|
Cuma, 07 Temmuz 2006 |
Sayfa 2 toplam 5 Taha Kıvanç aslında gerçek bir isim değildir. Gerçeği Bülent Şirin'dir. O zamanki sahibi Alaaddin Kaya'nın teklifi üzerine, çıkmaya başladığı Kasım 1986'da başına geçip daha sonra onüç yılını geçireceği Zaman gazetesinde Kulis'i başlatan Bülent Şirin'dir. Şirin kısa zamanda tanınır ve ilgiyle okunur. Ancak, bir süre sonra deşifre olduğu için Şirin kimlik değiştirmek zorunda kalır: "Şirin benim kızımın adı, Bülent de sevdiğim bir isim. Bülent Şirin imzalı kulislerin benim tarafımdan yazıldığı çok yaygın bir bilgi haline gelince ben de yazıları kestim." Aradan bir süre geçtikten sonra o alandaki ihtiyaç sürdüğü için isim değiştirilerek yazılara devam edilir. Taha Kıvanç böyle çıkar ortaya: "Taha benim oğlumun adıdır." Aslında Bülent Şirin de gerçek değildir. Bu isimlerin baş kahramanı anne ve baba tarafı da Yugoslavya Prizrenli esnaf bir ailenin çocuğu, gazeteci Fehmi Koru'dur. Kendisine göre Taha Kıvanç'ın Fehmi Koru olduğunun anlaşılması ile Türkiye'nin en çok bilinen sırrı deşifre edilmiş olur.
Aile, Prizren'den gelme
Prizrenli Hüsnü Bey, çocuklarıyla beraber Türkiye'nin daha doğrusu İzmir'in yolunu tutar, kolonyacılık yapar. Daha sonra çocuklar da baba mesleği olan kolonyacılığı devam ettirirler. Muzaffer Bey (Fehmi Koru'nun babası) de kardeşleriyle beraber bu işle meşgul olur. Diğer taraftan bir başka Prizren'li, Durak Efendi (Ütin) de, Yugoslavya'daki hayat şartlarının elverişsiz olması sebebiyle Türkiye'ye gelir: "Babam Türkiye'de doğdu, annem ise orada doğup buraya geliyor. Ama her ikisinin aileleri de Prizrenli." Ütin ailesi burada daha iyi şartlarda yeni bir düzen kurarlar kendilerine. Kısmet bu ya, Hüsnü Bey'in oğlu Muzaffer ile Durak Bey'in kızı Ganimet Hanım tanışıp evlenirler. Çiftin adını Fehmi koyacakları bir çocukları gelir dünyaya 1950'de; onu da sonraki yıllarda Vecdi ve Naci takip eder .
Okul çağı geldiğinde ailesi onu Kemal Reis İlkokulu'na kaydeder önce. Koru iyi bir öğrencidir: "Birşey olacağım belli idi ama ne olacağımı ilkokulda düşünmemiştim." Sonrasında İzmir İmam Hatip Lisesi'nde devam edecektir tahsil hayatı. Burada Zaman'ın eski Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Aymaz'la olan beraberliği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nde de devam edecektir. Koru, faal bir üniversite dönemi geçirir. Üniversiteyi bitirdiği 1972'nin sonlarında İstanbul'a gelen Koru Fatih Gençlik Vakfı'nın kuruluşunda çalıştıktan sonra sanayi alanıyla iştigal eden özel bir şirkette çalışma hayatını sürdürür. 1975'te ise, 28 Şubat sürecinin de etkisiyle akreditasyon listelerinden çıkaracakları Fehmi Koru'ya askerler ocaklarının kapılarını açarlar.
Tuzla Piyade Okulu'nda askerliğini kısa dönem olarak yapar. Dönüşte yine kitap kokan işler yapmaya devam eder. Akyay-Kaynak Yayınları'nı arkadaşlarıyla kurarak aralarında Necip Fazıl'ın kendi sesiyle okuduğu şiirlerinden oluşan bir plağın da bulunduğu eserler yayınlar. 1977-78 yıllarında dil öğrenmek için gideceği İngiltere ise daha sonraki hayatında faydalarını göreceği bir pencere açacaktır Koru'ya. Dil öğrenmesini ona, Turgut Özal söylemiştir. Koru, Özal'la, 1977 seçimlerinde siyasete ilk giriş denemesini yapacağı sırada tanışmıştır. Daha sonraları, gazetecilik okumak üzere bir kez daha gideceği İngiltere'den dönünce, bu sefer Arapça öğrenmek için 7-8 ay kalmak üzere Suriye'ye gider. Suriye'deki dönemi ise "onun İslam dünyası ile ilgili fikriyatının oluşacağı" dönem olacaktır. İngiltere'de ve daha sonraki yıllarda gideceği Amerika'da Batı toplumlarını yakından tanıma imkanı bulur Fehmi Bey.
|