Türkçe Bilgi

(Sözlük 648.124 İngilizce ve Türkçe terim içermektedir.)
Perşembe 24-Temmuz-2008 14:16:17
Bulunduğunuz Sayfa: Anasayfa arrow Kim Kimdir? arrow F arrow Fehmi Koru
Fehmi Koru
Perşembe, 06 Temmuz 2006

Yazının Diğer Sayfaları
Fehmi Koru
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5


Gazeteci-Yazar. Uzun yıllar Zaman Gazetesi'nde Ankara temsilciliği ve köşe yazarlığı yaptıktan sonra son iki yıldır bu görevi Yeni Şafak Gazetesi'nde sürdürüyor.ABD Harward Üniversitesi mezunu.Dış literatüre vakıf olmasının yanında, bilişim teknolojisine yakınlığı ile biliniyor. Taha Kıvanç takma adıyla kulis yazıları yazıyor.

Çok bilinen sır: Fehmi Koru
Cemal A. Kalyoncu
Aksiyon 11 Mart 2000

"Ben çok iddialı olduğum konularda yanıldığımı zannetmiyorum; ama iddiasız olduğumda da zaten iddiasız olduğumu, yazdıklarımın ihtiyatla karşılanması gerektiğini mutlaka belirtirim... Mizacen fazla kavgacı birisi değilim. Zorda kalmasam, ihtiyaç olduğunu düşünmesem hiç bir zaman başkası ile kalem kavgasına girmem... Hikmet Çetinkaya ile karşı karşıya gelişim Türk basını açısından büyük bir talihsizliktir."
Arşiv gazeteciliğin en temel özelliğidir. Bu ille yazılı olmak zorunda değildir, hafızalarda yer eden küçük ayrıntılar da birer arşiv bilgisidir gazeteci için.

Emin Çölaşan, 26 Kasım 1996'da gazetesi Hürriyet'in kendisine sansür uyguladığının ispatlanması halinde hemen o gün bu mesleği bırakacağını yazar: "...Eğer gazetemin benim yazılarımdan, cümlelerimden ve hatta sözcüklerimden birine sansür uyguladığını kanıtlarsa, kanıtlamanın da ötesinde bir tek belirtisini gösterirse, ben bu mesleği o gün bırakırım."

Önceki gün baktım Emin Çölaşan hala Hürriyet'teki yazılarına devam ediyordu. Çölaşan'ın o yazısının devamı da var. Sürükleyici bir yazı olduğu için, kopamadım: "Çünkü onurlu ve şerefli bir gazeteci, yazısındaki her sözcüğün sahibidir. Bir tek satırına sansür uygulanması bile, onun derhal istifa etmesini gerektirir. (...) Eğer basında yazılarının sansür edilmesini kabul edip içine sindiren 'köşe yazarları' varsa (!) onlar zaten haysiyetsizdir."

Aradan dört yıl geçer. Çölaşan'ın yazısı gazetesi Hürriyet tarafından sansür edilir. Çölaşan internetin azizliğine uğrayacaktır. İnternetteki yazı ile Hürriyet'teki yazı birbirini tutmamaktadır. Ama sansür hiç kimse tarafından farkedilmez. Bir kişi hariç: Taha Kıvanç.

Doğrusunu söylemek gerekirse sansür bütün gazetelerde vardır ve her gazetecinin başına her an gelebilen birşeydir. Ama Çölaşan'a uygulanan sansürü farklı kılan, onun dört yıl önce yazdığı yukarıdaki satırlardır. Taha Kıvanç, Emin Çölaşan'a, uygulanan sansür olayını belleği ve arşivi sayesinde 'yakalayıp' gözler önüne sermiştir.

Taha Kıvanç için basındaki en iyi hafiyelerden birisidir demek de yerinde bir tespittir sanırım. Onu başarılı bir hafiye-gazeteci kılan özelliklerin başında onun çok okuyan, en küçük ayrıntıları dahi gözden kaçırmamaya çalışan, sürekli gözlemleyen ve daha önemlisi bilgisayar teknolojisinin çok iyi bir kullanıcısı olması gelmektedir. Türk basınında bilgisayarı ilk kullanan gazetecilerden biri belki de ilki olmasının ona verdiği desteği, çok işine yarayan arşivleme ve bilgiye kolay ulaşma aşamasında olmaktadır. Hafızasının kuvvetli olması da Kıvanç'ın işinde bu kadar başarılı olmasının sebeplerinden bir tanesidir. Bütün bunlar ortaya bir hafiye gazeteci portresi çıkarır.

Baba oğul gazeteci!!

Bunların sonucunda Türk basınının en çok taklidi yapılmayı hak eden yazarıdır da Kıvanç. Babası ve kardeşi olduğunu iddia eden Reha Baha Kıvanç isimleri ile birebir taklit edilir. Taha Kıvanç'ın bu kadar kıskanılmasının sebebi Türk basınına getirdiği ve 'kulis' adını verdiği tarzdır esasında: "Kulis Türk basınında daha önce bilinen bir yazı türü değildi. Ben yabancı basını yakından izlediğim için Anglosakson basınında var olan bir yazı tarzını taşımak istedim Türk basınına." Peki ne vardı Kulis'te? "Burada çatık kaşlı olmayan yumuşak bir yaklaşımla, bilgi kırıntıları, haber kırıntıları, okunan kitaplarda karşılaşılan önemli, ama kimsenin o ana kadar farketmediği ayrıntılar, seyredilen bir film, katılınan panel... Bütün bunları, yani hayatın içinden oluşumları bir sütuna taşıma işini ben başlattım. Bu alışılmış bir şey değil, aslında kolay taklit edilir bir şey de değil." Taha Kıvanç haklıdır. Bu kadar geniş alanda kulis yazmak tek kişinin harcı değildir. O yüzden başka gazetelerde ona öykünerek başlatılan uygulamalarda, ekonomik, siyasi, kültür kulisleri yazılır, ama herbirini ayrı ayrı kişiler yazar. Taha Kıvanç işte bunu getirir Türk basınına, her şeyden yazan bir kulis yazarıdır o. Bu yüzden midir bilinmez, biraz komploculuk da vardır onda. Komplocudur; ama bu komplocu yanı ihtiyatı elden bırakmasına neden değildir: "Ben çok iddialı olduğum konularda yanıldığımı zannetmiyorum; ama iddiasız olduğumda da zaten iddiasız olduğumu, yazdıklarımın ihtiyatla karşılanması gerektiğini mutlaka belirtirim."

Kavgayı sevmez ama...

Taha Kıvanç'ın bir özelliği daha vardır. Kıvanç'ın kalem kavgaları oldukça meşhurdur. Onunla kavga etmemiş gazeteci sayısı çok değildir: "Ben aslında mizacen fazla kavgacı birisi değilim. Zorda kalmasam, ihtiyaç olduğunu düşünmesem hiç bir zaman başkası ile kalem kavgasına girmem. Zaten Türkiye'de kalem kavgalarının tadı da kalmadı." Kıvanç, Can Ataklı, Bekir Coşkun, Serdar Turgut ve daha birçok isimle kalem kavgası yapar. Kavga ettiği iki kişi daha vardır ki... "Hikmet Çetinkaya ile karşı karşıya gelişim Türk basını açısından büyük bir talihsizliktir." Kalem kavgasına giriştiği diğer bir isim ise Emin Çölaşan'dır. 1990'lara kadar iyi arkadaş olan ikilinin arası, Çölaşan'ın 'kendisi gibi düşünmeyenleri karalamaya başlaması' ile bozulur.





 
< Önceki   Sonraki >

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin