımasızlık ve zalimlik, hırsızlık ile gecekondu mahallelerinin yozluğu, Howard'ın dünyayı kavrayışında silinmez izler bıraktı. Yozlaşan medeniyet portreleri onun kurgusunda tekrar tekrar karşımıza çıkacaktı. 1931 yazında. Farnsworth Wright'a şöyle yazmıştı: "Petrole hücuma ilişkin tek bir şey söyleyeceğim: bir çocuğa, hayatın gerçekten çürümüş bir şey olduğunu, düşünebildiğim her şeyden daha hızlı öğretecek." Cross Plains, Howard'ın ailesinin içinde yaşadığı en büyük topluluktu. Kasabanın büyüklüğü, siyah altın peşinde koşan insan göçüyle birleştiğinde, delikanlılara bol bol eğlence sağlıyordu. Howard'ın canlı düş gücü ve öyküler uydurmaya yatkınlığı, tıpkı boksu sevmesi gibi, yöre çocukları tarafından kabul edilmesine imkan tanıyan bir özellikti. Hward. lisede ortalama bir öğrenciydi; ama yazma becerisi, sınıf arkadaştan arasında sivrilmesini mümkün kılıyordu. 15 yaşındayken. gözde pulp dergilerinden biri olan Adventure'a bir öykü yolladı. Derhal reddedildi. Oysa on altısına geldiğinde, okul gazetesi için yazdığı kompozisyonlarla ödüller alıyordu. Onu etkileyen konularda yazmaya ve kendi sesini aramaya devam etti. Howard. liseyi bitirdikten sonra. Weird Tales'a "Spear and Fang Mızrak ve Azı Dişi" öyküsünü satarak on sekiz yaşında ilk profesyonel satışını yaptı. Üst üste yığılan red yazılarının ardından gelen bu satış, profesyonel yazarlık konusundaki arzusunu arttırdı. Çalışma hızını iki katına çıkardı ve Weird Tales'e yaptığı yeni satışlarla da çabasının karşılığını aldı. 1920 lerin ortalarında, stenograflıktan gazoz satıcılığına, ayak işlerinden petrol sahası raportörlüğüne çeşitli işlerde çalışmakla birlikte, başka dergilere de hikâyeler verdi. Başarılı bir şair olan Hovvard, çoğu ancak ölümünden yıllar sonra ortaya çıkacak tarihi konuların ağır bastığı sayfalar dolusu şiir yazdı, yine de Weird Tales'a pek çok şiir sattı. Ne var ki. Weird Tales ancak eserler basıldığında ödeme yaptığından. Howard başka bir iş daha bulmak zorundaydı. Babası, Howard'a, onun yolundan gitmesi ya da başka bir konuda eğitim alması için baskı yapıyordu. Howard ise saatle uyanmaktan ve ne yapacağının söylenmesinden nefret ediyordu. Howard. H.P. Lovecraft'e şöyle yazdı: "...kaderi çizilmiş birinin, bütünüyle yabancı, başka evrenlerden gelen insanların arasında bir mesleğe atılması hiç de kolay değil; öyle bir meslek ki. Avrupa kıyıları kadar ırak, gerçekten uzak ve belirsiz." Howardlar Cross Plains'de prestijli bir hayat sürmekten hoşlanıyorlardı ve Robert'tan da babasının paltosunu tutması, ya da en azından saygınlıklarını zedelemeyecek bir tutum sergilemesi bekleniyordu. Bazılarına göre, Robert ebeveynlerini küçük düşürüyordu. Diğerleri ise onu biraz tuhaf buluyorlardı (yazarlık yönüne pek de yardımcı olmayan bir görüş), çünkü çevresindekilerin görüş ve arzularına sahip değildi. Bu açıdan değerlendirildiğinde. Howard ilk marjinaldi; benzer ilgi alanlarını paylaştığı, görüştüğü ve beraber zaman geçirdiği bir grup arkadaşı vardı, ama özünde, tutkularında yalnızdı. Zaman zaman yerel spor salonunda boks yaparak ter atardı. Vücut geliştirme ve egzersiz sayesinde,Howard ezici yumrukları olan, kahraman görünüşlü, orantılı bir vücuda sahip olmuştu. Spor salonundaki başarıları kendisine olan saygısını artırmıştı, ancak işteki durumu evdeki huzursuzluk değişmedi. Sonunda, babasıyla bir anlaşma yaptı: Howard Pane Üniversitesi'nin yakınındaki muhasebe kursuna katılacak, sonraki bir sene boyunca yazarlık konusunda şansını deneyecek, başarılı olamazsa muhasebeci olacaktı. Ölüm yazılıyordu. 1927'de muhasebecilik diplomasını alır almaz, satılabilir öykülere konsantre olarak yazmaya başladı. Onu çevreleyen maddi dünyadan kaçma arzusuyla, çocukluk fantezilerine sığındı, hafızalardan silinmeyecek karakterlerini yaratmak üzere Avrupa tarihinden ve kendi sert çevresinden faydalandı. Muhasebecilik kursuna giderken. Howard sonraki kariyerini büyük oranda etkileyecek bir karakter ve hikaye kurgulamıştı. Böylece, senaryosunu tekrar açtı, elden geçirdi ve Weird Tales'in editörü Fransvvorth Wright'a gönderdi. Kabul edildiğinde, Howard büyük bir coşku yaşamıştı. "The Shadow Kingdom - Gölge Krallık", o ana kadar yazılan, Valusia tahtına çıkan Atlantisli barbar Kral Kull'u ve onu her yandan kuşatan komplolar, garip tehditler ve diplomatik entrikaları konu alan, ilk kılıç ve büyü hikayesiydi. "The Shadow Kingdom" Howard'ın en çok satan öyküsü oldu. Ardından düzenli olarak Weird Tales'a hikâyeler satmaya başladı. Kısa bir süre sonra da, Weird Tales. İngiltere kıyılarında ve kara Afrika'da korsanlar ve yamyamlarla savaşan, Howard'ın bir diğer karakteri cesur ve dindar silahşor Salomon Kane'i tanıtan "Red Shadows - Kızıl Gölgeler"i bastı. "Red Shadows" Kane'in, masum bir kadını ve kadının köyündekileri öldüren Fransız haydut Le Loup'un peşine düşmesiyle Fransa'da başlar. Kovalamaca Kane'i Le Loup'tan masum yaşamları yıkmasının kesin öcünü almakta ona yardımcı olacak büyücü doktor N'longa ile tanışacağı Afrika'ya kadar sürükler. Weird Tales'da. Howard'ın gelirine büyük katkı sağlayan ve kahramanlık fantezi türünün yazan olarak ona prestij sağlayacak yedi Kane hikâyesi basılmıştır. Howard'ın ikinci atılımı, 1928 yılında Fight trories dergisine sattiği "The pit of Serpent - Yılan Çukuru" ile oldu. Hikaye Howaed'ın en kişisel ve en tepeden bakan karakteri Steve Costigan üzerine kuruluydu. Bir dizi dövüş hikâyesinde, sağlam vücutlu denizci Costigan, beyaz bulldog köpeği Mike ile Asya denizlerine yelken açar. Steve, goril kadar çirkin, elle dövüş sanatları ustası, altın kalpli, çelik yumruklu ama taş kafalıdır. Howard'ın hareketli aksiyona düşkünlüğü, bu hikâyelerde, özellikle de bir boks maçında yaşanan ikilemleri, ödüllü dövüşleri ya da yabancı limanların arka sokaklarını yansıtırken oldukça işine yaramıştı. Bu tuhaf hikâyeler Hovvard'a hayatının ücretini kazandırmış ve Fight Stories, Action Stories, ardından da Jack Dampsey's Fight Magazine'in sayfalarında son derece popüler olmuşlardı. 1928'in sonunda, Hovvard'ın muhasebeci olması konusundaki tüm tartışmalar sona erdi. Costigan serileri düzenli bir gelir sağlarken, Howard da çocukluk karakterlerinden bir kaçına daha hayat verdi; Britanya'da Roma ordusuyla çarpışan Piktlerin Kralı Bran Mak Morn ile Doğuya seyahat eden ve El Borak adıyla tanınan silahşor Francis Gordon. Bu hikâyeler içerdikleri türlü şiddet, aksiyon ve tarihsel öğeler nedeniyle genellikle Weird Tales ve yan dergisi Oriental Stories'de yayınlandı. Howard her tarzda yazdı, hem de yetenekli, hızlı ve kelime başına ödeme yapan editörlerin hoşuna giden bir tutumlulukla. Bu Howard'ın onları nakavt ettiği anlamına da gelmiyor. Pek çok hikâyeleri için sık sık editörlerden fikir alarak bir sürü taslak hazırladı. Howard, içinden geldiği gibi, önsezilerine güvenerek yazıyor, çok hızlı üretebiliyor, hikâyelerini yazıp bir kenara koyuyor. sonra alıyor, elden geçiriyor, editörlere teslim ediyor, geri geldiklerinde tekrar düzenliyor ve başka yayınların editörlerine gönderiyordu. Bu çabaların sonucunda. Howard en ünlü karakterini yarattı, hem onu ölümsüzleştirecek hem de sonunu getirecek kahramanını... Robert. E. Howard en ünlü karakteri Kimmeryalı Conan'ı 1932de yarattı ve sattı. İlk Conan öyküsü Weird Tales'de çıkar çıkmaz hit oldu. "Kılıçtaki Anka" başlıklı öyküde, Conan çoktan Akilonya tahtına çıkmıştı. Sağ kolu olan adam diplomatik bir oyunla uzaklaştırıldığı zaman, Conan bir suikast planı karşısında savunmasız kalmıştı (büyücü Thoth-Amon'un yardım ettiği bir girişim). Conan bir hayalet tarafından uyarıldığında sözde katillerine ho.ş geldin demeye hazırlandı. Eski krala sadık kumpasçılar. yerleri onların kanıyla yıkayan yarı zırhlı Conan'a karşı, özellikle böyle vahşi bir savaşta, hazırlıksızdılar: Conan sırtını duvara verdi ve baltasını kaldırdı. Fethedilemez bir kale gibi ayakta dikiliyordu -bacaktan iki yana açılmış, bası ime uzanmış, bir eli duvara dayanmış destek alıyor, diğeri tuttuğu baltayı yukarı kaldırmış, çizgi çizgi kabaran iri damarlı kastan demir gibi kaskatı kesilmiş ve yüz hatları dehşet veren ölümcül bir öfkeyle gerilmiş- kanlı bir sis perdesinin ardında, gözleri korkunç bir şekilde parlıyordu. Adamlar sarsıldılar ne kadar vahşi, suçlu ve ahlaksız olsalar da onlar, uygar denen adamların soyundandı; oysa karşılarında bir barbar vardı-katil doğmuş biri. Geriye çekilerek sindiler: Ölmek üzere olan bir kaplan hâlâ öldürebilirdi. Kral Conan şüphelerini sezdi ve neşeyle, vahşice gülümsedi. "Önce kim ölecek?" diye mırıldandı, büzülmüş, kanlı dudaklarının arasından. "Kılıçtaki Anka" Howard'ın Conan öykülerinin bütün ilkel bileşenlerine sahip: büyü, macera, kılıç oyunları, politika ve en önemlisi de Howard'ın kendi felsefesinden bir parça: barbarlık sonunda zafer kazanmalı. Birçok öyküde Barbar Conan'ın, etrafındaki aristokratlardan daha onurlu ve şerefli davrandığını görüyoruz. Howard bu temayı önceki Kull öykülerinde ele almıştı. Nitekim, "Kılıçtaki Anka" aslında satılmamış ve yeniden yazılmış "Ben Bu Baltayla Hükmederim!" başlıklı bir Kull öyküsüdür. Yeniden gözden geçirilen Conan öyküsü şimdi doğaüstü öğelerin yanı sıra, gözü dönmüşçesine hızlı bir aksiyon içeriyordu ki bu da kahramanlık fantezisinin doğuşuydu. Bunu diğer hikâyeler izledi, her biri Conan'ın çeşitli mesleklerden oluşan kariyerinin ayrı bir evresinden ayrıntılar veriyordu: korsan, paralı asker, hırsız, gezgin ve kral... Weird Tales sayfalarında Conan eşi benzeri görülmemiş bir şekilde hit oldu. Mektup sayfasında Howard'a sık sık göndermeler yapılıyor, fanların ve yazar dostlarının övgüsünü kazanıyordu. Şimdi bile Hovvard, H. P. Lovecraft ve Clark Ashton Smith'le birlikte, Weird Tales'in "üç silahşörler"inden biri olarak anılıyor. Bu üç yazar, nitelikli ve özgün yazıların standardını ortaya koydular. Daha önce hiçbir yazar Conan gibi bir şey yaratmamıştı. Hem karakter hem de tür olarak bu tamamen orijinaldi. Howard çok çeşitli ve belli belirsiz kaynaklardan esinlenmişti. Bunu Clark Ashton Smith'e şöyle anlattı: "[Conan| tanıdığım adamların basit bir birleşimidir... Bilinçaltımdaki bir mekanizma çeşitli ödül avcılarının, silahşorların, içki kaçakçılarının, petrol kuyusu zorbalarının. kumarbazların ve temas kurduğum dürüst işçilerin baskın özelliklerini almış ve hepsini bir araya getirerek. Kimmeryalı Conan adını verdiğim karışımı yaratmıştır." Howard'ın, aslında var olmamış tarihsel bir dünyayı ve Amerikalı sıradan adam karakterini, hem de küçücük bir Texas kasabasında capcanlı oluşturabilmesi hayranlık uyandırıcı. Daha da anılmaya değer olanı, Howard'ın yazar olarak. Los Angeles. Chicago ya da New York gibi büyük yayımcılık merkezlerine taşınmadan başarı kazanmaya azmetmiş olması. Howard kurgusal edebiyat pazarını sonuna dek kullandı. Bir öyküsü reddedilip de geri geldiğinde, döner dolaşır, başka bir yayımcıya yollardı. Weird Tales'in editörü Farnsworth Wright, Howard'ın başlıca gelir kaynağıydı. Buna rağmen Howard, diğer dergilere ömür boyu hikâyeler satmaya devanı etti. 1934'de, Howard. yeni öyküler yazmak için Güneybatıya döndü. Action Stories'de, Breckenridge Elkins adlı dağ adamı hakkında ve karikatürleştirilmiş boksçu denizci hikâyeleri tarzında, başka bir popüler diziye başladı. İncelikli bir aksiyon komedi karışımı olan öyküler. Howard'ın ölümünün üstünden iki yıl geçinceye dek dergide çıkmayı sürdürdü. Howard modern westernler, ciddi westernle, hatta, doğaüstü açılımları olan acayip westernler yazdı. Uygarlığın yozlaştırıcı olduğunu vurguladı. Zaten bu. western mitosuna çok iyi oturuyordu. Bir Lovecraft Çevresi yazarı olan dostu August Derleth'le yaptığı yazışmalar, Hovvard'ın folklor, Texas tarihi ve aynı gelenek çerçevesindeki abartılı hikâyelere duyduğu aşkı gösteriyor: Her iki adam da karşılıklı bakış açıları hakkında birbirine bilgi verirken, Amerikan yerlilerinin yaşadığı güçlüklere anlayışla yaklaşıyor ve yerel kabileleri ayrıntılarıyla tartışıyorlardı. Nitekim, Howard'ın H.P. Lovecrafl'e yazdığı mektupları, onun soylu vahşi kavramını savunduğunu gösteriyor. Büyük Bunalımın ortasındaki ufak bir Texas kasabasında, yazar olarak hayalını kazanmaktaki büyük başarısına rağmen. Howard'ın ev hayalı hiç de tatminkâr değildi. Babası evden gittikçe daha uzun süre uzaklaştığından, verem hastası annesine bakmak için yalnız kalıyordu. "Karanlık haller" diye söz ettiği bunalımlar geçiriyordu. Birçok tanıdığı vardı ve arkadaşlık ettiği nice yazarla yazışıyordu: ama. ona yakın olup da açılabileceği pek az dosta sahipti. Annesi Haziran 1936'da komaya girdiğinde. Hovvard son bir dize yazdı: Her şey geçti gitti, her şey bitti; Öyleyse kaldırın beni cenaze ateşine, Lambalar söndü ve şölen bitti. 11 Haziran 1936'da intihar etti. Geride şiirleri dahil, tamamlanmış, ama yayımlanmamış öykülerden oluşan dopdolu bir dağarcık bıraktı. Otuz yaşındaydı. Howard, hayattayken, hiçbir yapıtının kitap halinde basıldığını görmedi. Ölümünden sonra ise, şükran dolu sevenleri, bir popüler kültür fenomeni oluncaya dek çoğaldı. l946'da, Arkham House, (H.P. Lovccraft'in eserlerini yayımlamak için kurulan yayımevi) Howard'ın bazı korku ve kara fantezi öykülerinin koleksiyonu olan Skull Face and Others'ı yayımladı. 1950'den başlayarak, Gnom Press, Conan öykülerini birkaç cilt halinde yayımladı: Conan the Conqueror, The Svvord of Conan, King Conan ve Corning of Conan. Altmışların sonunda, bir cep kitabı yayımevi olan Lancer serileri devraldı ve çok tutulan fantezi ressamı Frank Frazetta'nın çarpıcı kpaklarıyla yeniden bastı. Telif hakları sahibi Glenn Lord'un yardımıyla, Howard'ın büyük envanteri başka yayımcılar buldu. İlk defa, Howard'ın karakterlerinin koleksiyonları, tek ciltlik bir bütün halinde piyasaya sürüldü. Yetmişlerde fantezi pazarı büyüdüğünde, Howard'ın yapıtları birçok dile çevrildi ve dünyanın her yerinde yayımlandı. 1970'te Marvel Comics, Barbar Conan'ın 1. sayısını yayımladı ve 1 Howard'a yepyeni bir hayran kitlesi kazandırdı. Renkli çizgiroman, kardeş yayım siyah-beyaz çizgiroman dergisiyle birlikle (Conan'ın Yabani Kılıcı) 25 yıl boyunca çıktı ve koleksiyoncular taralından hâlâ aranıyor. Artan popülerlik, Arnold Schvvarzenegger'in başrol aldığı Barbar Conan filminin çekilmesine katkıda bulundu. Her şeyden öte bu, karakterin halkın kalbinde yer etmesini sağladı ve Conan, günümüzün en tanınmış edebi karakterlerinden biri olmaya devam ediyor. Robert E. Hovvard ve eserleri, yirminci yüzyılın sonunda, akademisyenler tarafından ciddi olarak incelendi. Tematik olarak, Ernest Hemingway ve Jack London gibi yazarlarla pek çok ortak noktası vardı. Az ve öz düz yazım tarzı, arkadaşı pulp yazarı Raymond Chandler'la karşılaştırılıyordu. Dünyası Hiborya Çağı, Tolkien'in Orta Dünyası kadar ayrıntılıydı. En önemlisi, Howard'ın kılıç ve büyü de denen kahramanlık fantezisi, daha önce yayımlanan her tür eserden farklıydı. İçine büyülü ya da "acayip" (weird!) öğeler katılmış bir tarihsel kurgu kombinasyonu... Öyküleri, pek azı onun ustalığına yaklaşan bir sürü taklitçi doğurdu. Yine de sonuç olarak, eleştirilere maruz kalan Howard, bir dizi düşük düzeyli yazarla aynı kefeye konuldu ve ya ciddiye alınmadı. Yazarları, bilginleri ve koleksiyoncuları Howard'a çeken, üretken bir yazar olması ve gerçekçi, dolaysız bir mekân duygusu yaratma yeteneğiydi. Öyküleri rahat okunuyor ve özgünlük hissi yayıyorlardı... Ama Howard'ın en göze çarpan hüneri aksiyon tasvirleriydi; Az sayıda yazar, Hovvard'ın ünlü olduğu, o insanı diken üstünde tutan ve dudak ısırtan aksiyon sekanslarının yanına yaklaşabilir. İster kumsalda iki korsan arasında bir kılıç dövüşü olsun, bu isterse binlerce katılımcıyı silip süpüren büyük bir savaş... Öyküyü diyaloglara dayanarak anlatına kabiliyetiyle birleşen şiddete yönelik şiirsel becerisi, onu, yirminci yüzyılın en büyük macera yazarlarından biri yapıyor. Yazan: Mark Finn Lâl Kitap'ın Conan 1 ve 2 sayılarında yayınlanan Robert E. Howard: Yalnız Fantazi Yıldızı yazısından alınmıştır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ADnet Reklamları | Siz de reklam verin ![]() |
|